2000-2003 yılları arası 3 yıllık uygulama
1-DİN VE DİNLER
Konu: 1- DİNİN TANIMI (1.Ünite)
Allah tarafından, Cebrail aracılığıyla Vahiy alan Peygamberler vasıtasıyla, akıl ve irade sahibi insanlara, iki
dünya mutluğunu kazandırmak için gönderilen ilahî kanun ve kurallar bütünüdür.
2-DİN VE İNSANLIK: (Dine olan ihtiyaç)
İnsanın yaratılışında, doğasında bir yaratıcıya inanma, ibadet etme, sığınma, güç ve yardım isteme duygusu vardır. Özellikle zor durumda kalan ve felaketlerle karşılaşan insan, Allah’a daha çok sığınır, dua eder, yar dım ister. Hz.Adem’den bugüne kadar insanlık mutlaka bir dine inanma ihtiyacı duymuş, inanmamış bir toplum gelmemiştir. Allah ve Din inancı baskı altına alınabilir ancak vicdanlardan inanma duygusunu söküp atmak imkansızdır. Doğru inanç öğretilmezse, yanlış inançlar yerleşir. İnanç konuları mantıklı delillerle ve güzel söyleşi lerle anlatılmalıdır.
Dinin en önemli etkileri şunlardır:
İnsanın benliğine ve hayatına anlam ve amaç kazandırması, “Ben kimim?”, “Nerden geliyorum?”, “Nereye gidiyorum?”, “Dünyada bulunuş amacım nedir?” sorularına cevap vermesi, insana ruh bütünlüğü kazandırması. Din insana huzur, güven, sabır ve güç kazandırır. Sınırlı, aciz, zayıf ve sınırsız ihtiyaçları olan insan, ancak Allah’a imanla huzur bulur ve güç kazanır ve zorlukların üstesinden gelir. Din insanı güzel ahlaklı yapar. İyilikleri yapan, her türlü kötülükten uzak kalan bir insan haline getirir. Din toplum hayatına huzur, birlik beraberlik ve gelişme kazandırır. Suçların azalmasını yardımlaşmayı, dürüstçe ve üreterek çalışmayı sağlar.
3-İSLAM DİNİ AÇISINDAN DİNİN GELİŞMESİ
Din, topraktan yaratılan ilk insan ve ilk Peygamber olan Hz.Adem birlikte var olmuştur. Kıyamete kadar sürecek olan bu dinde, Allah’ın varlığı, birliği, öldükten sonra diriliş, insanın sorumlu olduğu ve hesaba çekileceği inanç esasları, değişme yen temel ilkelerdir.
İnsanlar bu ikelerden-inançlardan saparak, zulüm ve ahlaksızlığa düştüğünde bir Peygamber gelmiş insanları dinin özüne çağırmıştır. Peygamberler dünya sanatlarında da insanlara rehberlik etmişlerdir.
İslam, Hz.Adem’den Peygamberimize kadar gelen dinlerin ortak adıdır. Ona Tevhid (Allah’ın birliği) dini denir. Din tertemiz bir su kaynağı gibi saf doğmuş, fakat zamanla insanlar, İlkel dinlerde, Yahudilik ve Hıristiyanlıkta olduğu gibi, o suyu bulandırmış, ilave ve eksiltmeler yaparak aslını bozmuşlardır. İslam ise ilk orijinal şekliyle günümüze kadar gelmiş ve kıyamete kadar değişmeden evrensel olarak kalacaktır
Konu: 1- İLKEL DİNLER (2. Ünite: Dinler ve Özellikleri) Dönem: 1, Sınav: 1, Sınıf: 9
İlk Din, Hz. Adem Peygamber ile başlamıştır. Allah Adem’i mükemmel bir varlık olarak topraktan yaratmış, akıl sahibi yaparak, dünya hayatıyla ilgili bütün bilgileri vermiştir. Bu açıdan bakılınca, yeryüzündeki ilk insan Allah tara fından eğitilmiş, öğretilmiş ve yeryüzünde medeniyet kurmak üzere görevlendirilmiş bir Peygamberdir ki, iddia edildiği gibi asla yabanî bir insan değildir. Hele kıllı bir maymun asla olamaz. Canlıların kromozomları ve gen haritaları belirlenmiştir. Varlıklar arası türden türe geçiş ve değişim mümkün olamaz.
Peygamberler, insanları inanca ve ahlaklı bir hayata çağırdıkları gibi, dünya işlerinde, günlük uğraşlarda ve teknoloji konularında da insanlara öncülük ve rehberlik yapmışlardır. Mesela, Haz. Adem çiftçilerin rehberidir. Hz.Adem ile başlayan Din Tevhid Dinidir. Tevhide, Allah’ı birleme demektir. Buna tertemiz yaratılışa uygun olan anlamında “Hanif Dini” de denir.
Kur’an, insanın bu Tevhit dinini kabul etmeye yatkın bir yaratılışta (Fıtratta) yaratıldığını belirtir (30/30). Adem’den sonra gelen bütün Peygamberler hep aynı temel inanç esasları üzerinde durmuşlardır.
DİNLER İKİ ŞEKİLDE ELE ALINIR:
1-İlahî Dinler: Allah tarafından Vahiy alan Peygamber aracılığıyla gönderilen dinlerdir. Bunlara gökten ge
len anlamında Semavî Dinler de denir. Bunlar 3 tanedir: Yahudilik, Hıristiyanlık, İslamiyet. Yahudiliğe girmek mümkün olmadığı için diğer iki din yaygınlaşmıştır.
2-İlahî olmayan dinler: Peygamberi ve kutsal kitabı olmayan dinlerdir. İlkel dinler, Çin ve Hint Dinleri gibi.
İLKEL DİNLER
Özellikleri: ilk insanlar Peygamber eğitimiyle dünyayı tanıdılar. Asla ilkel dine sahip değillerdi. İlkel din anlayışına, Peygamber öğretisinden uzak kalmış; Afrika, G.Amerika’nın belli bölgelerinde rastlanırsa da araştırmalar pigmeler arasında bile bir tek yaratıcı inancının gözlendiğini belirlemişlerdir.
Asıl ilkellik, insanların Peygamber eğitiminden ve Hanif dinden uzaklaşmayla ve ilk orijinal vahyin insanlar tarafından değişmesiyle başlar. Bu sebeple insanlık, sapıtarak ilkelleşmiş ve ilkelleştikçe başka Peygamberle uyarılmışlardır. İslamiyetin evrensel inanç ilkelerinden her sapma insanı insanlığı hep ilkelleştirir. Özellikleri ve inançları şunlardır:
1-Kutsal kitapları ve peygamberleri yoktur,
2-Kabilenin ismi aynı zamanda din ismidir,
3- Bölgeseldir, doğ duğu yerle sınırlıdır, yayılmamıştır,
4-Kabile ve din değiştirilmez,
5-Büyüye, büyücüye inanılır,
6-Yüce tanrı her şeye hükmeder,
7-Ruhlar değişik şekillerde yaşar.
Mana: Doğaüstü gizli güç,
Tabu: Mana gücü olan insan, hayvan veya eşyaya dokunma yasağı.
Totem: Kutsal sayılan canlı-cansız varlık,
Şaman-Kam: Dini ayinleri yöneten, büyü yapan. kötü ruhları kovan din adamı
Konu: 2-ÇİN DİNLERİ
Çin Dinlerinin en önemli özelliği, atalara saygı, bağlılık ve tapınmadır. Baba, din gibi sevilir. İmparator göğün oğlu sayılır. Ataların ruhlarından yardım beklerler.
1-Konfüçyüslük: Konfüçyüs (M.Ö.479) kurdu. Öğretmendi, temel amacı insanları iyiye doğruya yöneltmek, güzel ahlaklı yapmak, sosyal bir düzen ve güzel siyaset -yönetim oluşturmaktı. Sözleri 4 kitap haline getirildi.
Temel inançları ve ilkeleri: “Tien-Gök Tanrı”, her şeyin üstünde yaratıcıdır ve tabiat düzenini sağlar. Bereketin kaynağı olan Toprak ana tanrıçadır. Atalara, geleneklere bağlılık çok önemlidir. Aile ve toplumda insanlar arası ilişkiler ahlak temellerine dayanmalıdır. Günah ve kötülükler cezasız kalmaz, dünyada verilir.
Beş temel erdem: İyi, doğru, edepli, akıllı, güvenilir olmak.
2-Taoizm: Lao – tzu ( M.Ö.6.yy). Temel amacı, inzivaya çekilerek gök yüzüne ulaşmaktı. Kitabı: Tao-Te-King’dir. Tao: Yaratıcı prensip, te: insan, King: Kitap demektir.
Temel inanç ve ilkeleri: Tao’ya “Ana” denir. Her şeyin temeli, yaratıcı güçtür, her şey ondan meydana gelmiştir. Akılla kavranmaz. İnsan Tao’ya benzemeye çalışmalı, iyi, doğru ve dürüst olmalı, içindeki kötü tutkuları atmalıdır. Tabi attaki düzene uygun yaşamalıdır. Kötülüğe karşı iyilikle cevap verilmelidir.
Konu: 3-HİNT DİNLERİ
1-Hinduizm: Brahmanizm de denir. Toplumun kast sistemine göre tabakalara ayrılması demektir.
Belli inanç ve ibadet sistemi yoktur. Herkes istediği gibi ibadet yapar. Bu yüzden Yoga ve Meditasyon, ineği ve Ganj nehrini kutsal sayma, arınmak için orda yıkanma, ölünce cesedi yakıp külünü kutsal sayılan Ganj nehrine dökme gibi uygulamalar vardır.
Kast sistemi:
1-Brahmanlar (Din adamları)
2-Prensler ve askerler
3-Tüccar ve esnaflar
4-İşçiler ve sanat karlar
5-Paryalar-Köle ve insan sayılmayanlar. Buna göre üst sınıflar alt sınıfları kolay yönetebilmek için böyle bir sistem geliştirmişlerdir. İnsanlar doğuştan geldikleri alt sınıflar da sabreder ve hizmet ederler, öldükten sonra , başka bir bedenle, dünyaya, üst sınıflarda tekrar geleceklerine ve her gelişte tekamül ederek, ruhun olgunlaşacağına, arınacağına ve üst sınıflara yükseleceğine inanırlar. Bu inanışa “Tenasüh-Reenkarnasyon-Ruh göçü denir.
İslam’da Ruh göçü yoktur:
a-Ayette dünyaya geri dönüşün olmadığı açıkça belirtilir(23/100;44/56)
b-Peygamberimiz, şehitlerin tekrar dünyaya gönderilip tekrar şehit olmak istediklerini fakat Allah’ın buna izin vermeyeceğini belirtir.
c-Adalet açısından da bu mümkün değildir. Çünkü insan hangi bedeniyle işlediklerinden sorumlu tutulacaktır?
d-O tarafa gidip gelen hangi insan bir daha kötülük işler. Önceki kötülüklerinin cezasını kim çekecektir?
e-İmtihan açısından da imkansızdır. Allah, herkesi eşit olarak, görmeden inanmakla bizi imtihan etmektedir.
f-Bilimsel açıdan şimdiye kadar kanıtlanmış hiçbir olay yoktur. Bu tür iddialarda bulunanlar, psikolojik olarak farklı ruha sahip olanlardır. Bilinçaltındaki çocukluk bilgilerinin hatırlanması olarak yorumlanmaktadır.
g-Aslında fena da olmazdı. Peygamberler, büyük adamlar geri gelseler de yardım etseler(!)..Bu anlayış inanç boşluğu içinde bulunan veya medyatik olmak isteyen üç beş insan tarafından savunulur ve filimlerde görülür.
2-Budizm: Kurucusu Buda (M.Ö.534). Prensti, dışarıdaki yoksulluğu ve acıları görüp sarayı terk etti, 6 yıl ormanda inzivada yaşadı. Sonraları Buda Tanrı mertebesine yükseltildi ve heykelleri yapıldı.
Temel felsefesi: Hayatın gerçeklerini anlamak için bedenle ilgili bütün arzu ve isteklerden kurtulmak gerekir
Kast sistemi ve tenasüh doğru değildir. Esas amaç Nirvana’ya ermektir der. Bu, iç huzuru elde etmek, ruhun kurtuluşa ermesi acılardan kurtulması demektir. Buna ulaşmak için, insana acı ve ıstırap veren dünya hayatı ve zevkleridir, bunlardan vazgeçmek gerekir.
Nirvana’ya ulaşmak için şu 8 yol gerekir: Doğru söz, doğru davranış, doğru geçim, doğru muhakeme, doğru murakabe, doğru anlayış, doğru düşünce, doğru niyet.
YAHUDİLİK Musevilik.Millî bir Din Dönem:1, Sınav:1, Sınıf: 9
DOĞUŞ
Hz.Musa,İsrailoğullarını, Mısırdan çıkardı, denizi yararak Firavun dan kurtadı, Filistine yerleştridi. Hep sürgün yaşadılar (1947′deİsrail kuruldu) Yahuda Yakubun oğlunun adı, bu yüzden Yahudi dendi. Yakub tanrıyı güreşte yendi İsrail ismi verildi.
PEYGAMBER
Yakup ve oğlu Yusuf, Musa ve kardeşi Harun, Davud ve oğlu Süleyman, Zekeriya ve oğlu Yahya
Sina’da,Tur da ğında Musaya 10 Emir geldi. Hz.Davud Kudüsü başkent yaptı Hz.Süleyman da ünlü mabedi.
KİTAP
Tanah (genel),
Tevrat(Tora),
Talmut(Açıklaması),
Zebur (Davud)
Babil baskının da, Kudüs yangını oldu, tevrat yandı, katip Ezra kendisi yazdı. (Tevrat da bugün böyle der) Tevratı yere düşüren, 30 gün oruç tutar.
İBADET GÜNÜ
Cuma akşa mı başlar, Ct. sabah biter. Tanrı Yehova alemi 6 günde yarattı ve Sebt (Ct) günü dinlendi
İBADET YERİ
Sinegog, Havra, Ağlama duvarı (Süleyman Peygamber yaptığı mabed, MS. 70 de Yıkıldı diye ağlarlar). Dua İbranice
DİN ADAMI
Hahamlar Rabbaniler, din hizmeti yürütürler. Mezuza: kapıda asılı el sürülen tevrat sayfası
DİNİ SEMBOLLER
Menora:Yedi kokollu şamdan: (7 Peygamber), Kipa: (takke), İki üçgenYıldız: (Davud Peyg.mührü) Perçem: Saç, melek tutup cennete sürükler.
TANRI İNANCI
Tanrı Yehova (Yahve, Adonay) sadece Yahudilerin tanrısı. Yahudileri seçmiş, üstün yapmıştır. Diğer insanlar efendi-kral olarak seçilen Yahudilerin hizmetkarlarıdır. Elahim, diğer insanlara bakar.
PEYGAMBER İNANCI
Tevrata göre Peygamber, sıradan biridir; içki içip zina yapabilir. Tevratta da bir Peygamberin içki içip yakınlarıyla zina ettiği halen yazılıdır. Zekeriya ve Yahya Peygamberi öldürdüler. İsayı öldürmek istediler Yahudiler İsa’ya karşı çıktı çünkü, Davud soyundan, Yahudileri dünyaya hakim yapacak bir kral bekliyorlardı. Ayrıca İsa “Şekilci olmayın, mabed ticaret yeri değil” diyordu. Yahuda isimli havarisi ihanet etti, yerini söyedi. Peygamber ise ölmez deyip çarmıha gerdiler. . (İslam inancında Allah tarafından diri olarak semaya çekildi, ihanet eden İsa’ya benzetildi İsa diye onu öldürdüler.)
DİĞER İNANÇLAR
Yahudiler seçkin millet, Yahudi olunmaz, doğulur, Mesih-kurtarıcı gelecek ve dünyada Tanrının krallığını kuracaktır. 8.gün sünnet yapılır, domuz yasaktır, cumartesi günü ateş yakmaz, çalışmaz et yemezler. Bazılarında ahiret, kader, melek inancı yoktur veya zayıftır.
HRİSTİYANLIK (İsevîlik-)Teslis inancı
Hristiyan:Yunanca Hristos (Mesihe bağlı olan). İbranice Maşiah (Kutsal yağla yağlanan, Kral-Mesih)
DOĞUŞ
İsa, Filistin-Nasırada Meryemden babasız doğdu.Yahudiler iftira attı, isa kundakta konuştu. 33 yıl Havarilere anlattı. 3 asır Baskı ve işkence gördüler 313 de kral Konstantin dini kabul etti.
PEYGAMBER
İsa, tanrı oğlu olduğu için, din getiren başka peygamber yoktur. İsa’ya ilk inananlara Havari denir.
İlk incili, İsa bana göründü görev verdi diyerek üçleme-teslis ile yorumlayan Pavlus’dur.
KİTAP
Rahipler çok incil yazdılar. (MS 325 İznik’de hepsi yok edildi. Matta, Markos, Luka, Yuhanna kabul edildi.
Bugün bile İncil’de Peygamberimize işaretler bulunmaktadır.
İBADET GÜNÜ
Sabah -Akşam
Pazar:İsa,diriliş günü
Noel:25 ara lık 6 ocak)
Paskalya
İBADET YERİ
Kilise,
Manastır,
Meryem ana,
Evlerde ibadet köşesi,
Nikah kilisede kıyılır.
DİN ADAMI
Rahip,
Rahibe,
Peder,
Keşiş,
patrik
Papa, (İsanın yerdeki tek yetkilisi)
Mezhepleri: Katoliklik, Ortodoksluk, Protestanlık, (Roma) (Bizans) (Alman M.Luther)
DİNİ SEMBOLLER
Haç işareti (Stavroz),
İkon (Meryem isa resmi),
Evharistiya veya Ökarist:Kİisede ekmek şara-ba banıp yenir.
(İsa’nın son ak-şam yemeği:Ekmek İsa’nın eti, şarap da kanı)
TANRI İNANCI
Teslis (Üçleme) Baba-oğul-kutsal ruh.
Tanrılaştırma Sebebi: Pavlus’un yazması, Babasız oluşu, bebekken konuşması, Mucizeler göstermesi.
Baba yaratır, Oğul kurtarır, Kutsal Ruh takdis eder
PEYGAMBER İNANCI
İsa,Tanrının oğlu olarak, insanlığı kurtarmak için geldi, günahlara keffaret olsun diye kendini feda etti, çarmıha gerildi. 3 gün sonra dirildi, 40 gün kaldı, günah affı yetkisi verdi ve göğe, babanın yanına çıktı. Tekrar dünyaya inip, kurtaracak.
DİĞER İNANÇLAR Asli Günah :Havvanın cennette şeytanla işbirliği yaparak yasak meyva yemesinin ve Adem’e yedirmesinin günah lekesi doğanlara geçer.
Vaftiz: Asli günah sebebiyle bebeğin ya da Hristiyanlığa girenin kutsal su ile yıkanması.
Günah çıkarma:Rahip kafes arkasında, günah itirafını dinler ve İsa adına affeder.
Afaroz: Rahipler, kiliseye karşı geleni, lanetler, dinden kovar. Enterdi:Topluca afaroz etmek
Endülijans:Af-Cennet belgesi
Engizisyon: Mahkemeler.
Domuz yenir, sünnet olunmaz.
Ruhbanlık:Ayrıcalıklı Din adamı sınıfı, evlenmemek, dünyaya küsmek, uzlet içinde inziva hayatı yaşamak.
İSLAMİYET-Müslümanlık (Tevhid inancı-Evrensel Din)
DOĞUŞ
Hz.Muhammedin, 571 de doğduğu Mekkede puta tapma ve her ahlaksızlık vardı (Cahiliye). Ona Emin dendi. 610 vahy geldi. 3 yıl gizli davet. Açık davette işkence yapıldı. 622 Medineye Hicret. Bedir Uhud Hendek savaşları ve Mekke alındı. 632 Medinede vefat. İslam 3 kıtaya yayıldı.
Ehli Kitap:Diğer iki dinde olana denir. Kur’an 3 din mensubunu diyaloga çağırır. (3/64)
PEYGAMBER
25 peygambere inanmak şart. Hz.Muhammed son Peygamber Miraçta diğer Peygamberlere namaz kıldırmıştır. Hz.İbrahim ve İsa onu müjdeledi. İncilde O’na Ahmed ve Faraklit-Kurtarıcı dendi. Allah kainatı, O’nun hürmetine yaratmış, Habibim demiş, ezanda ismi anmış, Şefaat hakkı vermiştir.
KİTAP
Kur’an, değişmedi, Son, Mükemmel, Evrensel, (Bütün zamana, mekana insanlara), Allah tarafından korunma garantisi altında, Zaman ihtiyarlar, Kur’ an gençleşir, İlimlere öncülük yapar. İnsanın her sorununa çözüm üretir, dünyada huzur ahirette cennet kazandırır.
İBADET GÜNÜ Cuma, Bayram namazları… Peygamberimiz, ilk cuma namazını, Hicret sırasında Kuba mescidinde kıldırdı.
İslamda her gün ibadet günüdür. Her gün 5 vakit farz ve sünnet-nafileler.
Hac:İhram, Vakfe, Tavaf, Mina, Safa-Merve, Müzdelife, Şeytan taşlama, Zemzem, Hacerul-Esved
İBADET YERİ
Cami, Mescid, mabed, selatin (Sultanların yaptırdıkları camiler), külliye (kampüs gibi)
Yeryüzünün her yeri bir mescid kabul edilmeli, yani mescid gibi, her yer her zaman, namaz kılmaya hazır, tertemiz durumda olmalı.
Kâbe:Diğer adı Beytullah (Allah evi)
Hadis:Evi mezar yapmayın, Kuran okuyun, Namaz kılın
DİN ADAMI
Müezzin
İmam
Hoca
Alim,
Hafız
Vaiz,
Müftü,
Müctehid
Müfessir
Muhaddis
Mütekellim,
Fakih
Evliya,
Şehid
DİNİ SEMBOLLER
Minare, Şerefe,
Alem, Mihrab,
Minber,Kürsü,
Mahfil, Mahya,
Şadırvan,Secca
de,Tesbih, Sarık
Cübbe,Takke,
Gümüş yüzük,
Hatim, Misvak,
Lıhye-i Şerîf,
Hırka-i Saadet.
ALLAH İNANCI
Allah Bir’dir,
Muhtaç değildir,
Doğmadı, Doğurulmadı,
Bir şeye benze-mez ve görünmez Bir insan bedenine girmez
Bir milletin değil, bütün insanların Rabbidir (İhlas süresi).
PEYGAMBER İNANCI
Peygamberlerin 5 sıfatı vardır:
Sıdk: Doğruluk
Emanet: Güvenilirlik
Tebliğ: Ayetleri aynen Anlatır
Fetanet: İnsanların en akıllısı
İsmet: Masum-Günah işlemezler
Peygamber sıradan biri değil, O günah işlemez. Ama insandır, tanrı veya oğlu da olamaz. (Abduhu-Rasuluhu denge getirdi. Hıristiyanların ifratla insanı tanrılaştırmalarına, Yahudilerin tefritle Tanrıyı insanlaştırmalarına karşı…)
DİĞER
İNANÇLAR Her doğan günahsız doğar. Kimse başkasının günahıyla suçlanamaz. Günahları tövbe ile ancak Allah af eder, aracıya gerek yoktur.
Ruhbanlık yoktur. Ayrıcalıklı Din adamları sınıfı, af, lanetleme, cennet belgesi verme yetkisi yoktur.
Çarmıh olayı:İsa öldürülmedi, hain kişi ona benzetildi onu öldürdüler İsa canlı olarak göğe çekildi (4/157)
Mesih inancı: Bedenle gelmesi gerekmez. Hristiyanlık, İslam inançlarına yakınlaşacak, inanç, ahlak ve bilimde birlik olacak demektir.
İslam, her konuda Denge getirmiştir. Dünya-Ahiret, Ruh-Beden, Din-İlim dengesi, Duygu-düşünce ve bütün davranışlardaki denge ve ölçü gibi. İsraf ve cimriliğin, cömertlik ve tutumlulukla dengelenmesi vb
Mezhepler, Peygamberimizin, farklı söz ve davranışlarından kolaylık olması için dini ilimlerle doğdu. Esaslar aynı, fark detaydadır. Bu, İslamda fikir özgürlüğünün ve evrenselliğinin ve gelişen çağa uyum sunmanın bir göstergesidir.
İtikad (inanç) mezheplerimiz: Maturidi, Eş’ari
Amel (İbadet ve hukuk) mezheplerimiz:
Hanefi, Şafi, Maliki, Hanbeli (Bilginlerinin adıyla anılırlar)
Konu 6: Türklerin İslamdan Önceki Dinsel İnanışları
Farklı din ve inançların bulunduğu coğrafyada, onlara uymayıp kendi kültür ve geleneklerine bağlı kaldılar
Tanrı inancı: Göktürk ve Uygur gibi Türk devletlerinde “Gök Tengri” inancı vardı. “Gök” yüce demekti. Bu Tanrı tektir, yaratıcıdır, başı ve sonu yoktur, öldüren ve dirilten, yol gösterendir. Yardım eder ve cezalandırır.
Ruh anlayışı: Ruh öldükten sonra ebedi yaşar. Gökyüzü iyi ruhların ödüllendirileceği mutluluk yeri, yerin dibi de kötü ruhların cezalandırılacağı ceza yeridir. Ayinler ve törenlerle ruhlarla irtibat kurduklarına inanırlardı.
Tabiat anlayışı: Hem tabiat hem de vatan anlamına gelen, Doğadaki gizli güçler anlamına gelen Yer-Su kavramıyla tabiat kutsallığı ve koruyucu ruhlar anlatılır. Ayrıca dağ, orman ve ağaçların kutsallığına da inanırlardı.
Ahlak anlayışı: Doğruluk, cömertlik, misafirperverlik, yardımseverlik, iyilik yapmak, çalışkanlık vb. ilkeleriydi. Cinayet, hırsızlık, zina, savaştan kaçma, yalan yere yemin, dedikodu gibi davranışlardan kaçınır, yapanlara ce zalar verirlerdi.
Cesaret, yiğitlik, askerlik, savaşçılık, Vatan Sevgisi en önde gelen özellikleriydi.
Atalara saygı: Büyüklere saygı küçüklere sevgi gösterirlerdi. Ataların mezarlarına önem verirler, ruhlarına kur ban keserlerdi.
Şaman, Kam: Ayin ve törenleri yöneten, Ruhlarla bağlantı kurduğuna ve doğuştan gelen bir yetenekle
Gök Tengri’den yetki ve güç aldığına inanılan, hastalık da tedavi edebilen, sihir bilen kimselere verilen isimdir.
Nevruz kutlaması: Şaman başkanlığında ilkbaharda meydan çadırı kurup bayram kutlar at kurban ederlerdi.
Yuğ: Bayramlarda ve ölüm yıldönümlerinde yapılan ayindir. Kurban kesilir, tanrıya süt ve kımız sunulurdu.
Kurban: Ölenin arkasından sevdiği hayvanı kurban eder ziyafet verirlerdi
Müslüman olmalarının temel sebebi: İnanç, ahlak ve cesaret gibi konularda İslamiyetle uyuşmalarıydı. Abbasiler bu özellikleri sebebiyle, Türklere hem idarecilik hem de komutanlık görevleri vermişler, Tavas savaşında Türklerin yardımını görmüş ve yakınlaşmışlardı.
Konu 7: Son Din Müslümanlık 1 Dönem:1, Sınav:2, Sınıf: 9
İlk Müslümanlar Hz.Hatice, Hz.Ali, Hz.Zeyd, Hz.Ebu Bekir
MEKKE DÖNEMİ önemli olayları:
3 yıl gizli davet yapıldı. Evlerde (Dârul-Erkam) gelen ayetler gizlice okunuyordu. Hamza ve Ömerle 40 kişi ye ulaşınca ayet geldi ve açıktan davet ve tebliğ yapılmasını istedi. Peygamberimiz bir tepeye çıkarak, çevresine toplananları Allah inancına davet etti. Amcası Ebû Lehep alay ve hakaret etti. Eşiyle yoluna ateş ve diken atıyordu.
İşkence ve baskılar: Peygamberimiz Kâbe’de namaz akılarken üzerine işkembe veya tükürük attıkları ba zen üzerine çullandıkları olurdu. Yasir ve eşi Sümeyye ilk şehid olanlardı. Oğlu Ammar, putlarının ismini söyleyerek kurtuldu. Peygamberimiz bunun inancına zarar vermediğini söyledi. Bilal kumlara yatırıldı, üstüne taş konurdu. Zayıf ve arkası olmayanlar, Cafer’le Habeşistan’a, Hıristiyan kral Necaşi’nin yanına gönderildi
Peygamberimize yapılan teklifler: Müşrikler, bir gün senin tanrına tapınalım bir gün de sen bizim putları mıza diye teklif edince, Kafirûn süresi geldi ve sizin taptıklarınız ise benim taptığım bana diye cevap verildi Sonra taktik değiştirerek, istediğin servetleri, makamları, kadınları verelim dediler Peygamberimiz: Bir omzuma güneşi diğer omzuma ay’ı koysanız yine davamdan vazgeçmem diye cevap verdi.
Hüzün yılı: Peygamberimiz 50 yaşında iken, Hicret öncesi, amcası ile eşini kaybetti
Taif’de taşlanması…Peygamberimiz Mirac’a çıktı Namaz verildi.
Hicret yeri ve yılı: Mekk’den Medine’ye, 622. Hz.Ali yatağına yatmıştı Ebu Bekir ile mağaraya girdiler. Örümcek ağını ve güvercin yuvasını görünce müşrikler geri döndüler. Yolda Kuba denilen yerde ilk cuma namazı kılındı. Medineliler “Taleal-.bedru aleynâ” (Ay doğdu üzerimize) diye sevinçle karşıladılar.
MEDİNE DÖNEMİ önemli olayları: Hem ibadet yapılan hem toplumun her işinin görüldüğü hem de ilim öğrenen talebelerin kaldığı Mescid yapıldı. Osmanlı bunu Külliye haline getirdi. Günümüzdeki Kampüs siste midir.
Savaşları: Müşriklerin saldırılarına karşı, üçe karşı bir kuvvetle, Bedir, Uhud, Hendek’de savunma yapılmış
10 yılda sadece 150-200 şehid verilmiş, sonunda Mekke alınarak, genel af ilan edilmiştir. Peygamberimizin savaş amaçları daima savunma olmuş, taktikleri daima insanları öldürmeye değil kurtarmaya yönelik olarak gerçekleşmiştir.
Konu 7: Son Din Müslümanlık-2
a-Doğuşu ve doğduğu çevredeki inançlar
Cahiliye Dönemi: Peygamber öncesi Müşriklerin yaşadığı döneme denir. Putlara tapılıyor, insanlar köle leştiriliyordu. Kız çocukları toprağa gömülüyor, zayıf olanlar eziliyordu. Tefecilik, içki, kumar, fuhuş yaygındı.
Peygamberimizin hayat ile ilgili tarihler ve önemli olaylar:
Doğum yeri ve yılı: Mekke, 571, dedesi Abdülmuttalip, yedinci gün Muhammed ismini koydu.
Doğumundan 2 ay önce babası Abdullah’ı kaybetti
4 yaşına kadar süt annesi Halime’nin yanında kaldı
6 yaşına kadar annesi Amine ile yaşadı, vefat edince dedesi aldı
8 yaşına kadar dedesi Abdülmuttalip baktı, sonra amcası Ebu Talip himayesine aldı
13-15 yaşlarında amcası ile Suriye ve Yemen’e ticarete gidiyordu. Yolda Rahib Bahira O’nun farklılığını fark etti ve zarar verirler diye Ebu Talib’e, geri gönderilmesini önerdi.
30′lu yaşlarına kadar beş önemli olay:
1-Peygamberimize Muhammedü’l-Emîn (Güvenilir Muhammed) ismi verilmişti
2-Hılfü’l-Füdûl isimli yoksul ve kimsesizlere yardım grubunda gönüllü çalıştı
3-Ticaret yapması: Hatice’nin kervanlarının başında ticaret yaptı dürüstçe, büyük kârlar sağladı
4-Evlenmesi: Peygamberimiz 25, Hz.Hatice 40 yaşındaydı ve evlenme teklif etti. 6 çocukları oldu Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm, Fatıma, Abdullah ve Kasım…Sadece Hz.Fatma uzun yaşadı.
5- Kâbe Hakemliği yaptı:Kabile reisleri Kâbe’yi onardı ve Haceru’l-Esved (Es’ad) taşını yerine koyma konu sunda tartıştılar, 25′li yaşlarda olan Peygamberimiz hakem oldu, hırkasına koyup onlara taşıttı.
Peygamberlik (İlk Vahy) yeri ve yılı: Mekke, Nur Dağı, Hira Mağarası; 610, 27 Ramazan, Kadir gecesi, Cebrail ile İlk gelen 5 ayet: “Oku! Yaratan Rabbinin adıyla! O, insanı aşılanmış yumurtadan yarattı. Oku! İnsana bilmediklerini ve kalemle yazmayı öğreten Rabbin en büyük kerem sahibidir!.
İlk beş ayette hepimize verilen önemli mesaj: Kur’an’ı, insanı ve evreni oku, yaz, öğren, düşün, öğret; ve bunları Allah adına ve insanlık yararına yap!
c-Ehl-i Beyt
Hz.Peygamberin Aile çevresi
Peygamberimizin yakın aile bireylerine, ev halkına denir.
Dört kişiden oluşur. Peygamberimizin kızı Hz.Fatıma, Amcasının oğlu ve damadı Hz.Ali, Torunları Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin.
Peygamberimiz, ümmetine iki önemli emanet bıraktığını belirtir. Birisi Kur’an diğeri Ehl-i Beyt
Peygamberimizin bu soyu, herkesce bilinmese, tanınmasa bile kıyamete kadar devam edecektir.
d- Türklerde Ehl-i Beyt sevgisi Türkler Peygamberimizin bu soyuna olan sevgi ve saygısını, Bu dört kişinin ve Peygamberimizin diğer aile fertlerinin isimlerini çocuklarına vererek göstermiştir.
Hz.Ali Türk toplumunda Cesaret ve Yiğitliğin sembolü olarak bilinir ve “Allah’ın Aslanı” denir.
Efsanevî kılıcı Zülfikardır. Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli Ehli Beyti işlemiştir.
İslam inancına göre, hiç bir sevgi de ölçüyü bozacak şekilde aşırı gidilmemelidir. Peygamberimiz, beni sevmede aşırı gidenler de sevmeyip aleyhimde olanlar da helak olmuştur der (Tirmizi, Menakıb, 3737)
Konu:8-SEMAVİ DİNLERDE ORTAK VE FARKLI YÖNLER
a-Yaratıcı inancı açısından: Semavî (Gökten gelen vahy-ilahî) dinler bir yaratıcıya inanmada ortaktırlar. Ancak “Nasıl bir Tanrı?” sorusuna verilen cevapta birbirinden farklı inanışa sahip oldukları görülür.
Yahudiler: Tanrı Yehova sadece Yahudilerin tanrısıdır ve Tanrı onları seçkin bir millet yapmıştır.
Hristiyanlar: Tanrı üçlemeyle ele alınır: Baba tanrı, Oğul tanrı ve kutsal ruh
İslam: Yanlışı düzeltir, doğruyu denge içinde sunar: Allah alemlerin Rabbidir ve Bir’dir, oğlu ve babası yoktur.
b-Peygamber anlayışı açısından: Üç Din de bütün Peygamberleri bilir kabul ederler. Özellikle Hz. İbra him’i…
Yahudiler: Peygamberler sıradan insandır hatta içki zina gibi günahları işleyebilirler.Yahudiler Zekeriya ve Yahya Peygamberi öldürmüşler, İsa’yı da öldürme teşebbüsünde bulunmuşlardır. Allah İsa’ya ihanet e den kişinin yüzünü İsa’ya benzetmiş, İsa diye tutup onu çarmıha germişlerdir. Hz.İsa ise diri olarak göğe çekilmiş tir(5/157)
Hristiyanlar: Yahudilerin aksi aşırılığa düşerek, Peygamberi göklere çıkarıp tanrının oğlu haline getirdiler.
İslam: Kelimei şehadette geçen iki kelimeyle bu iki yanlışı düzeltmiş, Peygamber anlayışına denge getir miştir
Abdühû: Hristiyanların dediği gibi, Peygamber tanrı değildir, bir insandır, her insan gibi Allah’ın kuludur.
Rasûlühû: Fakat Yahudilerin dediği gibi, günah işleyen sıradan ve basit bir insan değil, değerli bir elçidir.
c-Kutsal Kitaplar açısından: Üç Din de, Allah’ı Vahiy bilgisi gönderdiğine inanır.
Tevrat: Tarihteki ünlü Kudüs yangınında orijinal Tevrat yanmış, katip Ezra bildiğiyle kendisi yazmıştır.
İncil: İsa’dan sonra Rahipler yüzlerce İncil yazmış, 325′de İznik’le tamamı yok edilmiş veya saklanmış, o zamanın inanışı, kültürü ve anlayışıyla, uygun gelen dört incili kendilerine göre belirlemişlerdir.
Kur’an: İlk ayetin geldiği günden itibaren, yüzlerce insanın hafızasında yer etmiş, binlercesi ezberlemiş, Peygamberimiz ayetler geldikçe yazdırmıştır. Hz.Ebu Bekir zamanında ilk kez kitap toplanıp haline getiril miş, Hz. Osman zamanında çoğaltılmış ve günümüze kadar ilk orijinal şekli değişmeden gelmiştir. Ve değişmeyecektir.
d-Ahlak anlayışı açısından: Üç Din de, cinayet, hırsızlık, zina, haksızlık gibi kötülükleri ve her çeşit iyiliği bilir.
Ancak bazı ahlakî davranışlarda Müslümanlar daha titiz davranıyor olabilir. Sözgelimi aile kavramı Müs lümanlar için çok önemlidir. Erkek-kadın ilişkilerinde de farklılıklar göze çarpar.Müslümanlar, özellikle Türk ler cömertçe davranışları, misafirperverlikleri ve gelenekleri ile batılıları etkiler.Özellikle Hristiyanlar, do muz eti yedikleri gibi, şarabı da kutsal sayarlar. Onlara göre Hz.İsa son yemeğinde ekmek benim etim, şa rap da kanımdır demiştir. Bu yüzden kilise de ekmeği şaraba banarak yer ve ayin yaparlar. Kilisede günah çıkarma, gevşeklik oluşturmuştur.
Ahlak kavramını iş, çalışma ve meslek ahlakı olarak ele alırsak, batı dünyasın da, çoğu Müslümanca ah lakî davranışın daha çok sergilendiğini ve insan haklarına dikkat edildiğini de rahatlıkla gözlemleyebiliriz.
Konu: 9- İSLAMIN ALLAH İNANCI
a- İhlas Süresi: Kulhü vallâhü ehad. Allâhüssadem. Lem yelid velem yûled. Velem yekün lehû küfü ven ehad.. De ki: Allah Bir’dir Hiçbir şeye muhtaç değildir. Doğurmamıştır, doğurulmamıştır. Hiçbir şey O’nun eşi benzeri değildir.
Allah Zâtıyla bilinmez, iç ve dış gözler ‘Onu idrak edip kavrayamaz. O, akla gelen her şeyden başkadır. İn san O’nu, sıfat ve isimleri ile, varlıktaki sanat eserleriyle ve Kur’an ve Peygamberlimizle, denge içinde tanı maya çalışmalıdır.
b-:Allah’ın Zâtî Sıfatları:
Bu altı sıfat sadece Allah’a aittir. Benzeri hiçbir varlıkta-insanda yoktur.
1-Vücûd: Sadece O vardır, O’nun varlığı esastır. Bütün varlıklar yokken de O vardı.
2-Kıdem: (Ezelî) Öncesi başlangıcı yoktur. O Sonradan olmamıştır. Zaten vardır.
3-Bekâ: (Ebedî) Sonrası sonu yoktur. Her şeyi O sonlandırır. Ahirette sonsuz hayatı da verir.
4-Vahdâniyet: O Bir’dir, Tek’dir. Bütün çokluklar sadece O’ndan gelir, O’na döner.
5-Kıyâm binefsihî: Kendi Zâtıyla, varlığıyla kuvvetiyle vardır. Hiçbir şeye muhtaç değildir,
6-Muhâlefetün lil-Havâdîs: Sonradan olan hiçbir şeye benzemez, onları gibi görünmez, kavranamaz.
c-Allah’ın Subûtî Sıfatları:
Bu sekiz sıfat da Allah’a aittir. Ama benzerini küçük planda insana da vermiştir
1-Hayat: Allah, hayat sahibidir, canlı, diridir. İnsanlara ve diğer canlılara da (ölümlü bir) hayat vermiştir.
2-İlim: Sonsuz ilim sahibidir. Gizli açık, büyük küçük her şeyi bilir. İnsanlara verdiği ilim, sonsuz ilminin ya nında denizden bir damla gibi kalır.Denizler mürekkep, ağaçlar kalem olsa O’nun kelimelerini yine yazamaz lar.
3-İrade: Dileme sahibidir. Ne dilerse ona “Ol!” der ve hemen oluverir.
4-Kudret: Sonsuz güç ve kuvvet sahibidir. İnsanlara da sınırlı güç vermiştir. Beyin, adale, teknoloji gücü vb.
5-Tekvin: Yaratandır. Bilir, diler, kudretiyle var eder, yaratır. İnsanlar da icat yapar, eserler ortaya koyarlar.
6-Semî’: Her şeyi duyar. İnsanlara da duyu organı ve yeteneği vermiştir.
7-Basar: Her şeyi görür. Kalp ve düşüncelerden geçen her şeyi bilir. İnsana da görme duyusu vermiştir.
8-Kelam: Konuşma sıfatıdır. Peygamberle, Vahiy ile Cebrail aracılığıyla, ilhamla veya doğrudan konuşur
Konu: DİN VE AHLAK (3.Ünite)
İslam dini, dünya-ahiret, beden-ruh, akıl-kalp bütünlüğünü ve den gesini sağlamıştır. Bu yüzden teorik ile pratiği birlikte ele alır. İman soyut bir olaydır. Ama ibadet ve ahlakî davranışlarla pratikleştirilir ve hayata yansıtılır. Din güzel ahlak demektir. İslam, barış, huzur ve esenlik anlamına gelir. Dinin gayesi insanın güzel ve yararlı davranış lar sergilemesini sağlamak, kötü ve zararlı davranışlardan uzak tut mak, böylece güzel ahlak sahibi olmasını sağlamak, sonuçta da fert ve toplumu huzur barış ve mutluluğa ulaştırmaktır.
a-İslam ve Ahlak kavramları:
İslam: Allah’ın, Peygamber aracılığıyla, dünya ve ahiret mutluluğu nu sağlamak için gönderdiği dindir.
Ahlak:Yaratılış, tabiat, mizaç, huy, karakter, kişilik demektir. De yim olarak: İyi ve kötü duygu ve düşüncelerin, tutum ve davranışların, hak, görev ve sorumlulukların bilincinde olmak ve kendi akıl ve iradesi ile olumlu davranmak demektir. Güzel ahlakın en önemli kitabı Kur’ an, örnek model insanı da Hz.Peygamberimizdir.
İslam, güzel ve kötü ahlaka sevap-günah kavramıyla yaklaşır ve ahirette karşılığının verileceğini söyler. İkisi de iyi ve kötüyü öğretirler.
Ayet: Sen en yüce ahlak üzeresin! (68/4)
Ayet: Peygamberde sizler için güzel örnekler vardır.
Ayet: Birbirinizi gıybet etmeyin, alay etmeyin, lakap takmayın, ku sur araştırıp yaymayın, kendinizi aşağılayıp küçük görmeyin
Hadis: Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.
Hadis: En hayırlınız, ahlakı en güzel olanınızdır
Hz.Ayşe: Peygamberimizin ahlakı nasıldı diye soranlara: “O’nun ahlakı Kur’an’ın ta kendisiydi” der.
b-İyi huylu olmak:Dinimize göre insan doğuştan tertemiz İslam Fıtratı-yaratılışı üzere doğar. Boş bir sayfa, şekillenmeye hazır hamur-çamur ve her şey bitirmeye elverişli toprak gibidir. Güzel ve çirkin bütün inanç, duygu, düşünce, tutum ve davranışlar, huy ve alışkanlık lar; Aile, Okul, arkadaş, çevre toplum, etkisi ve kişinin iradesi sonucu oluşur. İbadetler ve sevap kazanmak için hayırlı işlerde koşmak , insa na iyi huylar kazandırır.
Hadis: Gerçek Müslüman elinden ve dilinden diğer insanların gü vende olduğu kimsedir.
Hadis: Kendin için istediğini başkası için de istemedikçe gerçek imana ermiş sayılmazsın.
Hadis: Kim dünyada bir insanın sıkıntısını giderirse Allah da onun ahiretteki sıkıntılarını giderir.
Hadis:4 huy münafıklık belirtisidir:Yalan, emanete hiyanet, sözden dönmek, düşmanlıkla haktan ayrılmak
c-Ahlak-Vicdan ilişkisi: Vicdan: Kişiyi, ahlakî değerleri ve davra nışları hakkında yargılayan iç güçtür.
Hadis: İyi olan şey, yaptığında seni mutlu edendir. Kötülük ise yaptığında içinde huzursuzluk oluşturandır. Vicdan, insanın öz eleştiride bulunmasını, kendini sorgulamasını-düzeltmesini sağlar. Vicdan azabı çeken pişmanlık duyan ve özür dileyerek iyiliğe yönelen insan, güçlü vicdana sahip demektir.
Konu: KUL HAKKI-Vergi vermek (4.Ünite) Dönem:2, Sınav: 1, Sınıf: 9
Allah’ın Hakları: Akıl ve irademizi kullanarak, Allah’a iman etmek ve O’nu tanımak. Kuranı okuyup uygula mak, Namaz ve oruç gibi farzları yerine getirip hırsızlık, içki, kumar, fuhuş gibi haramlardan kaçınmak.Güzel ahlak sahibi olup insanlara iyilik yapmak ve iyi davranmak demektir.
Kul hakkı: Maddi veya manevi olarak bir insanın hakkını üzerimize geçirmekle olur. En önemli özelliği, Allah kendi haklarından uygulanmayanları tövbe vb. yollarla affedebilir ama kul hakkını affetmez. Hatta kanla rıyla bütün günahları yıkanan şehidlerin bile üzerlerindeki kul hakları affedilmez. Ayet ve hadisler, zerre kadar küçük bir kul hakkının bile mahşerde (çalanın boynunda ateşten zincir olarak) getirileceğini söyler. Kul hakkı iki kısımdır
1) Maddi kul hakkı: Bir insanın parasını veya malını izinsiz almak, çalmak demektir. Bunun affedilmesi için, alınan şeyin aynen iade edilmesi gerekir. Kaybolmuş veya kullanılmışsa değeri ödenmelidir. Sahibi bulunmaz sa, aynısı veya bedeli yakınlarına verilir. Onlar da bulunmazsa, fakirlere verilir, sahibi için dua edilir.
Affedilmesi için, bunlardan sonra en önemli şey, o kişiden veya yakınlarından helallik almak, özür dilemek tir. Bunlar yerine getirildiği halde, sahibi “Ben affetmiyorum!” dese bile, biz görevimizi yapmış oluruz. Bunu yaparken elbette onurumuz kırılabilir, ağırımıza gidebilir. Özellikle hırsızlık sebebiyle yüzümüz kızara bilir. Ancak öbür dünyada daha ağır ceza görmekten, ateşlerde kızarmaktan daha iyidir.
Eğer bunlar uygulanmazsa, kul hakkı ödenmemiş olur ve ahirete kalır. Hesap gününde, mahkeme önünde Kul hakkının ödenme şekilleri şöyledir: Borçlunun sevapları, alacaklıya verilir. Eğer borcunu kapatmıyorsa, a lacaklının günahları borçluya yüklenir. Bu da borç açığını kapatmaya yetmezse, borçlunun iyi bir insan olma sı durumunda, Allah alacaklıya özel cennet nimetleri vermek süretiyle borçluyu affetmesini sağlayabilir. Eğer borçlu çok günahkar biriyse, ödenememiş kul hakları için ödeninceye kadar azap görebilir.
Milletin parasını hortumlayanlar, yolsuzluk yapanlar, helal olmayan yollarla elde ettikleri bütün parayı aynen tekrar millete geri vermelidir. (Okul hastane yaptırma gibi) Ayrıca basın yoluyla milletten özür dilemeliler. Bu nu yapmazlarsa, öbür dünyada, onca insana sevap yetiştirmeleri de, onların günahlarını yüklenmeleri de imkansız olur.
2) Manevi kul hakkı: Bir insanın gıybetini (dedikodu) yapmak, iftira atmak, alay ve hakaret etmek, vurmak, küfretmek, söz veya davranışlarımızla bir şekilde kalbini kırmak gibi. Bunun affedilmesi için, mutlaka yüzüne karşı özür dileyip, helallik alınmalıdır. Bu yapılmazsa öbür dünyaya kalır ve yukarıdaki işlemler aynen gerçek leşir. (Sevap ve günahların karşılıklı yüklenmesi…)
Konu: DOGRULUK-YALAN Dönem:2, Sınav: 2
Ayet: Allah’dan korkun ve doğru söz söyleyin (4/9). Ayet: Ey Nebi emir olunduğun gibi dosdoğru ol!(11/112)
Ayet: Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz, bu Allah katında bü yük bir günahtır (61/2)
Ayet: Ey iman edenler, kendinizin, anne-babanızın, akrabalarınızın aley hinde de olsa, Allah için şahit olarak doğruluk ve adaleti gözetin, kendi he veslerinize uymayın! (4/135)
Hadis: Doğruluk iyiliğe, iyilik de cennete götürür. Doğru söyleyen
Allah katında doğrulardan diye yazılır. Yalan Kötülüğe, kötülük de cehen neme götürür. Yalan söyleyen Allah katında yalancılardan dile yazılır.
Hadis:Doğru sözlü ve güvenilir tüccar mahşerde Peygamber, Sıddıklar
ve Şehidlerle beraber bulunacaktır.
Hadis: Münafığın (Kalpten inkarcı) alameti üçtür: Yalan konuşur emane te hiyanet eder, sözünden döner
Hadis: Aldatan bizden değildir
Yalanın anlamı: Allah’ın yapmadığı, yaratmadığı bir olayı, O yapmış gi bi göstermek, ona iftira atmak.
Yalanın çeşitleri: Sözle, davranışla, duygu ve düşüncelerle, beden diliy le, kandırma, şaka, aşırı övgü gibi…
Büyük günahlardan olan yalanlar: İnkarcılık ve şirk, yalancı şahitlilik, yalan yere yemin, iftira, ölçü ve tartıda hile yapmak
Konu: RÜŞVET: Dönem:2, Sınav: 2
Ayet: Birbirinizin mallarını aranızda haksız yollarla yemeyin (2/28)
Ayet: İnsan için ancak çalışarak kazandığı vardır-helaldir (53/39)
Hadis: Haksız yolla elde edilen mal-kazanç, mahşer günü ala nın boynunda ateşten zincir olarak getirilir.
Hadis: Allah rüşvet verene de alana da lanet etmiştir. (Peygamberimiz, memurun hediye almasını istemedi)
(Miras ve hediye çalışmadan helaldir)
Rüşvet kazancın zararları:
Özellikle rüşvet, hak ve adaletin sarsılmasına yol açar,
Konu: SAVURGANLIK: Dönem:2, Sınav: 2
Ayet: Yeyin için israf etmeyin(7/31)
Ayet: Elindekileri sakın saçıp savurma çünkü saçıp savuranlar şeytanın kar deşleridir.(17/26-27)
Ayet: Elini boynuna dolayıp cimrilik yapma, büsbütün de saçıp savurma, son ra eli boş ortada kalırsın (17/29) (Yani cimri ve savurgan olma; bunların tersle ri olan; tutumlu ve cömert ol demektir)
Savurganlığın çeşitleri: Maddi olarak para, kıymetli eşya, yeme içme, giyin me, ev, araba, elektrik, su, millî servet, telefon vb. konularda olabilir.
Manevi olarak da en büyük israf zaman israfıdır. Kahveler tükenme salonları gibidir. Gençliği ömrü boşa harcama da bu çerçevede ele alınabilir. Duygu ve düşünce israfı da düşünülebilir. Güzel ürünler verebilecek beynimizi boş hayal lerle meşgul etmek, Allaha ve yüce iyilik duygularına bağlı olması gereken kal bimizi ve sevgi duygularımızı, anlamsız maceralarla tüketmek de israf sayılır.
Hadis: Mahşerde 5 şeyden sorgulanacaksınız:
1-Malını nerde kazandığından 2-Malını nereye harcadığından
3-Gençliğini nerede geçirdiğinden 4-Ömrünü nerede tükettiğinden
5-Bildiklerini uygulayıp uygulamadığından
Zararları: Elindekiler çabuk tükenir, muhtaç duruma düşer. Ailesini aç açıkta bırakabilir. İsrafa alışan, bulamayınca hırsızlık, rüşvet, fuhuş gibi haram ka zanç yollarına düşebilir. Toplumda yardımlaşma ve dayanışmaya büyük darbe olur.
TEMİZLİKTE VE TEMİZLİKTE İÇ- DIŞ DENGESİ: Dönem:2, Sınav: 2,Sınıf: 9
Ayet: “Allah tövbe edenleri ve temizlenenleri sever”( Bakara,2/222) Ayette Allah’ın sevdiği temizlik iki yönüyle ele alınmaktadır.Birisi, tövbe ile iç te-mizliği, diğeri dış dünyamızın temizliği. Temizlik konusunda iç ve dış bütünlüğü, dinimizde önemle ele alınmaktadır. Peygamberimiz de, “Temizlik imandan gelir” diyerek, beden ve çevre temizliğinin yanında, iman yeri olan kalbin de temiz olması gerektiğini vurgulamış, dış temizliğini iman temizliğinin içinde değer-lendirmiştir. Diğer hadiste de: “Allah sizin dış görünüşünüze bakmaz, kalplerinize ve davranışlarınıza bakar” deniyor. İç temizliğinin, davranışlara yansıması gereği vurgulanmış oluyor.
1) Maddi-dış-beden temizliği: Beden, eşya, elbise, ev, okul, cami, sokak ve tüm çevrenin temizliği…Peygamberimiz her cuma namazına boy ab-desti alarak gitmiş bunu tavsiye etmiştir. Birkaç haftayı geçmemek şartıyla fazla tüylerin alınmasını de öğütlemiştir. “Müslümanlara ağır gelmeyeceğini bilseydim, her namazda dişlerini temizlemelerini (Misvaklama) emrederdim” diyen Peygamberimiz, Özellikle tuvaletten çıkınca, uykudan kalkınca, yemekten önce ve sonra mutlaka ellerin yıkanmasını istemiştir. Bunların yanında abdest de her gün üç-beş kez vücudumuzun önemli yerlerini temizlemektedir.
Hadisi Şerife göre “Yeryüzü bir mescit” olarak kabul edilmektedir. Burada evrensel çapta müthiş bir mesaj vardır. Mescidiler ve camiler, namaz kılınan yerler olduğu için, tertemiz olmak zorundadır. Yeryüzü de bir mescit gibi görüldüğüne göre, yeryüzünün her yeri, üzerinde namaz kılınan mescit kilim ve halıları gibi, her an namaz kılınabilecek şekilde tertemiz tutulmalıdır. İnsanın kalbi de bir mescit bir Kabe, Allah’ın bir evi gibi düşünülürse, her an Rahmet iyle misafir olabileceği için, kalbin de her an tertemiz tutulması gerekmektedir.
2) Manevi-iç-ruh ve kalp temizliği: İnsanın sonsuz cennet hayatını kazanabilmesi, bunun yanında dünyada da mutlu olabilmesi için, ruh ve kalp temizliği gerekmektedir. Bu açıdan, İnsanın temizlenmesi, temiz tutulması ve aydınlatılması gereken üç temel yönü vardır: Diğer ifadeyle insanın maddesinin-bedeninin ötesindeki ruh hayatı üç ana alandan oluşur.
a) Akıl, bilgi ve düşünceler b) Kalp, vicdan ve yüce duygular c) Nefis ve bütün arzular (yeme içme-cinsellik)
Akıl, duyular yoluyla bilgi toplar, zihin değerlendirir ve kalbe gönderilerek inanç oluşur, yüce duygular gelişir, davranışlar ortaya çıkar.Ya da akıl, kalpte bulunan iman üzerinde değerlendirmeler yaparak davranış geliştirir.İnsanın en güçlü potansiyel yanı olan nefis ise, akıl mantık bilgi ve düşünme nedir bilmez. Kalp ve vicdanı, inanç ve güzel duyguları anlamaz. Bildiği ve arzuladığı tek şey, her şeyden özgürce zevk almaktır. Doymak bilmez, helal haram tanı maz, akıbetini hiç düşünmez. Eğer nefis temizlenip frenlenmez ve eğitilmezse, aklı, kalbi ve bütün bedeni kontrolü ve denetimi altına alıp, istediği kötü arzu ları yaşama yolunda kullanabilir, azgınlaşabilir. Aslında Allah tarafından hayırlı işlere vesile olsun diye yaratılan nefis, bu sefer insanın hem dünyasını hem de ahiretini karartabilir.
Nefsin kötülüklerden arındırılmasının, terbiye edilip güzelliklerde kullanılmasının temel yolu şudur: Zihnimizi kötü bilgi ve düşüncelerden, kalbimizi olumsuz inanç ve duygulardan, nefsi de kötü arzulardan temizledikten sonra, aklımızı sağlıklı ve zengin bilgiyle donatmak, kalbimizi de doğru ve kapsamlı inançla aydınlatmaktır. Sonra akıl ve kalbimiz el ele güç ve iş birliği yaparlarsa nefsimizin önü alınmaz, azgınlığa varan kötü arzularının önüne geçebilir, kont rol altına alıp terbiye edebilirler.
Böylece nefsimizin kötü yanları, sevap kazandıracak temiz bir kaynağa dönüştürülebilir ve dünyamızı da ahiretimizi de kazandıracak ha- yırlı işlere yönlendirebilir. Örneğin, yeme içmeyi helal kazançta, cinselliği meşru evlilikte arama ve yaşama gibi. (Zaten meşru zevkler keyfimize daima kafi gelebilir. He-lal dairesi helal zevklerimiz için yeterince geniştir. Harama girmeye gerek bile yoktur). Bu yönüyle nefsimiz, bize sevaplar kazandıran, Allah’ın razı olduğu, “cennetime gir!” diyeceği mübarek bir varlığımız olur.
GÜNAHLARDAN TEMİZLENME YOLLARI
Günah, tertemiz doğan insanın, ruh ve kalp sayfasına geçici bir leke sürmesi anlamına gelir. Bu, nefis taşımamızın doğal bir sonucudur. Melekte ve hayvanlarda günah olmaz, sorumlu tutulmazlar.Çünkü bizdeki gibi arzular deposu güçlü nefis mekanizmaları yoktur. Ne var ki Allah’tan temiz olarak geldiğimiz gibi, dünyanın günah kirlerine bulaşmadan öbür aleme giderken de tertemiz geçmekle yükümlüyüz. Çünkü cennet tertemizdir ve oraya temiz olanlar girebilir. Günah Hemen temizlenirse zararı yoktur, ancak birikince kirlenme ve kararma artar ve kalbi ve zihni tehdit etmeye başlar. Allah Rahmet sahibidir ve kullarını huzuruna temiz olarak almak ister. Bu sebeple, üzerine günah çamuru bulaşmış insanların, bunlardan temizlenme yollarını da bize göstermiş
a-Dünyada günahlardan temizlenme yolları:
1) Tövbe: Kalpten gelerek, içten pişmanlık duyarak Allah’a yönelme ve günahlarından af dileme demektir. Hangi günah ne kadar çok olursa olsun Allah’ın rahmet denizinde bir köpük gibi kaybolup gider. Hatta yerlerine sevap bile yazılabilir. Günahın tekrarlanması, tövbenin tekrarına engel olmaz.Çünkü hem insanda dizginlenmesi zor duygular vardır, hem de Allah’ın kapısından başka gidilecek af kapısı yoktur ki! Ne var ki çok sık tekrarlanan günahlar, alış-kanlık yaptığından, insanı duyarsızlaştırıp, tövbe alışkanlığını bastırabilir. İkisinden birini tercihle karşı karşıya kalabilir. Nefse çok tatlı gelen günahlara alışan bedenin, bunu terk etmesi oldukça zor olur. Bu durumda terk edemediği günah alışkanlıkları, zayıf duruma düşen tövbeyi terk ettirebilir. En iyisi günahta israr etmemeli, içten gelerek sık sık Allah’a dua etmeli, günahtan kurtulması için yardımcı olmasını istemelidir. Fakat bu da yetersiz kalabilir. Güzel ve günahsız arkadaş ve dost çevresi günahlardan uzaklaşmanın en önemli ve etkili bir adımıdır. ibadetlerle yararlı kitaplar okuyarak ve insanlık yararına hayırlı hizmetler de, sosyal faaliyetlerde koşarak kendimizi günahlara karşı koruyabiliriz.
2) Abdest: Günah işlenen organlarımızı yıkadıkça, su damlalarıyla beraber, küçük günahlar da abdestle dökülür gider.
3) Namaz: Her namaz vakti, bir önceki namazla arasındaki küçük günahları otomatik olarak siler.
4) Felaketlere, hastalıklara, sıkıntılara (gereğini tam yaptıktan sonra) Allah’a tevekkül ederek sabredilirse bazı günahların affedilmesinde etkili o-lurlar. Peygamberimiz, hastalıklara sabredenlerin günahlarının, olmuş meyvaların ağaçtan dökülmesi gibi döküleceğini söylemektedir. Başa giren ağrı, ayağa batan bir diken bile bazı günahlara keffaret olur.
5) Allah rızası için insanlık adına samimi olarak ve fedakarca yapılan her iyilik ve hizmet, de çoğu günahların silinmesinde tam etkili olur.
b- Ahirette günahlardan temizlenme yolları:
Dünyada bu aşamalarda günahları affedilmeyenler, gelecek aşamalarda temizlenir. Allah, kulunu huzuruna temiz almak için, Rahmetiyle pek çok temizlenme imkanı tanımaktadır.
1) Ölüm: Ölüm acısı nedir bilmiyoruz, ama onu yaşarken bir şey çekilecekse de bu, günah temizleyerek olacaktır.
2) Kabir sorgulaması: Münker ve Nekir isimle sorgu melekleri, kabre giren insana; Rabbin, Peygamberin kim, Dinin ne? sorularını soracaktır. Her kesin kabrinin aydınlık-karanlık oluşu, hayatının nasıl geçtiğine bağlı olacaktır.
3) Berzah hayatı: Berzah: Ruhların kabir sorgulamasından sonra, kıyamet kopuncaya kadar bekleyecekleri yerin adıdır. Burada da insan, dünya-daki iyilik ve kötülüklerine orantılı olarak, cennet ya da cehennemi seyreder.
4) Kıyamet: Kur’an’daki tasvire göre, yıldızlar bağı kopmuş tesbih gibi dağılıp saçılacak, güneş sönecek, dağlar pamuk gibi uçuşacaktır. Bu olay ların heyecanıyla, kabir ve berzah sıkıntılarında temizlenmeyen günahlar temizlenir.
5) Diriliş: Kabirlerden kalkan insanın başına gelecekler için endişe duyması da bazı günahlardan arındırır.
6) Mahşer: Toprakta biten otlar gibi, kabirlerinden kalkan insanlar, mahşer meydanında toplanmaya başlarlar ve yoğun kalabalık ve mahkeme he yecanıyla yine bazı günahlarından arındıklarını hissederler.
7) Mahkeme: Zerre kadar iyilik ve kötülüğün karşılığının verileceği, adaletin tam gerçekleşeceği o mahkemede öncelikle şu beş şey sorulur: Öm-rünü nasıl nerde tükettin, gençliğini nerde nasıl geçirdin, malını nasıl kazandın, nasıl harcadın, bildiğini uyguladın mı? O mahkeme önünde çekilen ısdıraplar da etkili günah temizleyicilerdir. Kul hakkı ve namazın hesabı sorulur. İkisini geçen diğerlerinden de kolay geçiverir.
Mahkeme için,dünyada Kiramen Katibin isimli melekler tarafından,sevap ve günahlarımızın yazıldığı amel defterleri açılır,
9)Mizan denilen hassas terazi kurulur ve sevap-günah tartılır. Bu noktada yine dünyadaki, kelimei şehadetimiz, ibadetlerimiz, iyiliklerimiz terazinin kefesine konunca, günahlara ağır basar ve affedilmelerini sağlar. Bu aşamaya kadar günahlar zaten temizlenmiş olur.
10) Sırat: Hala günahları kalan çok günahkar müminler olursa, sırattan geçme heyecanı ve endişesi kalan günahların temizlenmesini sağlar. İnsan, artık tertemiz cennete girmeye hazır hale gelmiş demektir.
11) Cennet-Cehennem: İnancı olduğu halde, hiç ibadeti ve iyiliği olmayan, ya da yeterli bulunmayan Müslümanlar, kalan günahlarından temizleninceye kadar cehennemde kalıp sonra cennete geçerler. Hiç cehenneme girmeyenlerle beraber sonsuza kadar cennette tertemiz yaşarlar. İnkarcılar ise cehennemden hiç çıkmazlar. Günah ve sevapları eşit olanlar, A’raf denilen cennet cehennemin arasında belli süre beklerler, sonra cennete alınırlar. Günahlarımızın affedilmesinde en önemli iki olay daha vardır: Birisi Allah’ın Peygamberimize, şehitlere, sabi iken ölen çocuklara ve dilediği bü-yük zatlara şafaat hakkı ( af talebi) vermesi, onların vesileliğiyle günahları temizlemesidir. Diğeri de, en son olarak Allah, sonsuz Rahmetiyle tecelli edecek ve kalbinde Allah inancı olan, cehenneme girmiş herkesi temizleyecek, tutup çıkaracaktır.
Cennette dünyadaki hiç bir dini mükellefiyet yoktur. Sebepler de tamamen kaldırılır. Kudret ve güzel söz hakim olur. Cennette nefislerin istediği her şey vardır, akla gelmeyen gözlerin görmediği daha pek çok şeyle beraber. Arzulanan her şeyi arzulamak elde etmek için yeterlidir. Anında arzulayanın, gözünün, kulağının ve ağzının önünde hazır olacaktır. İffetliler için de el değmemiş lütuflar olacaktır. Sonsuza kadar, her anı bir diğer ana uymayan, durmadan or-jinalleşen lezzetler içinde yaşarlar. Cemâlullâh’ı (Allah’ın güzelliği) gördüklerinde ise, cenneti de unutuverecekler…
TAASSUP VE HOŞGÖRÜ: Dönem:2, Sınav: 1, Sınıf: 9
Taassup, bir inanca, görüşe, duygu, düşünce ve davranış biçimine körü körüne bağlanmak, başkasına hak tanımamak, kendi düşüncesini dayatmak, bazen de baskı uygulamaktır.
Hoşgörü, insanların kusurlarını hoş görmek, anlayışla karşılamak ve güzel iletişim kurmak için güzel davranışlar sergilemektir.
ZARARLARI:
1- Mantıklı düşünmeyi önler. Duygusal saplantı meydana getirdiğin den, sağlıklı düşünmeye engel olur
2-Dar görüşlü yapar. Bir noktaya saplanan insan, objektif olamaz. Zihni çok yönlü ve geniş açıdan bakamaz.
3-Önyargılı yapar. Doğru ve yararlı da olsa diğer düşünce ve bilgile re kapalı kalır.
4-Diyalog kapısını kapar. Kendi düşüncesine saplanan, başka dü şüncelere değer vermeyen bir insanla uzlaşmak çok zordur.
5-Arkadaş çevresi olmaz. Çoğunlukla toplumdan dışlanır. Kendi dü şüncelerini paylaşan bir avuç insanla olmak zorunda kalır.
6-Toplum barışı zaafa uğrar. Bu tarz düşünen insanlar gruplaşmala ra, kamplaşmalara hatta çatışmalara yol açabilir. (Alevî-sünnî, laik-an tilaik, sağcı-solcu, Türk-Kürt gibi gerginliklere, particilik, tarikatçılık, se nin takım benim takım gibi çatışmalara da yol açabilir)
7-Ülkenin ve bilimlerin gelişmesini engeller. Ortaçağda Kilise bilim a damlarına baskı uygulamış, aforozla korkutmuş, Bruno 16. yy.da Ro ma da dünya yuvarlak ve dönüyor dediği için yakılmıştır.
ÖNLEMLERİ:
1-Taassubun temel kaynağı inançsızlık ve bilgisizlik olduğundan sağ lıklı inanca zengin bilgiye ve her ikisinde ölçü ve dengeli düşünce ye sahip olmak gerekir. Her insanın, Allah’ın mükemmel bir eseri olduğu nu düşünmeli, yaratılanı Yaratandan ötürü hoş görmelidir.
2-İnsanlar olduğu gibi kabul edilmeli, kişisel kusurlar örtülmeli, güzel şe kilde giderilmeye çalışılmalıdır.
3-İnsanların olumlu yönleri ön plana çıkarılmalıdır. Bir insanın bir olumsuz yönü yüzünden pek çok olumlu yanı yok sayılmamalıdır.
4-İnsanlarla ortak noktalarda buluşmasını bilmeli, farklı noktalara yo ğunlaşmamalı, düşmanca ve üstün gelmek için tartışmamalıdır.
KONUYLA İLGİLİ ÖRNEKLER:
a-Saray kapıları: Bir sarayın 10 kapısı açık birisi kapalı olsa, sadece kapalı kapıya bakarak girilemeyeceğini söylemek yanlış olur. Aynı şe kilde, bir insanın (Eşimizin, çocuklarımızın, anne babamızın, arkadaş larımızın vs.) bir olumsuz yanı var diye, olumlu çok yanını yok sayma malıdır. Sade hoşumuza gitmeyen özelliğine takılıp kalmamalı, güzel taraflarına yoğunlaşmalıyız.
b-Duvar tablosu: Dev duvar resminde çok renkler, şekiller ve güzellik ler vardır. Alt köşesinde bir ağacın karanlık kök kısmı olsa, biz de gö zümüzü sadece o noktaya yaklaştırıp, diğer taraflarını yok saysak haksızlık etmiş oluruz. Bir insanın da olumsuz bir tarafına yoğunlaş mak, ondaki diğer güzellikleri görmemizi engeller, diyalog kurulamaz.
c-Bir gemide ya da uçakta bir korsan var diye, onlarca masum insanı düşünmeden, o uçağı düşürmek, gemiyi batırmak zulüm olur. Bir in sanda da bize ters gelen olumsuz bir veya birkaç taraf olabilir. Güzel diğer yanlarına bakmadan onu silmek, dışlamak yanlış olur.
d-Bir sinek kanadını gözümüzün tam önüne koysak koca dağı,dağları örter, göstermez. Bunun gibi incir çekirdeğini doldurmaya cak kadar küçük kusurlarla bazen bir insanın bütün hoş taraflarını gör mez siler atarız. Bu yüzden arkadaşlıklar sona erebilir, yuvalar yıkılabi lir. Hatta bir toplumda insanlar birbirine düşebilir.
Konu: Örf Adet (3.Ünite)
Hadis: Müslümanların güzel ve yararlı gördüğü şey Allah katında da güzeldir. Cahiliye dönemi ve Peygamberimizin kaldırdığı kötü adetler: Kölelik, kan davası, kabilecilik,
Örnekler: Bilali Habeşi, Ensar-Muhacirin kardeşliği, Ebu Hüreyre ve bir tas çorba, Mescid-Vakıflar
Örf adet kavramları: Toplumca kabul edilmiş, yazılı bir yasası ve ce zası olmayan, yerleşmiş, gelenek haline gelmiş yaşanagelen sosyal değerler, toplumsal kurallar, anlayış ve davranışlardır. Bir milletin kim liğini, benliğini, kültürünü, ahlakını, özelliğini ve farkını ifade ederler
Örf iyilik demektir, Din ve ahlak kurallarına ve toplum yararına uygun olarak yaygınlaşmıştır. Büyüğe saygı, misafire ikram, bayramlar, kandil geceleri, mevlitler, askere uğurlama, sünnet ve evlenme tö renleri , bay ram ve kabir ziyaretleri, lokma ve aşure dağıtma gibi. Yö relere göre farklı uygulamalar görülebilir. Bazılarında kutsallık, yücelik ve sevap vardır. Peygamberimizin sakal-ı şerifini, hırkasını ziyaret et mek Kur’an hafızlarıyla ilgili törenler yapmak, dinlemek, İftar çadırları nı, hayır kurum ve vakıflarını yaşatmak gibi.
Adet ise, olumsuz, çirkin, zararlı, batıl ve hurafe olanları da vardır. Örf ler gibi kapsamlı ve sürekli değillerdir, değişebilirler. Kan davası, başlık parası, türbeye kurban kesmek, mum yakmak, adakta bulun mak, ağaca çaput bağlamak, kurşun döktürmek, nal asmak, nazarlık takmak, bazı şeyleri uğursuzluk saymak gibi.
Örf ve adetlere bağlılık: Örfler ve iyi adetler Dine ve genel kabul e dilen ahlaki kurallarına dayanır. Toplumca benimsendiği için toplumda ki ilişkilerin sağlamlığını, bağlılığı ve birlik beraberliği gösterir. Bunlara uyulmadığın da toplum tarafından kınanır, ayıplanır. Büyüklere yer ve rilmemesi, muhtaca yardım edilmemesi gibi…
Örf ve adetlerin ahlak ile ilişkisi: Toplum ahlakını, anlayış ve davranış biçimlerini belirledikleri için toplumun huzur ve mutluluğuna katkı ile sosyal kontrol ve düzen sağlarlar. Din ve Ahlakın amacı da budur. Mesela, hırsızlık, yalan, dedikodu, iftira, insanları rahatsız et mek, kavgacı olmak hem toplum örf ve adeti olarak hem de ahlak açı sından hoş karşılanmaz. Örf ve adetler vicdanlarda oluşan ahlak dü şüncesinin yaşamasın da, yaygınlaşmasında ve devam etmesinde ö nemli rol oynar. Nesiller arası ahlak köprüsü gibidir. Diğer ülkelerdeki vatandaşları, Hemşehrileri, akrabaları, komşuları, aileyi; sonuçta toplu mu ve milleti düzen içinde bir arada tutan ve yaşatıp ileriye götüren bir tutkal ve çekim gücü gibidir
Örf ve adetlerin millet hayatındaki yeri: Bunlar bir milletin uzun a sırlar boyunca oluşturdukları kökleşmiş millî değerlerdir. Bu yönüyle geçmişi geleceğe taşıyan bir köprü gibidir. Bu ortak değerler bir top lum ve millet olmanın tarihimizle bağlantı kurmanın göstergesidir. Ge lenekleri yıkılmış, örf ve adetleri kaybolmuş toplumlar, kimlik bunalımı yaşarlar. Başka kültürlerin ve yabancı geleneklerin etkisin de kalırlar.
Konu: DEVLETE KARŞI GÖREVLERİMİZ-Askerlik (4.Ünite)
Ayet: Allah’a,Peygambere ve sizden olan size hizmet veren yöneticilere itaat edin(4/59)
(Hadis: Başınızdaki siyahî bir zenci de olsa itaat ediniz)
Vatan, devlet bölünmezliği ve bütünlüğü neden çok önemlidir: Hadis: Vatan sevgisi imandandır
1-Milletin varlığı, kimliği ve onurlu bir yaşam sürmesi, bağımsız bir vatana sahip olmasına bağlıdır.
2-İstiklalimizin sembolü olan bayrağımızın dalgalanır ve özgürce yaşayabiliriz.
3-Dinimizi, dilimizi, kültürümüzü, örf ve adetlerimizi koruyabilir ve yaşayabiliriz.
4-Ecdadımız kan dökerek canlarını vererek bu vatanı ve devleti bize emanet etmiştir.
5-Tarihimizi burada yaptık ve yaşadık; maddi-manevi kimliğimiz olan mabedlerimiz, sanat mirasımız burada.
6-Doğduğumuz evimiz, akrabalarımız, hatıralarımız ve yediğimiz ekmeğimiz bu topraklardadır.
7-Devlet, milletin; başta hakların yerine gelmesi ve adaletin sağlanması olmak üzere, sağlık eğitim, ulaşım gi bi bütün ihtiyaçlarını karşılar. Millet de devletine saygı ve güven duyar ve kanunlarla belirlenen görevlere uyar.
Vatanımız Devletimiz ve milletimiz için ne yapılmalıdır:
1-Millî ve manevî değerlerimize sahip çıkıp korumalıyız.Tarihimiz milletimizin öz kimliği, geleceğin köprüsüdür
2-Devlet ve toplum düzenini bozacak, millî birlik ve beraberliğimizi zedeleyecek davranışlardan kaçınmalı, bü-tün görev ve sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz (Askerlik, vergi vermek, kanunlara uymak, haklara saygı…)
3-Hem dürüst hem de çalışkan ve üretken olmalıyız. Belli alanlarda uzmanlaşmalı milletimize hizmet etmeliyiz.
4-Vatanımız, devletimiz ve dinimiz için gerektiğinde seve seve her şeyimizi feda edebilmeliyiz.
ŞEHİD:
Çeşitleri ve özellikleri: Allah’a inanan bir insanın, kutsal değerler uğruna savaşta kan dökerek ölmesi..
İki kısım: Manevî şehid: Ahiret veya sevap şehidi de denebilir. Sıra dışı zamansız farklı ölenler: Görev başında felaketlerde, kazalarda, ameliyatta, doğumda hatta düşerek ölenler gibi. Maddi Şehid: Savaşta ölenler.
1-Ölü değil diridirler, cennet nimetlerinden yararlanırlar,
2-Bedenleri çürümez,
3-Elbiseleri çıkarılmadan ve yı-kanmadan gömülürler,
4-Yaraları ve kanları mahşerde şahitlik yapar, madalya gibi parlar, tanınırlar,
5-Peygamberler bile onlara yol açacak, şehitler geliyor diyecek,
6-Anne baba başta olmak üzere yakınlarına şefaat (af talebi) hakkı verilecek,
7-Kul hakkı hariç bütün günahları kanlarıyla yıkanıp temizlenir,
8-Şehid olma zevkini defalarca tatmak için tekrar dünyaya dönmek isterler, ama izin verilmez,
9-Allah’ın izniyle geçici olarak bedenleriyle
dünyada görünebilir, yardımcı olabilirler (Televizyonlarda sır kapısı gibi programlarda örnekleri görülür)
Ayet: Allah yolunda canlarını verenlere ölüler demeyin, onlar diridirler fakat siz anlayamazsınız (2/154)
Hadis: Allah yolunda bir gün nöbet tutmak, bir senelik nafile ibadetten üstündür.
Hadis:İki göz cehennemi görmez. Birisi Allah saygısından ağlayan (içini fetheden) göz. Diğeri nöbet tutan, görev yapan (Dış tehlikelere karşı ülkesini koruyan) askerin gözü.
Hadis: Allah’ın yardımı, birlik beraberlik içinde (Devlet-Millet-Toplum olarak) hareket eden Müslümanlaradır.