anket

1993-1995 eğitim-öğretim yıllarında 1000′i aşkın İzmir Kız Lisesi öğrencisinin ders notlarımız hakkındaki anket görüşlerinden bazı örnekleri takdim ediyoruz. Bunu, Din Kültürü derslerinin, daha ciddi bir şekilde verildiğinde daha ne kadar güzel insani sonuçlar ortaya çıkarabileceğinin bir göstergesi olarak sunmak istiyoruz. (Not: Bu blogda bazı bölümlerini verebileceğimiz bu ders notları ve bu anketler 1996 yılında Çağlayan Yayınları tarafından “Düşünce Prizması” adı altında yayınlanmıştır.)

“Ben pek Allah diye bir şeyin olduğuna inanmıyordum. Bu notların bana çok fazla yararı oldu. Şimdi ise eskiden Allaha inananlardan daha fazla bir inancım var”

“Eskiden ahirete inanmıyordum fakat bu derslerden sonra inanmaya başladım. Çünkü dünyadaki kötülüklerin cezasız kalmayacağını anladım. Eskiden Tanrıya isyan ediyordum; ailem yüzünden… “Allah bunları görmüyor mu, neden bana bu yaşta böyle dertler veriyor, ağar Allah varsa bunları görmüyor mu?” diyordum. Fakat şimdi sığınmaya ihtiyaç duyduğumda Allah’a sığınıyorum. Çünkü tek sevdiğim O!.. Bana sevgi vermedikleri için, sevmesini bilmiyordum. Ama şimdi Allah’ı sevmesini öğrendiğim için tüm insanları da seviyorum…”

“Allah’a inanıyordum fakat şüphelerim vardı. Allah’ın neye benzediğini ve nasıl oluştuğunu çok merak ederdim. Sanat ve sanatkar delili bana her şeyi açıkladı…”

“İnancıma çok etkisi oldu. Arkadaşlarımın bazısı ahirete inanmıyordu, ben de etkisinde kalmıştım. Fakat derste işlediğimiz konular ben çok düşündürdü. Şimdi gerçekten dirilmeyi inanıyorum. Namaz kılmaya da başladım, insana huzur veriyor.”

“Ben Allah’ın yaptığı haksızlıklara çok sinirlenirdim ama bu derslerden sonra bunlar kalktı.”

Bu ders benim ruhumu ve kafamı dinlendiren bir ders oldu. Neye inandığımı doğru dürüst bilmiyordum. Şimdi dünyaya bakış açım değişti. Ölümden korkardım şimdi bir arkadaş gibi bakıyorum. Televizyonda reenkarnasyondan etkilenmiştim, derslerden sonra bu düşüncemi atabildim.”

“Maddi durumum çok iyi benden kötü olanlar var. Ve ben eskiden daha çok isterdim. Şimdi ise durumlarıma şükrediyorum. Üç şerefeli minare örneğinden sonra, ailem beni daha çok takdir etmeye başladı. Ben çok kaprisli şımarık kendini beğenmiş bir kızdım. Varlığıma, para gücüme dayanıyor, tapıyor, daha çok istiyordum. Bunlardan yavaş yavaş kurtulup insanlara daha çok önem vermeye başladım.”

“Teksirler sayesinde dine bakış açım tamamen değişti. Önceden din deyince tüylerim ürperir, karanlık ve ucu görünmeyen bir mağara olara görürdüm. Halbuki teksirler sayesinde o mağaranın ucunda ışık olduğunu farkettim. Gerçek bilgiyi bu dönem öğrendik…”

“Ben bu derslerden önce inancımın tam olduğuna inanmıyordum çünküa namaz kılmanın gereksiz bir şey olduğunu düşünüyordum. Ama anladım ki namaz bir su bir hava kadar gerekli. Namazın bu kadar faydalı olduğunu bilmiyordum. Ve inşallah yerine getirmeye çalışacağım. Annemin değerini de anladım.”

“Din bilime karşıdır diye düşünüyordum. Üç kitap meselesine uymaya çalışıyorum. Fizikten kimyadan sıkılınca bu üç kitap meselesini düşünüyorum. Bu dersler hem din hem fizik hem kimya bütün dersleri gellşitiriyor. Farklı düşünmeyi öğrendim. Edebiyat derslerinde bile teksirlerdeki örneklerle açıklamalar yapıyoruz. Teksirlerdeki düşünceler nedeniyle bu dönem derslerimde daha başarılıyım ve teşekkür bekliyorum.”

“Güneşin yansıdığı su ve cam parçacıkları, 24 altın örneği, çamur ve karbondioksit yiyen ağaç, ölümün sonun sonu oluşu, üç şerefeli minare, insanın solucanlara yem olmaması, namazın eli kolu kötülüklere karşı bağlaması, üç kitabın aynalı prizma olması… örnekleri çok etkiledi. Bu teksirler hayat boyu faydalı olacaktır.”

“Ortaokuldayken Din Kültürü derslerine girmekten hiç hoşlanmazdım ve bıkardım. Çünkü bize hep dinin yasaklarından, dindeki kısıtlamalardan söz ederlerdi. Dinimizin güzelliğini fazla anlatmaz, bizim gözümüzü korkuturlardı. Ben de Din Kültürü dersinden adeta nefret ediyordum. Çünkü dinin her şeyi kısıtladığı kanaatına varmıştım. Fakat burada öğretmenimizin derste anlattıkları verdiği örneklerle sanki din dersini dersini ilk defa görüyormuşum gibi, dinimize büyük bir yakınlık duymaya başladım. Derste öğretmenimizin söylediği her kelime beni çok büyük şekilde etkiledi. Bu dersler sayesinde, Din Kültürü derslerinden korkmak yerine, dinimizi çok iyi tanıyıp, dinimize karşı şu an kelimelerle anlatılamayacak bir sevgi ve saygı duyuyorum. Eski düşüncelerimi hatırladıkça çok utanıyorum.

Bu teksirler benim hayatımda çok büyük değişiklik yaptı ve yapacak. Mesela birinci yazılı notlarım düşük geldi. Bu da bende büyük bir ilgisizlik yarattı. Fakat teksirler sayesinde azimli ve hırslı olmayı ve yılmamayı, durumuma şükretmeyi öğrendim. Derslerime daha önem verdim. İngilizceden 87 puan alarak kurtardım. Bu da bende büyük bir sevince neden oldu ve ders çalışmaya yöneltti.

Ayrıca “Olumsuz yanlarımızdan bile olumlu güzellikler çıkarabiliriz” sözü benim ilgimi çekti ve hoşuma gitti. Çünkü bu cümle gerçekten kendini tanıyan bir kimse için çok şey ifade eder. Ben de ailemden uzak olduğum için, kendi kendimi derinden yıkıyor, ağlıyor ve okuldan ayrılmayı düşünüyordum. Bu bölümü okuyunca durumuma hep olumsuz olarak baktığımı, burada bulunmamın iyi yönleri olduğunu da doüşündüm. Bu da bana büyük bir cesaret verdi. Ve şimdiye kadar sabırla bekledim. Annemle babama kavuşmama az zaman kaldı. Kendimdeki bu sabıra ben bile şaşırdım!..”

“Ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Tek kelimeyle dersler harika! …. de sanki bir manyetik çekim gücü var!.. Tıpkı güneşin gezegenleri döndürmesi gibi. Kendimi din yönünden aydın gibi görüyordum. Halbuki ben mum gibiymişim. Bu dersler beni floresan yaptı. İnancımda bir oturma bir yerleşme oldu. Derslerden ve teksirlerden sonra ibadetlerden bambaşka bir zevk ve tad alıyorum. Müslümanlığımın bilincine vardım. Zorlamadıkları halde bendeki değişikliğe ailem çok sevindi. Gelecek kardeşlerime derslerinizi tavsiye ediyorum.”

“Düşüncelerim çok yoğun ama anlatamıyorum. Aklen bir arayış içindeydim, tatminsizlikteydim. Şimdi beynime yeni bir mekanizma yerleştirilmiş gibiyim. Her şeyde olduğu gibi bakış ve yaşantı alanında da yenilendim. Çiçekten hayvanlara kadar her şeye karşı saygılıyım. Sanatkarın sanatını incitmemek için söz ve davranışlarıma dikkat ediyorum. Lokma’nın izlediği geliş aşamalarını düşünüyor daha bir lezzet alıyorum.

Derslerime de çok faydası oldu. Lisedeki dersler çok sıkıcı demişlerdi. Tabi bu bir gerçek. Ama üç kitap örneğinden sonra, sıkıldığım anda bu örnek aklıma geliyor, anında kafamı topluyorum, derslerimi çok seviyorum. Öyle ki bölüm seçmede ne kadar kararsız olduğumu anlatamam. Hele bilimsel dersler çok hoşuma gidiyor. Allah’ın yarattığı bu evrenin inceliklerini öğrenmek istiyorum. Orta okulda fen bilgisi derslerini hiç sevmezdim. Şimdi severek çalışıyorum. Ruh ve cin çağırma ile uğraşan arkadaşlarımı aydınlattım, artık uğraşmıyorlar. Anneme babama namaz konusunu anlattım, bu bakış açısına hayret ettiler, çok sevindiler. Diğer konuları da anlattım. Şimdi ailemle karar verdik, her akşam teksirlerden bir sayfa okuyorum onlara. 10 yaşındaki kardeşime sanat delilini anlattım, bayıldı resmen. Misafir gelen orta üçteki arkadaşıma anlattım, ailesi de dinledi, seneye kızlarını bizim liseye vereceklerini söylediler. Bir arkaşıma namazın usanç vermediğini açıkladım, fikrini değiştirdiğini belirtti. Teksirleri arkadaşıma verdim. Orta okul din kültürü öğretmenime de verdim, konuların akışına hayran kaldı, anlayıp anlamadığımı sordu ben de anladığımı söyledim.

Allah’ı tanımayan Kuran’ı saçma bulan bazı arkadaşlarımla çalışmam iki hafta sürdü ve hala da sürüyor. İlk önce teksirlerin saçma sapan olduğunu söylediler. Ben tabi çok üzüldüm. Onlara hiç bir şey verememenin acısı içindeydim. Üç gün sonra sınıfıma geldiler. Çok şaşırdım. Fikirlerini değiştirmişlerdi. Teksirleri benden ödünç istediler, sıra sıra okumuşlar, çok etkilendiklerini söylediler. Allahın varlığı ve sanat delili konusu sayesinde şimdi onlar da inanıyorlar. İsimlerinin yazılmasını istemediler. Asıl nedeni, yakın zamana kadar inanmamış olmaktan utanç duymalarıdır.”

“Kalbim inançlarım ve duygularım çok farklıydı. Daha önceleri bir inancım yoktu. Yaşadığımdan bile emin değildim. Hiç bir şeyi hissetmiyor ve hiç bir şeye bağlanamıyordum. Kimsenin beni sevmediğini düşünüyor, kendimi yanlız ve kimsesiz hissediyordum. Bu yüzden ben de hiç kimseyi sevmiyordum. İnanacak bir şey bulamıyordum. Önceleri ateist idim daha sonraları hıristiyan oldum. Allah’a inanmıyor öyle bir şey yok diyordmu. Daha sonra yabancı şehirlerden bir çok arkadaşım oldu ve benim hıristiyan olmamı istediler. Ben de tutunacak bir dalım olmadığı için kabullendim.
Fakat hala anlamadığım şey beni kimse müslümanlığa davet etmedi! Belki de bu olaylar bu yüzden gerçekleşmişti. Ders yapmaya başladığım ilk haftadan bugüne değin müslümanlığı kabullendim.
Davranışlarım tümüyle değişti. Daha önceden, nasıl diyeyim, aileme arkadaşlarıma tanıdığım tanımadığım herkese baş kaldırır asilik yapardım. Şimdi ise her şey farklı artık! Tanıdığım tanımadığım herkese iyi davranıyor ve yetişkin bir hanımefendilik sergiliyorum. İnsanlara da artık iyimser gözlerle bakıyorum. Okullar ilk açıldığında yukarda dediğim gibi bir şey düşünmüyordum. Teksirlerin derslerime de etkisi oldu ve artık geleceğimi de düşünüyorum. Ve okulda dinlediğim tüm konuları ailemin dinlemesini de sağladım.”

“Teksirleri okuyunca kendimi Allaha daha yakın hissettim. Artık duygularım karman çorman değil. Bilakis düzgün. Karmaşık duygularda olduğum zaman teksirlere bakıyorum. Aklımdaki düşünceler iyice değişti. Eskiden televizyonda gördüğüm süslü, şaşalı yaşama özenir ve “Allahım! Hep onlara verirsin benim hakkım yok mu?” derdim. Oysa teksirleri okuduğum zaman bunun sadece göz boyamaca olduğunu anladım. Gerçeğin ve güzelliğin sadece ibadetli bir yaşamda olduğunu anladım. Sözlerimde eskiden küfürler vardı ama teksirler bu huyumdan beni vazgeçirdi. Hayatıma büyük bir yenilik getirdi. Bütün arkadaşlarıma teksirlerin örneğini verdim anlattım.”

“Olumsuz yanlarımızdan bile olumyu şeyler çıkarabiliriz” konusunun etkisi altında kaldım. Örnek verecek olursam, daha bu okula yeni geldiğim için, ailemden ilk defa ayrıldığım için bu okuldan nefret ediyordum ama bu konuyu işledikten sonra kendimi şanslı hissettim. Bu okula ne zor şartlar altında olup da gelemeyenleri düşündüm. Okulun eğitim yönünden faydasını da düşünerek olumlu yanlar çıkardım.”

“Din Kültürü derslerini hiç sevmezdim. Ama şimdi farklı bakmaya başladım. Teksirleri ilk okumaya başlayınca da içimden ibadet etme arzusuyla dolup taştım. Ben dine hiç bir zaman böyle bakmamıştım. Bu teksirleri ciltlettireceğim, nasip olursa çocuklarıma ve torunlarıma okuyacağım. Geleceklere ulaştırmaları için onlara vasiyet edeceğim.

Teksirler ve anlatımlar, tüm derslerimde başarımın artmasını sağladı. Dersleri daha iyi anlamamı, derslerde dersi kavrayabilmemi sağladı. Mesela fen dersini çalışırken, embriyonun hikayesi aklıma geliyor ve bir bakıyorum ki o konu bitmiş, bilgileri kapmışım, hem de hiç zorlanmadan. Daha önceleri bu konuları anlamak için saatlerce çalışırdım. Ama derse kalkınca anlatamazdım. Şimdi öyle mi? Artık dersleri şakır şakır ezberleyebilirim. Sözlüye kalkınca cin kesiliveriyorum her soruyu yapabiliyorum. Kısaca ders ve teksirler, anlama ve kavrama yeteneğimin artmasını ve derste başarılı olmamı sağladı.

Arkadaşlarım okumak için aldılar iki hafta sonra elime geçti. Meğerse hepsi okuduktan sonra bir de fotokopi çektirmişler. Bir arkadaşım Allaha inanmazdı, namaz kılmaz oruç tutmazdı. Çok üzülüyordum buna. Din dersime yardımcı olması için evime davet ettim, teksirleri eline tutuşturdum ve okumasını istedim. Aradan bir saat geçti hala okuyordu ve sonra şöyle dedi: “Bunu senden bi rgünlüğüne alabilir miyim? Hayatımda hiç böyle yaklaşım görmemiştim! Okuduğum yerlerle fikirlerim o kadar değişti ki sana anlatamam!” O günden sonra tüm kitabı okumuş bir de fotokopi çektirmiş. Geldi ve anlatmaya başladı. Artık o da Allahın yüceliğini namazın kutsallığını öğrenmiş, günde beş defa namazını kılmaya da başlamış, sürekli Allaha şükrediyor. Peygamberimizin değil adını tüm hayatını ezberlemiş”.

“Ben teksirlerden bir iki tanesini hristiyan olan yengeme anlattım ve çok etkilendi. Müslüman olmayı düşünüyordu benim anlattıklarımı dinleyince daha da heveslendi. Ve sonunda da Müslüman olacak. Ateist olan arkadaşıma da göstereceğim.”

“Teksirlerin inancıma katkısı oldu. Ölümden düne kadar korkuyordum ve bu dünyadan gitmek istemiyordum “Keşke ölmesek!” diyordum. Ama artık olumlu bakıyorum. Bir gün ablam otururken kendi kendine: “Ne zaman öleceğiz? Keşke ölmesek! Ben bu dünyadan gitmek istemiyorum!” diye üzülüyordu. Laf aramızda kalsın ağlıyordu. Ben de bu teksirleri okumadan önce ölüme ablam gibi bakıyordum, okuduktan sonra korkmamaya başladım.

Şimdi olaya dönelim: Ablam öyle üzülüyordu. Aklıma teksirlerdeki ölme dirilme örnekleri aklıma geldi. Başladım abalma okumaya. Önce ablam: “Bana ne! Okuma! O kağıt parçalarındaki yazılar benim düşüncemi mi değiştirecek?” dedi. Ben dinlemeyip okumaya devam ettim. Dinlemiyor gibi gözüküyordu. Sonra dikkatle gözünü bile kırpmadan hayretle dinlemeye başladı. Bana hak verdi ve “Çok mükemmel yazılar!” dedi.

Gelelim kuzenime… 8 yaşında küçük tatlı bir kızdır. Bize gelmişlerdi. İkide bir annesine: “Allah kimdir, ne iş yapar? Kime benziyor?” diye sorular soruyordu. Ben onu odaya çektim. Allahın kimseye benzemediğini teksirlerdeki örneklerle bir bir anlattım. Olumlu karşılayıp bir daha öyle sorular sormadı.

Bu teksirler verilmeseydi, ablamın kuzenimin ve benim kafalarımızı kurcalayan konulara ışık tutamayacaktık!”

“Teksirlerden sonra kalbime bir ferahlık geldi sanki aklım büyüdü. Ailemle daha yakınlaştım. Bilgileri onlarla paylaştım. Üniversite imtihanlarına hazırlanan teyzemin kızına verdim, okuduktan sonra sınava daha da bir zevkle hazırlanmaya başladı. Bir okulun müdürü fotokopisini çekip ulaştırmak istiyor. Komşulara bu konuyu açtığımda, ilgiden şaşırmıştım. Herkes sanki ağzımdan bal akıyor gibi beni dinliyordu. O yüzden çok sevindim. Sanki ben bir öğretmen onlar da öğrenciydi. Hiç kimseyi düşünmeyen bir arkadaşıma açtığımda zamanla herkesi seven bir insan olmuştu.”

“Din Kültürü dersini önceki yıllarda sadece geçiştirme bir ders olarak görüyordum. Bu ders bana hiç tat vermiyordu. Klasik ve pasif geliyordu. Annelerimizden babalarımızdan duyduğumuz kulaktan dolma düşünceleri tekrar ediyorduk. Ancak teksirlerde sadece Kuran hakkında değil evren ve insan hakkında da bilgileniyoruz. Ayrıca bizlere verilen güven sadece bu ders değil, diğer derslerde de başarılı olmamızı sağlıyor.

Bu teksirlerle İslamiyete yaklaşım şekli kalbimizin nasırlaşmış yerlerini yumuşattı, Allaha olan duygularım daha da samimileşti. Allahın yaptıklarında bir değil bin hikmet bulunduğunu anladım. Eskiden her olaya bakarken bakar kör gibi bakıyordum. Derslerden sonra bunu anladım. Ve bunlarla huzur buluyorum.
Teksirlerdeki örnekleri diğer derslere aktararak daha çok anlamamı sağlıyorum. Örs-çekiç örneğindeki gibi demirciler gibi bilgileri önce okuyarak yumuşatıyorum. Daha sonra bilgilerin zihnime tam olarak yerleşmesi için yazarak çalışıyorum. Ve demircilerin demire en son zerafet kazandırdıkları gibi son bir kez okuyorum. Kağıtlarım ve kalemim örs ve çekiç, arasında kalan da nefsimin kötü not alma gibi, televizyon eğlence gibi istekleridir.

Bir arkadaşımla bir okula gidip 5 kadar öğretmen ile anket yaptık, teksirlerimizin fotokopilerini dağıttık ve sözlü olarak da anlattık”

“Öğretmen olan babam bu teksirleri okudu ve çok beğendi. Örnekleri öylesine beğenmişti ki, bir gün tatil için erken gittiğimde dersine girmiştim. Örs ve çekiç örneğini öğrencilerine anlatıyord. Bu anlatılanlar o kadar güzel ve akıcı ki, insan öğrenince demek ki başka birine de anlatmak istiyor.”

“İnsanın değerini bu kadar arttıran, sonsuzluğa giden yolun kapısını açan ve ölümü bile insana bir sanat eseri gibi gösteren bir dersi sevmemek mümkün mü? Dinin insanla evrenle ve var olan hiç bir varlıkla çelişki oluşturmadığını daha iyi anladım. Farklı bir bakış açısı kazandım. Artık eşya ve varlıklara sadece görünen yüzlerinden değil, onların içerdikleri manaları anlamaya çalışarak bakıyorum. Diğer insanlara, Rabbimin bir eseri olduklarını düşünerek bakıyorum. Her olayda anında sinirlenen, kötü olaylar karşısında çok sabırsız, geveze ve kıskanç biriyken, şimdi değiştiğimi sanıyorum. İnsan konusu etkiledi beni. İnsan ne müthiş bir varlıktı öyle!…Anneme ablama ve arkadaşlarıma teksirleri okudum. Gerçekten etkilendiklerini gördüm.

“Düşüncelerimin penceresini dar bir kalıptan kurtardı, geniş bir pencere sağladı, derslerime daha çok çalışma hırsı sağladı. Dinin baskı içermediğini anlattı. Arkadaşlarımı topladım ve onlara gösterdim, anlatmaya çalıştım. Hepsi çok etkilendiler, ne söyleyeceklerini şaşırdılar ve resmen dilleri tutuldu. Bir arkadaşım da fotokopilerini çektirdi.”

“Eskiden Din derslerinde sadece dua ezberliyor ve kitaba bağlı kalıyorduk. Oysa şimdi Din derslerini iple çekiyorum. Her şeyi kapsayan ders işliyoruz. Ailem ve arkadaşlarım görselerdi onlar da seveceklerdi. Arkadaşlar arasında “En çok sevdiğiniz der nedir?” diye soruyorlar. “Din dersi!” diyorum. Şaşırıp kalıyorlar. Ama teksirleri gösterdiğimde benim haklı olduğuma karar veriyorlar. Ne zaman görseler derslerdeki gelişmeleri soruyorlar. Namazın hiç düşünmediğim yönlerini öğrendim. Kılmıyordum ama bundan sonra kılmayı düşünüyorum”.

“Keşke ilkokuldan başlayarak din dersleri böyle işlenebilse ve öğrenciler kafalarında cevaplanmamış bir soruyu liseye getirmeseler. İnsanlarla ilişkilerimde daha ölçülü ve daha samimi davranmaya başladım. Hayretle gördüm ki hata yapmamak için gayret göstermeye başlamışım. Dünya görüşümde ise en büyük değişiklik: Ben Allah için hiç bir şey yapmadığımın farkına vardım. Sadece ders çalışıyordum. Her dönem takdir almama rağmen, bir eksiklik olduğunu hissediyordum. Bunu ibadetle tamamlayabileceğimi anladım. Diğer bir deyişle: Kuran evren ve insan kitaplarının üçünü de bağrıma basmam gerektiğini anladım.”

“Bu teksirler benim kafamdaki soru işaretlerinin cevap anahtarı ve inançlarımın doğru olup olmadığını ölçmemi, doğruyu bulmamı sağladı. Kimseyi kırmamaya çalışıyorum. Daha önceleri böyle değildim. Namaz kılmaya da başladım. Mahalledeki komşu kız arkadaşlarıma da, aileme de anlatıyorum konuları. Kitabı incelemesi için Din Dersi öğretmenime verdim fakat kitabımı vermiyor çünkü daha çok incelemek istiyor. Kendi öğrencilerine de anlatacağını söyledi. Bir kişi ile pek çok kişi bunlardan yararlanmış olacak.”

“Daha önceleri sadece yaşlı insanların namaz kılıp Kuran okuduklarını düşünürdüm. Fakat her yaşdaki insanın namaz kılabileceğini öğrendim. Önceleri insanlarla anlaşamıyordum. Herkese soğuk sert davranıp onları tersliyordum. En ufak bir şeyde ağlıyordum ve kalabalıktan nefret ediyordum. Kendi odamda tek başıma oturur hiç kimseyi sokmazdım. Çünkü odam benim için bir sığınak gibiydi. Şimdi ise öyle değil. İnsanlarla daha iyi anlaşıyoruim ve iyi davranıyorum. İnsanlardan da artık kaçmıyorum. Kişiliğimde en çok değişme olan bir dönemdi benim için bu sene. Kimi zaman mızmız kimi zaman serseriydim. Ama artık kendi karakterimi buldum. Dünya görüşünde önceleri çoğu kez ölmeyi denedim. Ama her zamanki sakarlığım buna engel oldu. Çoğu kez niye ben hala yaşıyorum diye ağlardım, bıkmıştım artık bu hayattan. Şimdi ise öyle değil. Geleceğe daha sıcak ve umutla bakıyorum. Bu teksirlerin bize ömür boyunca yardımcı olacağına inanıyorum. Bunları tüm insanların okumalarına yardımcı olmalıyız.”

“Önceleri dini zorlayıcı bir ders olarak görüyordum. Çocuğuna zorla yemek yediren bir anne gibi; canavar gibi, sırf dinin namazdan ibaret olduğu anlatılması beni dinden soğutuyordu. Ama bu düşüncem şimdi teksirlerden sonra sarsıldı. Beni tatmin eden noktaları buldum. Sevap kazanmanın tek yolunun namaz olmadığını özellikle üç kitaba uygunlukla daha iyi anladım. Nelerin doğru nelerin yanlış olduğunu, nasıl ahlaklı olunacağını öğrendim. Hayvanları sevme yolunda bile adım attım. Örnek: Kuşumun sesi çıksın diye onu sıkıyordum, ayaklarından aşağıya sallandırıyordum. Şimdi “Ben canimiydim?” diye düşünüyorum. Şimdi onu çok seviyor, rahat etmesi için elimden geleni yapıyorum.

Teksirleri Din Dersi öğretmenime gösterdim. Önce çok şaşırdı. Sonra çok yararlı bir yapıt olduğunu niye böyle bir düşünceye yönelik bir şeyler yapmayı akıl edemediğini söyledi ve kutladı. Fotokopi yaptı belki öğrencilerine de çektirecek. Ayrıca okuyamadığı bölümlerde bazılarını anlattım. Bu kadar iyi ve çabuk kavrayabilmeme şaşırdı. Küçük kardeşim bile harika dedi okudu. Her yaşa hitap eden harika bir kaynağa sahipmişim meğer ben!”

“Müslümanlığı sadece Allah’a ve Kuran’a duyulan saygı ve ibadet etmek olarak görüyordum. Fakat doğaya ve insanlara karşı sevgi de Müslümanlığın bir gereğiymiş. Bunu öğrendikten sonra her şeyi ve herkesi, dost-düşman ayırımı yapmadan sevmeye başladım. Dinin diğer bilimlerle ilişkisini öğrenince, matematik ve fen derslerine ilgi duymaya başladım. Çünkü bu dersleri sevmiyordum. Gelecek dönem eminim ki kaldığım matematik ve fen derslerini iyi notlarla geçeceğim. Annem 24 altın örneğini ve ilgili bölümü okuyunca namaza başladı. Ölümden korkuyordum, bundan kurtuldum. Arkadaşıma reenkarnasyon yazısını anlattım. Buna inanıyordu. Biraz zorlansa da sonunda o da kabul etti.

“İlk başlarda konular verilen örnekler çok saçma geliyordu. Bunların beni ilgilendirmediğini düşünüyordum. Hatta bazen sizin, beynimizi yıkamaya çalıştığınızı bile düşünüyordum. Bu yüzden derslere katılmadım. Daha sonra anlattığınız bir konu dikkatimi çekti ve dinlemeye başladım. Verdiğiniz örnekleri derinlemesine düşündüğümde mantıklı geldi. Konular o kadar detaylı ve akıcı işlenmiş ki buna hayran kaldım. Bütün önyargılı fikirlerimden kurtuldum. Derslerinize ilgi duymaya başladım.”

“Geçmiş yıllarda basmakalıp verilen her şeyi doğruluğuna inanmadan öğrenme zorunluluğu, bu dersin itici gelmesinin nedenlerinden birisiydi. Allahı tanımanın ve sevmenin bir zorunluluk değil, severek yapılacak bir görev olduğunu bu derste öğrendik. Bu derste yüreğimize bir terazi yerleştirildi. İyiyi doğruyu kötüyü yanlışı artık kendimiz tartabileceğiz.”

“Bu okula yatılı bir öğrenci olarak geldim. Daha önce hiç ailemden uzak kalmamıştım. Buraya gelince büyük bir moral bozukluğu ve bunalım içindeydim. Derslerimde zorlanıyordum. Bir yandan da yatılılığa alışma zorunluluğu beni çok zorladı. Bunlardan ancak, bu okuldan ayrılmakla kurtulabileceğimi düşünüyordum. Bu derslerle birlikte şimdi, her şeyin üstesinden gelebileceğime inanıyorum. Bütün fikir ve duygularım değişti. Etütte bu derslere girmeyen arkadaşlara okuttum. Hepsi de hayran kaldılar. “Keşke biz de görsek bu dersleri!” dediler.”

“Beni o kadar etkiledi ki!.. Bu yazıyı hazırlarken kılmadığım namazların tutmadığım oruçların acısı içinde ağlıyorum… Bu konuda fazla bir şey yazamıyor anlatamıyorum!…”

Yorum Yapın

Yorum yapmak için giriş yapmış olmalısınız.