12.10.2009 BÖYLE TÜRK EVLATLARI VAR YA BİNLER ŞÜKÜRLER OLSUN!…
KONU ŞÜKÜR KONUSUYDU
4.Sınıftaydık
Geçen haftadan verilen “Şükür niçin gereklidir?” süper sorusuna bizim minik süperler süper cevaplar araştıracaklardı 5 ana kaynaktan. Soru tahtaya yazıldı, gözler minik gözleri taradı.
Kendileri cevapları belirliyor öğretmene tahtaya yazdırıyorlardı. Roller tamamen değişmişti.
Eskiden öğretmenler öğrenci kaldırır yazdırırlardı. Hele teneffüslerde tahtayı derse hazırlatmalar, o, boydan boya öğrenciye doldurtmalar neydi öyle!… Allahtan öğrenciler tebeşir komasına girmiyorlardı.
Tamamen yapılandırıcı eğitimdi uygulanan tamamen hazırlıklı ama tamamen de spontone… İsterseniz aktif öğrenme öğrenci merkezli eğitim de diyebilirsiniz buna…
“1″ dedi öğrenci şunun için gerekli şükür: Kuranda öyle istiyor, şükret diyor.
(Biz öğretmen olarak bunu hiç işlememiş şimdiye dek hiç bir sınıfta dile getirmemiştik. Bu konuyu daha çok mesela domuz eti neden haram neden 5 vakit namaz var gibi sorulara başlarken seslendirirdik; Komutan ister er emre emir olduğu için itaat eder, hikmetlerini sormaz. Ama biz maddelerce ayrıca bu haramlığın veya farziyetin hikmetlerini de anlatırdık.
Acaba şükret! emrine hikmet sormadan Allah istediği için şükretmek gerekir denebilir miydi? Valla öğrenci öğretmen oldu dedi bunu. Biz de öğrenmiş olduk ve dua gibi şükrün de bir ibadet emri gibi algılanması gereğini düşündük. Çünkü dua ile isitendiği ve ihsan edildiği gibi şükürle de nimet istenmiş ve arttırılmış olacaktır.
“2″ dedi başka bir öğrenci ve bu kadar nimetler veren Allahımıza şükretmemiz bir teşekkür etmemiz gerekmez mi hiç!
Öğretmen durdu sordu: Ne gibi nimetler bunlar ve ne gibi özellikleri var sizce?
Tabiat kitabının özelliklerinden hayvan ürünlerine vücudumuzdaki güzelliklere kadar bir dizi örnek sayıldı ve şu düzenleme sonucu şu nimet özellikleri belirlendi; tahta, beyni fırtınaya tutulmuş bir ressamın çizgileriyle karman çormandı onu da hatırlatalım
1-Allahın verdiği nimetler peşindir. Tiyatral örnekler öğrencileri çok etkiler tebessümle izlerken tebessümle de kalplerine zihinlerine öyle işlerler benimseyerek; mutludurlar çünkü ve mutluluk hep arzulanır peşinden koşulur ve bilgi en büyük mutluluktur…
Evet peşin vermiştir Allah çünkü dersiniz bir yaşımda bir parmak ikinci yaşımda ikinci parmak… onuncu yaşımda son parmak çıksaydı fidanda sürgün çıkar gibi ellerimde… nasıl olurdu çocuklar?…
2-Allahın verdiği nimetler karşılıksızdır. Söz gelimi su faturası gelir gibi bulutlardan yağmur hesabı elektrik faturası gibi güneşten bir elektrik hesabı gelmiyor kesilmiyor.
3-Allahın verdiği nimetler çok çeşitlidir. Sadece sorun sonra örnekleri dinleyin
4-Allahın verdiği nimetler çok sayıdadır. Ohoo öğretmenim hangi birini sayacaksın diyecektir biri atılarak!
5-Allahın verdiği nimetler çok değerlidir.
Belli bir notkaya geldiğinizde gerçekten bir fırtınaya yakalanmış gibi hissediyorsunuz kendinizi ve kendinize hakim olamıyorsunuz adeta sınıfça uçuyorsunuz ve kimse durduramıyor sizi…
Öğretmen dikkat çekti
Sustu donakaldı bir noktaya bakakaldı…
Ve sınıf da… ama istisnasız tamamı…. ve uzunca bir süre…
(siz bir an gelip sustuğunuzda, sınıfınızın da size bağlı olarak hem de uzunca süre sessiz kıpırdamadan tıp demiş gibi dut yemiş gibi beklediğini görebiliyorsanız çok farklılık ortaya koyabilmişsiniz, yapılandırıcı eğitimin ruhunu yakalamışsınız demektir. Yani yapılandırıcı bu eğitime eğitim hipnozu dense uymasa da bir fikir verebilir sanırız.)
Öğretmen yavaşça o gözlerle birlikte yürüdü usulca kapıyı açtı dışarıya baktı gelin gelin getirin dedi sınıfa doğru çekilerek dökün çuvalları şuraya…
…………………………
Tamam sağol dedi yolladı çuvalları getireni ve döndü heyecanla şaşkın bekleyen öğrencilere: Çuvallarda ne vardı biliyor musunuz?
……………………..
Altın!…
……………………..
Kim bu çuvallar dolusu altın karşılığında ellerini veya gözlerini vermek ister?
Bütün yüzler buruştu adeta tiksindi ve anında başlar yana sallandı reddettiler bu teklifi…
İsterseniz kollarınızın yerine kartal kanatları ellerinizin yerine aslan pençeleri takalım deyin imkansız razı edemeyeceksiniz muhataplarınızı.
Bir salkım üzüme getirin isterseniz konuyu ve yeryüzünde üzüm yok sadece tablosu var deyin. Ve şu çuvallar dolusu altını verseydiniz acaba bir salkım üzüm elde edebilecek miydiniz diye sorun? Yine hayır!… Hayır!…
Bu kadar değerli işte Rabbimizin verdiği iki göz ve iki dane üzüm….
Değil mi üzüm gözlüm!…
Evet Üzüm Gözlü bir öğrenciydi O!…
Öğretmen, işte bunca özellikleriyle bunca nimeti verene karşı şükür gerekmez mi, teşekkür edilmez mi bunun için dua ve ibadet gerekmez mi dediğinde, konunun “Nasıl şükür etmeliyiz?”, “Şükür olarak ibadet gerekmez mi?” sorularının içinde bulunduğunu birden farketti.
Bunu dile getirmesiyle tahtaya yönelmesi de bir oldu
Bugün “Altın Günü” idi adeta…
Altın çocukların altın günü…
24 Altın diye yazdı öğretmen ve sustu…
Yine bir sessizlik!…
Bütün o üzüm gözlümler tarandı, tekrar tarandı…
Öğretmen tam konumuzun bu yerinde tam sözün bu noktasında bununla neyi kastetmiş olabilirdi?
Var mı fikri olan?…
Ve evet!
O Üzüm Gözlü kız kalktı ve dedi ki
“Öğretmenim!… 24 altın Allahımızın bize verdiği 24 saatimizdir. Bunun bir saatini ibadetimiz için ayırmamızı istemektedir, karşılığında cenneti verecektir.”
………………………………
Sözün bittiği yer deyimi televizyonlarda tartışmalarda söylemlerde o kadar sıkça geçiyordu ki… Bir anlam ifade ediyordu elbette. Ama realitesi burda yaşanıyordu şimdi.
Sorulmadı öğrenciye şu an mı bu aklına geldi bu, yoksa evinde çevrende mi bu benzetmeyi duydun diye… Sorulmadı çünkü ne farkederdi ki!… Çünkü sadece “10 yaşında şu masuma bakın!” denebilirdi ancak her iki durumda da!…
BEYLER HANFENDİLER! Bir hafta sonraki derste soruldu o Masuma!…
-24 Altın örneğini ailenden mi duydun kızım?
-Hayır öğretmenim! Burada birden aklıma geliverdi işte!…
………………………….
Sizi bilmiyorum ama biz 24 altın örneğini 20′li yaşlarda öğrenmiştik!… Daha doğrusu dinlerken bahsedilmişti de öyle vakıf olmuştuk… Ona da şükür!… Ya buna?.. Bin şükür!…
“3″ dedi başka bir öğrenci Şükür nimetleri bereketlendirir arttırır, bu yüzden gereklidir.
ŞÜKÜR NASIL OLUR? sorusu planımızda yoktu bir öğrenci gündeme getirdi
Yine öğrencilerin verdiği cevaplar arasında en ilginç olanlar şunlardı:
Allaha iman etmek onu tanımak ve ibadet etmek en büyük şükürdür.
Konu Allahın nimet olarak verdiği mala mülke yeteneklere, ele dile kulağa göze ayağa geldiğinde çok latif bir yorum çıktı ortaya.
El ve dil simge olarak alındı ve Bu elin bir şükrü olmalı bu dilin de. Onları güzel şekilde helal yollarda insanlara iyilikler yapma yolunda kullanmak onun gerçek şükrünü yerine getirmektir, aksi durum bu nimetlere nankörlük olur.
Ve değişik platformlarda dile getirilen şu müstesna kaziyye basitce ifade edildi.
HER NİMETİN ŞÜKRÜ KENDİ CİNSİNDEN OLMALI…
07.10.2009 SINIF BAŞARISININ BİR SIRRI BUGÜN ÖYLESİNE KENDİNİ GÖSTERDİ Kİ!
KENDİNİZİ ÖĞRENCİ YAPIN ÖĞRENCİLERİNİZİ ÖĞRETMEN! ROLLERİ BİR DEĞİŞİN!
4.Sınıftayız.
Geçen hafta kim neyi seviyorsa kendini nasıl ifade etmek istiyorsa etsin, verdiğimiz konu “Besemele” yi o şekilde ifade etsin denmişti ya! İki öğrenci şiir okudu bir öğrenci flütüyle Cem Karacanın Allah Yar yar parçasını seslendirdi, öğretmen bile mırıldandı
Ardından da besmele konulu bir ilahiyi bir öğrenci seslendirdi. Bütün sınıfta çıt çıkmıyordu -ne kadar oturur bu kavram- vecd içinde dinliyorlardı. İlahide besmelenin yemekte başta zikredilecek ve sonda şükrü gerektiren yönleri dile getiriliyordu o ilahide.
Evet o günkü Besmelenin sunumunu öğretmen olmuş da sanki bir öğrenci belirliyordu.
Ve yeni bir öğretmenlik teessüs ediyordu öğretmen öğrencilği gibi; Öğrenci öğretmenliği…
İsmi kondu :Zikir fikir şükür öğretmenliği.
1-”Zikir” kelimesi yazıldı açıklandı. Her işe özellikle yemeğe başlarken Besmele çekilir, Allahın adı anılır.
2-”Fikir” kelimesi yazıldı tanımlanmadı boş bırakıldı. Öğrenci kendince nasıl dolduracaktı…
3-”Şükür” kelimesi yazıldı boş bırakıldı. Öğrenci dolduracaktı.
Fikirler üretildi, sınıf fikir üreten sınıf olarak ilan edildi. Yazılmaz ki bu; o yüzleri görmeniz gerekliydi.
Zil çalmadan önce Besmele dersi şu şekilde biçimlenmişti
1-”Zikir” Her işe özellikle yemeğe başlarken Besmele çekilir.
2-”Fikir”
- Yerken içerken o nimetin Allah tarafından verildiği düşünülmeli öğretmenim! Var mı bir itirazınız? Bu cümleyi öğretmen değil öğrenci söyledi.
- Yerken içerken yoksullar düşünülmeli öğretmenim! Ya buna itirazınız?
- Öğretmen şunu ekledi: Bir lokmanın hikayesini düşünün.
Hangi yollardan geliyor ne zorluklarla oluşup masasına konuyor. Ve çiğnemek yutmak hazmetmek vücuda yararlı olması için hangi işlemlerden geçiyor? Geçmişiyle geleceği ile bir lokmayı Allahımız nasıl hazırlattırıyor.
- Öğretmen şunu da ekledi: Mide sarayında vezir var Dil kapıcısı acı tatlı ekşi tuzlu kontrol eder lezzet tartar o vezire yollar. Mide ihtiyacını aldıysa dil faaliyetini durdurur. Yoksa rüşveti de çok sevebilir lezzete aldanır mideyi tıka basa doldurur, sağlığı zarar görür.
- Bu dilin öyle bir vazifesi daha var ki vezire yollamadan önce sultana arzeder. Beyine mesaj gönderir ve bu saydıklarımızı düşündürerek onu sonda sultanlar Sultanına şükre teşekküre hazırlar.
Aksi takdirde mesela o güzelim allı pullu kiraz beyinde işlenmeden gerçek anlam ve tadını bırakmadan mideden aşağılara bağırsaklara malzeme olarak kalacaktır. (Not: Tabi ki anlatım daha tiyatral idi)
3-”Şükür” Yemekten sonra Elhamdülillah şükür ya Rabbi çok şükür, Allah bereket versin, Allah ziyade etsin, Allah olmayanlara da versin gib hoşça dualar edilir dendi.
Ve bir öğrenci kalktı bunlar yetmez ki olmayanlara yardım etmeli paylaşmalı dedi.
Bereket kaynağı besmele ile başlayan her iş gibi Besmele dersi de bir başka verimli olmuştu.
01.10.2009 MİNİKLERİN COŞKUSUNDA BULUŞUN SİZ DE BÜYÜYÜN
Bu cümleyi yazdıranlar 4. sınıf öğrencileri ve BESMELE’yi okuyup manasını şaşırmadan söyleyebilmek için telaştan yerinde duramayan ve “RAHMAN VE RAHİM OLAN ŞEFKATLİ CÖMERTÇE SEVGİ İLE DAVRANAN ALLAHIN İSMİYLE BAŞLARIM” demeye çalışan bir yavrunun heyecanı…
Sanki o telaş ve heyecan öğretmenine sıçramıştı
Aldı sazı sözü ama, ne diyeceğini tam bilemiyordu, nasıl anlatsındı Allahın bizi çok sevdiğini ve O’nu çok sevmemiz gerektiğini o sütten saf tertemiz masum bilinçlere…
“Anne” geldi o an hatıra.
Evet ya, hani Allah Rasulü Bedir esirleri arasında kaybettiği yavrusunu bulabilmek için bir oraya bir oraya koşuşturan anayı hüzünlü gözlerle izlememiş miydi? Yavrusu bulduğunda sanki kaybettiği ciğerini kalbini yerine takıyormuşçasına yavrusunu bağrına basışını görüp Ashabına gösterip:
- “Bu anne bu yavrusunu ateşe atar mı?”
- Atmaz ya Rasulallah!
- “Allah bu anadan daha merhametlidir, kullarını cehenneme atmak istemez” dememiş miydi.
Besmele Annede annenin minnacık yavrusunda anlamını bulacaktı Rahman Rahim isimlerle demek ki.
Öğretmen tahtanın ön kısmını deyim yerindeyse sahneyi, sanki perde önünde tiyatro izleyen seyircilere sunuyor gibi tavır alarak:
- “Anne!” diye seslendi pencereye doğru bakarak.
- “Üşüdüm üstümü örtsene anne!” (:) Bu noktada kendi rolünüz sizi de ağlatabilir tedbirli olunuz )
Alanın öbür tarafından yeni bir sahne başlamalıydı.
- “Baba okulda karnım çok acıkıyor harçlık verir misin! Ayakkabılarım eskidi baba yenilerini alabilir misin”
Ve abla abi dede anneanne babaanne gidiyordu sahneler!…
-”Öğretmenim bana ışık olur musun, gönlümü sevgiyle zihnimi bilgiyle hayatımı güzel davranışlarla doldurur musun?”
demeye geliyordu sıra…
Bu noktada durarak soruyorsunuz.
-”Her isteğimize koşmaları her ihtiyacımızı karşılamaları anne babamızın öğretmenimiizin bizi sevdiğini gösteriyor değil mi?
-”Eveeeeeeeeeeeeeeet!
-”Kimbilir sizler de onları ne kadar seviyorsunuzdur”
-”Canımız kadaaaaaaaaaaar!”
Ardından benzeri sahneleri tekrarlıyorsunuz tek kişilik eğitim tiyatronuzda, rol kesiyorsunuz gönlünüzü akıtarak evlatlarınız için.
-”Rahman Rahim Allahım! Ele göze kulağa dile ayağa vücudumdaki her zerreye çok ihtiyacım var”
-”Rahman Rahim Allahım! Güneşe yağmura buluta toprağa bütün ürettiklerine ne kadar da muhtacım!”
Ellerimizle yokluyoruz görüyoruz ki her bir organımız tastamam yerinde duruyor, yağmur düşüyor yiyecekler topraktan çıkıyor; teşekkür ediyoruz bizi sevip her ihtiyacımızı verene.
Rahman Rahim Rabbimiz hem sınırsızca hem peşin hem zamanında hem her çeşidiyle hem de karşılıksız her şeyimizi tastamam vermiş, hamdolsun şükürler olsun.
Hep birden sınıfça koro oluşturuyorsunuz, okulu değil belki ama gök kubbeyi çınlatıyorsunuz
-Teşekkür ederiz Allahım! (Minik dualar ilahisi bu noktada dinletilebilse hoş olurdu!)
Bismillah deyip sınıf sahnesine atınca öğretmen kendini kendini bulur.
30.09.2009, 4 ve 5′inci SINIFLARDA İLK TANIŞMA DERSİNDE ŞUNLAR OLDU
1-”Ciddi ol katı olma neşeli ol sulu olma!” cümlesi dersimizin sloganı olarak takdim edildi
2-”Sevgi bilgi ilgi” kavramlarının irdelenmesi ve karşılıklı uygulanma talebi ile öğrenci-öğretmen ilişkisinin temeli oluşturuldu.
3-Sübhaneke-Fatiha-Kevser-İhlas-Felak-Nas-Ettehıyyatü-Salli-Barik-Rabbena süre ve duaları birinci dönem ezberleridir, bunları kim biliyor dendi, ilginçtir hemen her sınıfta en az üç öğrenci kesinlikle çıkabiliyor ve bu da işinizi kolaylaştırıyor. Üç öğrenci öğretmen seçilerek arkadaşlarından 10 ezberi yanlışsız okuyanı bildirmesi istendi ve bu bir alternatif olarak sunuldu, zorlama yapılmadı ve zorunluluk olarak iletilmedi. Bununla başarılı olan bununla kendini göstersin demeye getirildi. (Veliler toplantısında velilere soruldu tamamına yakını çocuklarına duaların öğretilmesinin gerekli ve yararlı olduğunu kendilerinin buna imkan bulamadıkların ilettiler, velilere yaz cami kursları da tavsiye edildi)
4-Gelecek hafta için 4 soru verildi. Ders başına iki soru. Bunların cevabı 5 kaynaktan araştırılsın dendi.
Ders kitabı
Diğer kitaplar
İnsan kaynakları (anne baba dede nine amca cami imamı başka öğretmen vb)
İnternet
Kendi aklınız bilginiz fikir üretme ve yorum gücünüz
5-Bütün öğrencilerden sıraların üzerine iki avuçlarını açmaları istendi. Öndekilerin avuçlarına bir şey koyar gibi yapıldı “Al bir avcuna 100 puan”, diğerine “100 puan!” dendi. “Sıkı tut kaçırma sakın kimseye kaptırma!”…
Bu puanların birini sizler haftalık performans çalışmalarınızı deftere kaydetmek ve sınıfta paylaşmakla kazanacaksınız diğerini de öğretmeniniz size sizin tebessümleriniz ve arkadaşlarınızla iyi geçindiğiniz için verecek dendi.
6-Tahtaya euzü besmele ve kelimei şehadet anlamlarıyla yazıldı ve tatlı bir yarış başlatıldı. Kim tahtaya gelip şaşırmadan bunları anlamlarıyla söyleyebilecek. Bir kişi bunu başardı bu konunun öğretmeni oldu. Haftaya kadar arkadaşlarını dinleyecek ve yanlışsız olarak okuyanların listesini öğretmenine verecek. Diğerlerinin de haftaya dinleneceği bildirildi.
7-Sınıfta kim şiir yazmasını, resim yapmasını, müzikle ugraşmayı enstürüman çalmasını, bilgisayarla ilgilenmeyi seviyor dendi. Verilen haftalık konuları bu becerinizle de sınıfa takdim etmeniz güzel olur diye iletildi.
İlgilenenlerin isimleri bir bir o bizim ünlü CEP AKIL DEFTERİNE not edildi
(Yeni tanıştık biz bu işe şaştık, bir 4′üncü sınıfta öğrenci saz getirip çalacak, bir diğeri piyano çalışıyor; onu getiremem orgumu getireyim dedi bir diğeri flütünü getirecek Din Kültürü dersine uygun düşen bir ezgiyi seslendirecekler!… Beş öğrenci de Hiphop-Rap dinliyorlarmış, performans olarak verdiğimiz konulara uygun sözler yazıp seslendirecekler…
Hey baksana
ezan okundu
namazını kılsana
ömrün eriyor
paralar suyunu çekiyor
ucuz mu sandın
cennetine baksana
….. gibi bir şeyler mi yazarlar acaba
Bu arada evlerinde dini ezgi klipleri, dini filimler dini çizgi filimleri ders verici güzel çizgi filimler olan getirsin seçelim ders sonlarında izleyelim dendi. minicik bir kız sokuldu babannnem bu sene hacca gitti oranın filimlerini getirdi getirebilir miyim? diye sordu. Sorulur mu hiç dedi öğretmen ve çok mutlu oldu, saçlarından öptü.
4.SINIF DERS İŞLEME ÖRNEĞİ 2008-2009
İlk ders yapılması tavsiye edilenler:
—Dördüncü Sınıflar ilk kez branş öğretmenleriyle tanışmış olacaklar. Bu sebeple hem coşku hem tedirginlik içinde olabilirler. Bu coşkuyu çoğaltarak sürekli hale dönüştürecek ve olası tedirginliği giderecek yaklaşımlar sergilenmelidir.
—İlk derste hararetle tavsiye edilebilecek bir ÖLÇÜ VE UYGULAMA ANLAŞMASI yapılabilir. Nedir bu?
“Derslerimizde hem mutlu hem de başarılı olmamız için neler yapmalıyız sizce?” sorusunu ortaya atabilir cevaplar alabilirsiniz. Zaten çoğu öğrencinin sizin vermeyi istediklerinizi bir bir dillendirdiğini görebilirsiniz. Şu ölçüde buluşma sağlanması yararlı görülmüştür:
“Ciddi ol katı olma!
Neşeli ol sulu olma!”
Bu ölçü Ayette geçen “Müsriflik yapma cimri de olma!”… yani cömert ve tutumlu ol!… evrensel hayat ölçüsünden yola çıkılarak uygulanagelmektedir.
Dersler boyunca karşılıklı gösterilecek ciddi tebessümler bir taraftan uygun olmayan tutum ve davranışları zamanla en aza indirecek diğer taraftan da huzur coşku ve başarıyı daima ateşleyecektir.
Bir defasında sınıfça ortaya konulan davranış ilkelerinin öğretmen, sınıf başkanı ve rast gele seçilen iki öğrenci imzasıyla belgelendirme gibi bir espriyi yaşadığımızı da belirtelim.
—Diğer sayfalarda ele aldığımız “Bir köy muhtarsız olmaz!” çalışmasının ilk derste hoş bir anlatımla işlenmesi tavsiye edilebilir.
—Bu çalışma planı öğrencilere yazdırılabilir fotokopi ile çoğaltılıp verilebilir sınıf defterine de iliştirilebilir. Bu hafta dersine ilgisiz kalan öğrenci olabileceği gibi gelecek hafta işlenecek dersi titizlikle öğrenmek ve hazırlanmak isteyen öğrenciler de çıkabilmektedir bilirsiniz.
—Öğrencileri tanıma, yeteneklerini keşfetme ve yönlendirme adına alternatifler sunma önemlidir.
“İsteyen haftaya vereceğim konuyu bir kez okuyup gelsin,
isteyen okuduğu yerden önemli gördüğü cümleleri işaretleyip gelsin,
dileyen önemli bir kaç soru çıkartıp cevabını yazarak gelsin,
isteyen sadece konuyu resimleştirsin,
isterseniz konuyu şiirle de ifade edebilirsiniz,
ilgi duyanlar gazetecilerin röportaj yaptıkları gibi konudan önemli gördüğü üç beş soru çıkarıp anne babasına öğretmenlerine çevresine sorarak kısaca cevaplandırarak gelsin,
interneti olanlar da verilen konu ile ilgili bilgileri önemli fikirler halinde not alıp paylaşabilir,
arzu ederseniz bir kaç arkadaş bir araya gelip konuyu sınıfta tiyatro şeklinde de sunabilirsiniz,
hatta konuya denk düşen bir ezgi ilahi türkü parçasını bile seslendirebilirsiniz çocuklar!”
Böyle başlamanız size kolaylık sağlar. Sınıfın düzeyini, genel kabul gören uygulama tarzını anlamanızı, beceri sahibi öğrencileri farketmenizi sağlar, gelecek dersler ve ileriki sınıflardaki durumları adına uygun bir strateji belirlemenizi kolaylaştırabilir. Zaten 4.Sınıf bir yerde branşlaşma adına yeteneklerin belirlenmesi ve yönlendirilmesi safhası sayılmıyor mu?
Böyle bir uygulama sonucu bir ay sonrasında bir 4. sınıfın okulda şiir yarışmasında birinci olduğunu, Türkçe öğretmenlerinin ve velilerin teşekkürlerini sunduklarını belirtelim.