7.sınıf

01.10.2009, 7′lerde BÜYÜK BİR KEŞİF YAPTIK BAŞARI VE MUTLULUĞUN SIRRINI BULDUK :)

Sınıflarda koridorlarda bahçede koşuşuturan siz öğretmenlerin, bir sandalyeye ilişmesine evine gelip uzanmasına rağmen belinin sırtının ağrıları geçmiyordu beline bir şeyler doladı ve bir köşeye çekilip ya günüm verimsiz sevimsiz çakırkeyif koltukta ayaklar uzatılmış ağrısız sızısız olarak geçseydi gerçek ağrı sızı o olmayacak mıydı diye düşündü hamdetti…

Çünkü bir 7′inci sınıf öğrencisi yerinde duramıyordu yorgun argın derste ayakta durmaya çalışan öğretmenini nasıl da izliyormuş meğer; ne zaman çıkacak avlayacağım diye avını bekleyen bir kedi hassasiyetiyle hayran hayran izlerken, dayanamadı kalktı dedi:

“Üç okul gezdim böyle ne bir öğretmen ne bir ders işleyişi gördüm!”

Sırrı çözen bu ve benzeri öğrencilerdi.

Onu konuşturan O öğretmen değil siz öğretmenlerdeki iç ve dış o coşkuydu!

Haliniz en büyük öğretici oluyordu demek o saf dimağların dünyasında…

Devam dostlar ağrılı sızılı muallimliğe devam!…

Bir gün oraya yatıracaklar kimse rahatsız etmeyecek ayaklarınızı bile uzatabileceksiniz; berzah boyu dinlen babam dinlen!…

7.SINIF DERS İŞLEME ÖRNEĞİ 2008-2009

7. Sınıf son derece önemlidir. Hem müfredat konuları açısından hem öğrencilerin zihni gelişme düzeyleri açısından hem de her öğretmenin teslim edeceği gibi 8. sınıflar gibi gelişmişlik ve mezun olma psikolojisini henüz yaşamadıkları için…

Konular içinde de kuşkusuz ilk iki konu çok önemlidir. Bu iki konuda sahip olacakları kanaat hayat boyu sahiplenebilecekleri inanç biçimi olarak zihinlerinde yapılanabilecektir.

1-Ruh melek şeytan (cin) gibi görülmeyen varlıkların varlığı ve özelliği
2-Öldükten sonra dirilişin-Ahiretin varlığı ve safhaları

Bu iki konuda çok iyi konu ve zaman planlaması yapılmalı ve öğrencinin katılımını ve zihin yapılandırmasını netice verecek önlemler alınmalıdır. Madde ötesi bu iki konunun zihinlerde bir gerçeklik olarak yapılandırılması adına aşağıdaki yaklaşım önerilerine ne dersiniz? Bu yaklaşım şekilleri çoğaltılabilir, değişiklik yapılabilir ve her biri farklı haftada uygulanabilir de… Değişik yöntemler hem öğrencideki ilgi orjinalliğini korur heyecanı canlı tutar hem de farklı yeteneklerin kendilerini ortaya koyabilecekleri değişik platformlar sunulmuş olur. Ve bir de farklı zihin yapılarına sahip yeteneklerin kendilerine bakan alternatifli pencerelerden istifadeleri sağlanmış olur.

1.Söz gelimi “Haftaya şu konuya hazırlanın, okuyun, üç beş soru çıkarıp cevapları defterlerinize yazın!” gibi görevlendirmeler yapılabilir. Hiç biri yapılmadan derste konu anlatılabilir, derste sorular sorulabilir cevaplar alınabilir, anlık performans göstermeleri sağlanabilir ve tabi beyin fırtınası rüzgarı estirilebilir, şapka modeli uygulanabilir.

2. “Çocuklar ben geçmiş yıllarda bir ilköğretimde-lisede ruh melek şeytan-cin gibi görülmeyen varlıkların olduğunu öldükten sonra tekrar bir dirilmenin gerçekleşeceğini anlatmada zorluk çektiğim oluyordu. Sizin zamanınızdaki gibi iletişim imkanları internet yoktu, gençler sizler gibi pek okumuyorlar, hayata sizler gibi bakamıyorlar, güzel yorumlar yapamıyorlardı. Sizin farklı açılardan bakarak orjinal fikirler ve yorumlar üreteciğinizi düşünüyorum ve bu sebeple oldukça heyecanlıyım. Sizlerden nasıl bilgiler ve yorumlar geleceğini çok merak ediyorum. Haftaya kitaplar, aile, internet, çevre yardımı ve KENDİ DÜŞÜNCE GÜCÜNÜZLE oluşturacağınız görüşlerinizi ve örnekleri sabırsızlıkla bekliyeceğim”

3. “Bu iki konuda her öğrenci 3′den az 5′den çok olmamak şartıyla BELGELİ BİLGİ ve KANIT LİSTESİ oluştursun. En ilginç olanları seçip burada beraberce seçip yeni bir liste oluşturup okuldaki bütün sınıflara ve gelecek yıllardaki kardeşlerinize ders olarak sizin o maddelerinizi öğreteceğim isimlerinizi söyleyip sizlere de dua isteyeceğim! Hatta internet yoluyla veya kitaplaştırarak liselilere üniversitelilere bile ulaştırabiliriz!”

4. Öğrencilere A4 kağıdının dörtte biri (Akademik fiş çalışması benzeri) veya yarısı kadar kağıt dağıtılır. ( O kadar çok yarısı boş kalmış defter çöpe atılıyor ki!… Bunları değrlendirmiş olursunuz). Bir tarafına Ruh-Melek-Şeytan-Cin varlıkları hakkında diğer tarafına da Ahiretin varlığı konusunda, kitaplar, aile, internet, çevre yardımı ve KENDİ DÜŞÜNCE güçleriyle oluşturulmuş 3-5 maddelik ciddi fikir yorum cümleleri maddeleri hazırlamaları istenir ve derste her öğrenciden en az bir farklı kanıt cümlesi alınır, tahtaya orjinal görüşler olarak madde madde not edilir. Bu çalışmalar performans çalışması belgeleri olarak da değerlendirilebilir.

5. “Düşünce tetikleyici” soruları bir hafta önceden tahtaya veya defterlerine yazdırmanız ve onlarda hem merak uyandırmanız hem de tatlı bir müsbet yarışmaya yönlendirircesine bakalım en orjinal yorumu kim getirecek demeniz inanılmaz etkili olabilmektedir. Bu sorular spontone cevaplar üretme adına hemen doğrudan derste zihin kasırgası estirerek de olabilir.

Yeri gelmişken sürekli beyin fırtınasının egoyu besleme ve farklı düşüncelere zamanla kapanma gibi handikapları daima içinde barındırdığından söz edilebilir. Öte yandan sürekli başkalarından fikir toplamanın da zihni tembel yapabileceği ve hep yardım arar duruma sokabileceği riskini taşıyacağından bahsedilebilir… Önemli olan, öğrenci araştırmalarıyla toplanan bilgilerin öğrenci zihinde harmanlanmasının öğretmen tarafından sözünü ettiğimiz farklı yöntemlerle sağlanmasıdır ki yapılandırmanın gerçek amacı da budur. Özellikle dirilişin anlatıldığı ibr ayette bu yaklaşımı net olarak görmek mümkündür. “Bu çürümüş kemik mi dirilecek?” Ayet verdiği cevapta kişinin birikim bilgisine ve zihnini mantığını kullanmasına aynı anda dikkat çektiğini görüyoruz: “Onun ilk oluşumunu düşün ilk orjinal haliyle oluşturanı bul!”

Mesela şu gibi çözülmesi gereken problem cümleler öğrenciye sunulabilir?

“Görülmeyen şey yoktur!” cümlesi doğru mudur yanlış mıdır? (Her iki cevapta da) niçin?”

“Görmek için gerekli temel fiziki şartlar nelerdir?” (Her öğrenci göz diyebiliyor. Işık cevabı da belli bir sürede bulunabiliyor. Cisim demek çoğunun aklına gelmiyor. Tahtaya bir insan ve gözünü bir de tepede bi rgüneş ve ışığını resim olarak çizerek görselleştirirseniz çok yerinde olur. Ve ayrı bir bilmece bulmaca gibi “Gece gökyüzü neden karanlıktır?” sorusunu yöneltip düşünmelerini sağlayabilirsiniz. Hemen ileri atılıp ışık olmadığı güneş olmadığı için diyenler olabilecektir. “Derin düşünün bakalım!” dersiniz. “Gökte cisim olmadığı için!” diyen çıkarsa zihinleri güzel ateşlemişsiniz demektir ve şükrederek tebrik edersiniz. Sonra da “Çocuklar Allahın varlığı gibi, melek cin madde ve cisim olmadığı için görünmezler tıpkı çekim gücü ve elektrik” gibi…

“Ve bizim gözlerimiz ışığı görmek için değildir ışıkla görmek içindir! Melek ve cin varlık gözümüze uygun düşen varlık tipleri değildir ışık türleridir” diyerek konuyu akıllara yaklaştırabilirsiniz.

“Doğa kanunları nedir nelerdir nasıl şeylerdir, örnekler bulunuz”

“Şeytanla melek şeytanla cin arasındaki fark nedir? (Bu sorunun cevabı ile bazılarının şeytanın kovulmuş melek olduğu yolundaki yanlış bilgisini düzeltmiş şeytanın aslının cin olduğunu da öğretmiş oluruz. )

“Şu soruyu önce gözlerinizi kapayıp kalbinize vicdanınıza bilincinize sorun! Sonra da yakınlarınıza arkadaşlarınıza sorun! Cevapları belirleyin: Bu dünyada 70-80 yıl yaşayıp yok olup gitmeyi mi arzularsın yoksa sınırsızca genç olarak yaşamayı mı?.. Peki neden?”

Gizli hazine avcısı gibi bu sorunun şu cevaplarını avlayıp getiren öğrencinin ellerinden öpünüz bence… Olamıyorsa alnından!…

“Öğretmenim melek ve şeytanın varlığını melek gibi insanlardan şeytan gibi insanlardan anlayabiliriz!”

“Kuran Allahın sözü olduğuna göre Kuranda bahsedilen melek de vardır şeytan ve cinler de”

“Çekim kanununu göremeyiz elektriği de ama varlıklarınıı kabul ederiz, bu varlıklar da böyledir”

“Sınırsız bir varlık ve sınırsız bir alem olmasaydı onu isteme duygusu da içimizde olmazdı”…

“Sonsuz gençliğin yaşanacağı bir alem var ki onu istiyorum, istiyorum demek sınırsız bir alem var!”

“Allah sonsuz bir alemi vermek istemeseydi sonsuz alemi isteme duygusunu da vermezdi!..”

“Bu dünyada tam adalet sağlanamıyor, katil-maktul, çalan-çalışan, iy-kötü karşılığını alamıyor. Demek ki tam adaletin gerçekleşeceği bir alem var!”

“İskelete benzeyen ağaç dalları baharda canlanıyor, kuru dallara benzeyen insan kemikleri neden canlanmasın?”

Zihinleri samimiyetle özveriyle ve yöntemleriyle harekete geçirebilirseniz inanın aynı kelime ve cümlelerle olmasa bile anlam olarak çoğu öğrencinin benzeri duygu ve düşüncelere tercüman ve dil olduklarını müşahede edebilirsiniz.

(Lütfen hiç kimse “Bu cümleler bu çocuklara mı?” diyerek sığ zihnini bize yansıtmaya kalkmasın!..)

……………

Öğrencilerin bu tarz yaklaşımlarla elde ettikleri maddeler öğretmenlerinin de tasnifiyle şöyle sıralanabilir.

A-RUH MELEK ŞEYTAN-CİN VARLIĞI VE ÖZELLİKLERİ

1.
2.
3.
4.
5.

B-ÖLDÜKTEN SONRA DİRİLME-AHİRETİN VARLIĞI VE SAFHALARI

1.
2.
3.
4.
5.

Bu çalışma takvimleri ilk derste fotokopi ile çoğaltmaları için öğrencilere verilebilir

ÖLDÜKTEN SONRA DİRİLME FOTOKOPİ (Akıl, göz ve vicdan açılarından bakış)

1) MANTIK DELİLİ: İLK ORJİNAL MODELİ YAPAN İKİNCİSİNİ DAHA KOLAY YAPAR

Çürümüş kemikleri ilk önce yoktan kim var ettiyse, öldükten sonra tekrar diriltecek olan O’dur.

Ordu örneği: Ülkenin çeşitli kentlerinden, çok askeri toplayıp eğitmek zordur fakat 4 ay sonra, bir düdük sesi ile dağıtıp toplamak daha kolay dır. İnsanın organ ve hücreleri de askerlere benzer; bu orijinal halimizle, yaratıldığımıza göre, ölüm düdüğüyle dağıtılan beden askerleri hücrelerimiz de, ikinci kez kolayca var edilip diriltilebilir.

Elektrikçi örneği: Bir mühendis bir gökdelen tesisatını emekle, uzun zamanda hazırlar sonra ampullerini yakar. Fakat sonrabir ana şartelle tamamını bir anda söndürüp yakması, ilkinden daha kolay olur. İşte organlarımız ve vücud hücrelerimiz de birer ampul gibi, hayat enerjisi yüklüdür. Ölüm düğmesiyle hayat ışığımız söndükten sonra, tekrar ikinciye hayat verilmesi bundan daha kolay olacaktır.

2) GÖZLEM DELİLİ: ÇEVREMİZDE ÖLME VE DİRİLME ÖRNEKLERİNİ GÖRÜP DURMAKTAYIZ.

İnsan: Hücreler devamlı ölür, yenileri var olur. İnsan uykusunda her gece adeta ölür, sabah dirilir. Duygu ve düşüncelerimiz söner ve canlanır; Sevinç, üzüntü, mutluluk,öfke vb. ölür dirilir.

Dünya: Bir mezar ve beşik gibi, ölüleri de canlıları da taşır. Her bahar,yeryüzü yenilenir, canlanır.Kar kefeninin içinde bahar için diriliş hazırlıkla rı yapılır.Özellikle ağaçlar, kupkuru dallarıyla toprak altındaki kemiklere benzerler. Çürüyen çekirdeklerin yeniden çiçek açması gibi, ağaç dalları da can-lanır; ağaç dallarına benzeyen insan kemikleri neden dirilmesin? Çürümüş bir çiçek çekirdeği bile gübre içinde yeniden can bulurken, evren kadar değerli insan mezarda solucanlara yem yapılır mı?

Uzay: Bilim adamları, yıldız ölümlerinden, mezarlarından (karadelik) aynı zamanda yeni yıldız doğumlarından bahsederler. En basit varlıklar için kainat çapında böyle hummalı bir diriliş hazırlığı ve masrafı yapılmaktadır. İnsanın bu evrensel dirilişten uzak tutulması düşünülemez

3) VİCDAN DELİLİ: VİCDANLARDAKİ EBED-SONSUZLUK DUYGUSU, SONSUZ BİR ALEMİN GELECEĞİNİ GÖSTERİR:

Sonlu olan insanda, bu sonsuzluğu isteme duygusu nasıl oluşmuştur? Sonsuz bir hayat var ki ona özlem duyuyoruz. Milyarlarca insan, olmayan bir şeyi niye istesin!
Her duygumuzun ve duyumuzun bu dünyada bir karşılığı var, sadece sonsuzluk duygumuzu burada yaşayamıyoruz çünkü ölüm var!..Öyleyse bu duygumuzun gerçek karşılığının verileceği sonsuz bir alem olacaktır.
Allah, sonsuz bir alemi vermek istemeseydi, sonsuz alemi isteme duygusunu da vermezdi, var ki istiyoruz, istiyoruz demek ki var!
Dünyada insan her şeye karşı bir doyumsuzluk hisseder. Yemeye içmeye bile doyamıyoruz. Sadece sonsuzluk duygusunu burada tadamıyoruz. Demek ki sonsuzluk duygusunu sonsuza kadar tam yaşayacağımız, sonsuz bir alem açılacaktır.

4) DUYGU DELİLİ: BÜTÜN SEVGİ VE AŞKLAR DA ASLINDA SONSUZLUĞU VE SONSUZ BİR ALEMİ GÖSTERİR:

Hiçbir insan, anne babasını severken, 40-50 seneliğine seviyorum diye düşünmez. Evlatlarını şefkatle bağrına basan, onların mutluluğuyla mutlu olan hangi anne baba, anlaşmalı ve kısa vadeli geçici bir sevgi ve muhabbetle yavruları geçici olarak sevebilir…Özellikle insanın fıtratının bir neticesi olarak için yerleştirilen eş sevgisi, sevgili aşkı nasıl geçici bir heves olarak görülebilir. Dürüst bir kalbe ve gerçekçi bir sevgiye sahip olan bir aşık: “Seni ebediyen kalbimde yaşatacağım!” derken, sonsuz bir duyguyu ve sonsuz bir alemin varlığını dile getirmiş olmuyor mu?..
Bir insana son derece tatlı bir şerbet sunulsa fakat son yudumlarında bunun zehire dönüşeceği söylense, kim böyle bir meşrubattan zevk alabilir?..Sonu zehir olan bir şerbet aslında şerbet değil zehir hükmündedir. Bunun gibi Allah, sonunda yokluk zehiri yudumlatacağı sevgi şerbetini insanlara tattırmaz!…Burda böyle bir sonsuzluk sevgisi ve arzusu verdiğine göre, bu, bu sevgilerin asıl orada sonsuza kadar devam edebileceğini göstermektedir.
Sone eren ve sone ereceği düşünülen bir sevgi ve muhabbet lezzetine ve dünya hayatına lezzet ve gerçek hayat denemez…

5)ADALET DELİLİ: GERÇEK ADALET BEKLENTİSİ AHIRETİN VARLIĞINI GEREKTİRİR:

Bu dünyada, çoğunlukla çalanla çalışan, katille maktul, iyiyle kötü, zalimle mazlum; iyilik ve kötülüklerinin karşılığını tam olarak görmeden ö-lüp gidiyorlar. Her vicdan sahibi tam adaletin gerçekleşmesini arzular. Burada bu gerçekleşemediğine göre, zerre kadar iyilik ve kötülüğün karşılığının mutlaka verileceği mahkemenin kurulacağı sonsuz bir alem açılacaktır.

6) KUR’AN VE PEYGAMBERİMİZ, DİRİLİŞİN İKİ BÜYÜK KANITIDIR:

Hayatlarında yalan söylemeyen bütün Peygamberler ve kutsal kitaplar, aynı gerçeğe değinmiştir. Kur’an incelense, onun bir insan sözü olamayacağı anlaşılır. Peygamber de en doğru insandır. Ayrıca milyarlarca insan tarih boyunca, dirilmeye inanmışlar, hatta firavunlar bile, mezarlarına istifade
etmek için yiyecekler hazineler koydurmuşlardır. Bu kadar doğru peygamberin, inananların ve insanların hayali bir konuda ittifak etmeleri, bütün insanlarıaldatacak bir inanç birliğinde bulunmaları imkansızdır.

RUH, MELEK, CİN-ŞEYTAN VARLIĞI FOTOKOPİ

1-Bütün dinlerde gayba-görünmeyene iman esastır. Allah görünseydi
aklın veriliş hikmeti kalmazdı, herkes inanmak zorunda kalırdı. Ruh, me lek ve cin varlık da görünmez fakat Kur’an ve diğer kutsal kitaplar var ol duğunu söyler. Kur’an insan sözü olamayacağına göre, görünmeyen bu varlıklara inanmak zorundayız. Kur’an’a Cin süresi vardır, Süleyman Peygamber cinleri çalıştırmıştır. Peygamberlimiz cinlere Kur’an okumuş, iman etmişlerdir.

2-Görmemek olmamaya delil olamaz. Görmediğimiz halde varlığını kabul ettiğimiz pek çok şey vardır. Sözgelimi kızıl ve mor ötesi ışınları, radyo-tv. görüntü dalgalarını, çekim güçlerini, aklımızı göremiyor belli fre kanstaki sesleri duyamıyoruz. Melek, cin gibi varlıklar, bizim elle tuttuğu muz maddi yapılarda olmadığı için görünmezler.

3-Görünen madde arlığın arkasına daima görünmeyen soyut enerji, güç, kanunlar bulunmaktadır. Elektriği göremeyiz fakat güç elde ederiz. Rüzgar görünmez ağaçları çatıları uçurur. Görünmeyen çekim gücü gök yüzündeki sayısız dev cisimleri yörüngesinde tutmaktadır. Çekirdek ve yumurtadaki büyüme kanunları görünmez fakat koca bir ağacın ve canlı nın plan ve proğramları onların içinde bulunmaktadır.

4-Dünyamız güneş sistemi içinde bir nokta gibi, güneş sistemi de Sa manyolu içinde bir nokta gibidir. Buna rağmen dünyamızda onca çeşitli hayat biçimleri mevcuttur. Bu küçücük kulübe dünyamızın böyle canlılar la doldurulup uzaydaki onca varlığın hayatsız bırakılması düşünülemez. Allah evrende, oraların hayat koşullarına göre yaşayabilecek, ruh melek cin gibi başka varlıklar da var etmiştir.

5-Melek nurdan cin dumansız alevden, bir tür ışından yaratılmıştır.
Cinlerin ilki İblistir. Allah’ın secde emrine uymadı, kovuldu ve şeytan is mi verildi. Şeytanın melek olduğu bilgisi yanlıştır.
Melek ve cinler ışık hızıyla, daha da hızlı hareket edebilir, maddi şekillere girebilirler. Allah’ın bildirdiği bilgileri bilebilirler. Cinler meleklerden bilgi çalmak için göklere hırsızlığa çıkarlar, melekler onları alevlerle kovarlar. Cin gelecekten bir bilgi bilirse bin tane ilave edip uydurur ve in sanları kandırır. Cinler de insanlar gibi çoğalırlar, inanç ve ibadetle sorumludurlar. İn sanlar onlara zarar vermediği ve bilinçsizce ilgilenmediği sürece insanla ra zarar veremezler. İman, ibadet, dualar onlara karşı kalkan oluşturur. Ayetelkürsi, ihlas, felak ve nas süreleri zararlarına karşı korur.

Melekler ve görevleri:

1-Cebrail: Allah’dan Peygamberlere vahiy getirir
2-Mikail: Tabiat olaylarının yönetilmesiyle görevlidir
3-İsrafil: Sur’a bir üfler kıyamet kopar, ikinciyi üfler diriliş başlar
4-Azrail: Allah’ın emriyle insanları sonsuz yolculuğa çıkarır
5-Kiramen-Katibin: Sağımızda iyilikleri, solumuzda kötülükleri yazar
6-Münker-Nekir: Kabirdeki sorgu melekleridir
7-Hafaza melekleri: İnsanları kaza ve belalara karşı korurlar
Uzayda canlı var mı: Melek ve cin varlık vardır fakat insan veya bir tür yaratık var mıdır Allah bilir, varsa gelecekte bilim belirleyebilir. Ne Kur’an ne de bilim bu konuda kesin bir şey söylemiyor. Bir ayette, “Yeri gökleri ve benzerlerini yaratan Allah”(65/12) ifadesine göre olabilir diye biliriz. Ama biz zamanımızdaki iman ve davranışlarımızdan sorumluyuz.

Ruh ve cin çağırma var mıdır:

Ruhlar ölünce asla geri gelmezler. İyi ler oyuncak olmaz ki gelsinler. Kötüler de hapiste gibidirler gelemezler.
Ancak Allah dilediği Nebi, şehid, veli kullarının ruhlarını hayır amaçlı yollayabilir. Ruh çağıranlar geldi diyorlarsa bu cin oyunu olabilir. Fincan oyunlarıyla cinler eğlenebilirler. Bu tehlikeli bir oyundur, rahatsız edebilir ler. Din ve bilime göre bu işlerle uğraşmak doğru değildir. Son derece yetenekli, dürüst ve uzman kişiler, Süleyman Peygamber gibi ilerde cin leri hayır işlerinde çalıştırabilirler fakat herkesin uğraşması yanlıştır. He le cinleri büyü işlerinde kullanmak kesinlikle haramdır büyük günahtır.

PEYGAMBERİMİZ FOTOKOPİ

1-Kur’an, benzeri insanlar tarafından yazılamayan mucize kitaptır Hz.Muhammed’in Peygamber olduğunu bildirir.Birbirinin kanıtıdırlar.
2-Hz.Muhammed’in (S.A.V.) okuma yazması yoktu (29/48), kim seden bilgi eğitimi de almamıştı. O çöl şartlarında, asırlarca insanla rı etkileyen ve bilim adamlarına ışık tutan bir kitabı tek başına yaz ması imkansızdır.
3-Asırlardır Peygamberimizin ismi, her saniye tüm yeryüzünde, Allah’ın ismiyle beraber ezanlarda anılmakta, bütün insanlar tarafın dan hürmet görmektedir. Doğru olmayan bir insana bunlar yapılmaz
4-Tevrat ve İncil de Hz.Muhammed’in Peygamberliğine şahittir. Değiştirilmiş olmalarına rağmen bugün l00′den fazla işaret görülebi lir.Örnek: “Rab Sina”dan geldi (Hz.Musa’ya işaret), Sair’den doğdu (İsa’ya işaret), Paran dağlarında parladı (Hz.Muhammed’e işaret) (Tesniye,33/2)
“İsa: Rab size Faraklit (Ahmed demektir, Peygamberimizin adıdır) gön derecek, O her şeyi öğretecek ve dünyaya hükmedecektir” (Yu hanna: 14/15,26; 15/7-8).
5-Hz.Muhammed’in (S.A.V.) Peygamberlikten önceki hayatı O’ nun Peygamberliğine ve doğruluğuna delildir. O’na Muhammed’ül-Emin denmişti. Güvenilir doğru sözlü olduğunu ilan etmişlerdi. Bir insan 40 yıl boyunca yaşadığı karakter bir anda değişmez, doğru iken birden yalan söylemeye başlamaz. Hele Allah adına yalan söy leyerek, Peygamberim deyip yalandan Peygamber gibi görünmez
6-Peygamberlikten sonraki hayatı da dosdoğru olduğunu göste rir. Hiç bir insan, çıkarı olmadan,onca çileye katlanmaz,savaşlara katılmaz yalancıktan aç susuz kalmaz. Sahip olduğu her şeyi insan lara vermez.
Kendisine yapılan mal, servet, makam, kadın tekliflerini elinin tersi ile itmiş, insanlık için yaşamış, bir hırka içinde vefat etmişti.
Kötülük ve günahlar damarlarına işlemiş vahşi insanları ve toplu mu eğitmiş, güzel ahlakı serum verme rahatlığı içinde onlara öğret miş, her birini insanlığa örnek, müstesna medeni insanlar haline ge tirmişti.
7-Güzel ahlakı doğruluğunu göstermektedir. O her güzel ahlakı zirve noktada yaşamış ve insanlığa gerçek ahlak modeli olmuştur.
Sinek tavus kuşunu, karga bülbülü, çoban valiyi ne kadar temsil edip çevresini kandırabilir. Bir art niyeti veya yalanı olan insan er geç hata yapacak, açık verecek, yalanı ortaya çıkacaktır. O hep doğru kalmış, ahlak dışı hiçbir davranışı olmamıştı.
Bütün güzel ahlak çeşitleri ancak doğruluk toprağında yetişebilir. Yalan söyleyen insanda diğer güzel ahlak da olmaz. O’nda bütün güzel ahlak toplandığına göre demek ki baştan sona O, hep doğru bir insandı
8-Allah var, Peygamber de var. Çünkü Allah’ın maksatlarını in sanlara anlatacak, aklı aşan madde ötesi konularda insanlığı aydın latacak ve ahlaklı insanları ve toplumu oluşturup medeniyetler kura cak Peygambere insanlığın ihtiyacı vardır.Peygamberler dünya işle rinde de insanlara önderlik yaparlar ve Medeniyetlerin temellerini atarlar. Peygamberlere uymuş da mutlu olmamış hiçbir zaman dili mi ve insan topluluğu yoktur. Onları inkar edenler bedbaht olmuştur
9-Peygamberlerin ortak sıfatları: Din getirir, mucize gösterirler. Peygamberimiz Hadisleriyle Kur’an’ı açıklamış, yeni hükümler getirmiştir.
Sıdk: Onlar doğru insanlardır. Şaka da olsa asla yalan söylemez
Emanet: Güvenilir kişilerdir.
Tebliğ: Allah’tan gelen vahyi eksiksiz-fazlasız aynen iletirler
İsmet: Günah işlemezler. Beşer olarak küçük hata olursa Allah uyarır, insanlara örnek oldukları için anında düzeltir.
Fetanet: En akıllı ve zekidirler. Her sorunu kolay çözebilirler.

KURAN FOTOKOPİ

1-Okuma yazması olmayan (ümmi) bir insanla gelmesi ve eşsiz uslubü ve ma na zenginliğiyle çevresindeki onca şairi ve bilgini susturması, Allah sözü olduğu nun açık kanıtıdır.
Kur’an gelince, bir ayetinin benzerini yazın diye meydan okumuştu. (2/23) Bü tün şairler susmuş aciz kalmışlardı. Dille mücadele edemeyince, kılıca sarılmış lardı. İnsanın benzerini yazmaktan aciz olması, Kur’anın Allah sözü bir mucize olduğunu gösterir.
2-Kur’an’ın geçmiş Peygamberlerin ve milletlerin hayatından bahsetmesi, o nun insan sözü olmadığını göstermektedir. Çünkü Peygamberimiz tarih eğitimi almamıştı, alsaydı da onca bilgi nasıl doğru olarak bilinebilirdi. Çünkü Nuh, İbra him, Musa, Yusuf, Süleyman, İsa gibi Peygamberlerin detaylı sözleri ve davra nışları anlatılmaktadır.
Herhalde Muhammed’in mağarada sakladığı zaman makinesi vardı, gizlice ona binip geçmişe yolculuk yapıyor, geliyor anlatıyordu!.!.!…
3-Kur’an’ın gelecek olaylardan bahsetmesi ve aynen çıkması da onun Allah sözü olduğunu gösterir. Mesela, Rum süresinin başında, Bizanslıların İranlıları 9 yıl içinde yeneceği yazmış, aynen çıkmıştır. Mekke’nin fethedileceği Dinin yayıla cağı müjdelenmiş ve gerçekleşmiştir.
4-Kur’an’ın bilimsel gerçeklerden bahsetmesi de onun insan sözü olmadığı nın açık bir göstergesidir.
Ayetler doğrudan bilimsel gerçekleri her asrın insanının anlayışına uygun düşe bilecek mucize bir ifadeyle dile getirmiştir. Mesela: “Gökyüzü nü sizin için koruyu cu tavan yaptık” (21/32) ayetiyle atmosfere işaret edilir. “Gökleri sizin göremedi ğiniz direklerle yarattı!” (31/10) ayeti çekim gücünü akla getirmektedir. Dünya nın yuvarlak olduğu ve döndüğü de değişik ayetlerde ifade edilmektedir: “Dağ lar bulut gibi geçer yürür! (37/88),”Gölgeyi uzaltıp kısaltan O’dur’ (25/45). Dünya yuvarlak olmasa ve dönmese gölge uzayıp kısalmayacaktır.
Bunların dışında evrenin-insanın yaratılışı, embriyonun anne rahmindeki aşa maları, parmak izleri, yağmurun ve sütün oluşumu, atomun yapısı, elektrik, uza ya çıkılacağı, ses-görüntü nakli, nükleer silahlar gibi farklı konulara işaret vardır.
Ayetler Mucizeler vasıtasıyla da bazı bilimsel mesajlar sunmaktadır. Mucize, Peygamberin doğruluğunu ispat veya yardım için verilen doğaüstü olaylardır. Ay nısı değil benzeri taklit edilebilen ve kıyamete kadar gelecek bilimlere son sınırı çizen sınır taşları gibidir. Musa Peygamberin Asa’sı ile denizin yol olması ve in sanların geçmesi, bugün denizaltındaki tüp geçitler olarak uygulanmaktadır. Tıp ta Hs.İsa ufuklar açmıştır.
Kur’an, insanın içini ve iki dünya mutluluğunu hedef alır, bilimsel gelişmeyi in san aklına bırakır, detaylı açıklama yapmaz, açıkça yazmaz. O zaman ciltler do lusu kitabı kimse okumak istemezdi. Ayrıca hangi çağın insanına göre açıklasa bir sonraki asrın insanı bunu modası geçmiş bulurdu. Kur’an kıyamete göre, üstü kapalı ve genel ifadelerle ifade eder.
5-Kur’an’ın evrensel doğru ve yanlışları anlatması, emirlerinin insanların yara rına, yasaklarının zararına olması, insanların ortak sorunlarına gerçek çözümleri üretmesi de Allah sözü olduğunu gösterir.
Örnek: “Yetkileri layık olanlara verin!” (4/58), “Düşmanlarınız veya yakınlarınız da olsa adalette, şahitlikte doğru davranın” (5/8; 70-33)
6-Kur’an’ın insanlara kendini doğrudan anlatması aslında başlı başına bir mu cize sayılır. Çünkü hem Müslümanlar Kur’an’ı tam temsil edip yaşayamıyorlar hem de anlatamıyorlar. Öte yandan sarıklı, sakallı bomba patlatan militan dinci imajı Kur’an’ın güzelliklerinin görülmesine engel oluyor. Buna rağmen, sadece Almanya’da bir milyon Alman Müslüman olmuşsa bu, Kur’an’ın kendisini sevdir mesi mucizesi olarak görülmelidir.
Kur’an’ın genel özellikleri: En son ve en mükemmel kitaptır, Evrenseldir, ilk orjinalini korumaktadır, değişmeden gelmiştir, kıyamete kadar Allah tarafından koruma garantisi altındadır, Tevrat ve İncilin eksiklerini tamamlamış yanlışlarını düzeltmiştir. Peygamberimiz zamanında yazılmış, binlercesi ezberlemiş, Hz.Ebu
Bekir zamanında kitap haline getirilip, Hz.Osman zamanında çoğaltılmıştır. 30 cüz, 114 süre, 1300-1600 kadar ayeti vardır. Çevirisine tercüme, kısa açıklama
sına meal, geniş açıklama ve yorumlamasına tefsir adı verilir.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: