5.sınıf

15.10.2009 O ŞOK ÇOCUK YİNE ÇARPTI. O, 5. sınıf öğrencisi…

Öğretmen sordu:

-Allah neye benziyor diye sorarlarsa ne dersiniz?

Şunun için çarpan çocuk diyoruz; düşünme payı bırakmıyor hiç bir öğrenciye hatta öğretmene…

Ve ilginç olanı gözlerini de yukarıya sola aşağıya gezdirerek düşünüyor gibi de  görünmüyor.

Doğrudan gözünüzün içine bakarak sanki 2×2=4 diyor gibi diyor.

Ve çok söz söylemeye de gerek yok der gibi güven ve itminan içinde kestirip atıyor:

-Ben O’nu hiç görmedim ki nasıl benzeteyim!

Bu çocuk basitliği içinde mükemmeli vurgulamasıyla resmen çarpıyor doğrusu…

13.10.2009 BU GÜNÜN KISACIK HİKAYESİ ŞU:

5.Sınıf.

Bir öğrenci öğretmene sordu:

-Allah neden insanları farklı yaratmış?

Öğretmen tam derin soluk aldı, tam ona göre bir soruydu sanki diyafram bile devreye girmişti, neler diyecekti neler?

Bir görseniz miyon tipli çekik gözlü bir diğeri hemen elini fırlattı, öğretmen yutkundu, şarjörü hemen geriye aldı ve o sözü aldı….

İnanın inanın… sadece şu iki cümleyi söyledi:

1-Allah insanlar çoğalsın diye erkek dişi farklı yaratmıştır

2-İnsanlar birlerini tanısınlar diye farklı yaratmıştır

…………………

Bu çocuk hem yetimdi hem de öksüz; Nebiler Nebisi gibi…

Mevla almıştı ama neler vermişti!…

08.10.2009 5.SINIF ÖĞRENCİSİNDEN ŞOK FİKİR VE DÜŞÜNCELER!… ( :) ” Şok şok şok!”, “Şok haber!”, “Flash gelişme!” der gibi…  Evet evet vallahi bizce öyle dostlar!.. Bu şok haber nice çaput güncel habere bin basar!)

(Demiştik ki bir öğrenciyi bir tebessümle kazanabilirsiniz bir başka öğrenciyi kaplumbağanın yumurtasına bakmadaki sabrına benzer bir sabırla bir sene beklemekle!…

Anladık ki fikir ve düşünce üretme yorum yapma konusunda da bu kuram gecerliymiş.  Çünkü geçen sene 4.üncü sınıftaki bu öğrenci sınıf öğretmeninde de derse giren öğretmende de aynı izlenimi bırakmıştı; sessiz sakin uyumlu ama durağan pasif donuk katılımı olmayan düşünce üretemeyen bir öğrenci!… Deyim yerindeyse ilk kez bu derste patladı sanki!)

Konumuz Allahın varlığı birliği konusu idi. Şu sorulara cevaplar araştırın diye yazdırılıyordu.
Hani o ders kitabı, bütün kitaplar, anne baba gibi insan kaynakları, internet ve kendi fikir ve yorumlarınız dediğimiz 5 KAYNAK’tan…

1-Allahın varlığını nasıl kanıtlarsınız?

2-Allahın birliğini nasıl kanıtlarsınız?

3-Allahın muhtaç olmamasını nasıl kanıtlarsınız?…. derken öbür iki soruya daha geçmeden öğrenciler minik ellerini kaldırmaya başlamıştı bile…

Öğretmen “Hayır! cevaplar haftaya!” demedi, diyemedi, diyemezdi de…

Çok iyi biliyordu ki anlık gelen hem de bu katışıksız safiyane zihinlere gelen şimşek fikirler elektrik gibi çarpabilirdi ve evet öğretmeni de öyle çarpıvermişti.

Hem de bu durağan görünen bu çocuk bunu nasıl diyebilmişti!…

Daha başkaları da çarptı şimdilik o çarpanın sözünü diyelim siz isterseniz üzerinde düşünün bir!…

“HER ŞEYİ YARATANIN BİR ŞEYE İHTİYACI OLMAZ Kİ MUHTAÇ OLSUN! ÇÜNKÜ ZATEN HER ŞEYİ VAR!”…

devamı gelecek

30.09.2009, 4 ve 5′inci SINIFLARDA İLK TANIŞMA DERSİNDE ŞUNLAR OLDU

1-”Ciddi ol katı olma neşeli ol sulu olma!” cümlesi dersimizin sloganı olarak takdim edildi

2-”Sevgi bilgi ilgi” kavramlarının irdelenmesi ve karşılıklı uygulanma talebi ile  öğrenci-öğretmen ilişkisinin temeli oluşturuldu.

3-Sübhaneke-Fatiha-Kevser-İhlas-Felak-Nas-Ettehıyyatü-Salli-Barik-Rabbena süre ve duaları birinci dönem ezberleridir, bunları kim biliyor dendi, ilginçtir hemen her sınıfta en az üç öğrenci kesinlikle çıkabiliyor ve bu da işinizi kolaylaştırıyor. Üç öğrenci öğretmen seçilerek arkadaşlarından 10 ezberi yanlışsız okuyanı bildirmesi istendi ve bu bir alternatif olarak sunuldu, zorlama yapılmadı ve zorunluluk olarak iletilmedi. Bununla başarılı olan bununla kendini göstersin demeye getirildi. (Veliler toplantısında velilere soruldu tamamına yakını çocuklarına duaların öğretilmesinin gerekli ve yararlı olduğunu kendilerinin buna imkan bulamadıkların ilettiler, velilere yaz cami kursları da tavsiye edildi)

4-Gelecek hafta için 4 soru verildi. Ders başına iki soru. Bunların cevabı 5 kaynaktan araştırılsın dendi.

Ders kitabı

Diğer kitaplar

İnsan kaynakları (anne baba dede nine amca cami imamı başka öğretmen vb)

İnternet

Kendi aklınız bilginiz fikir üretme ve yorum gücünüz

5-Bütün öğrencilerden sıraların üzerine iki avuçlarını açmaları istendi. Öndekilerin avuçlarına bir şey koyar gibi yapıldı “Al bir avcuna 100 puan”, diğerine “100 puan!” dendi. “Sıkı tut kaçırma sakın kimseye kaptırma!”…

Bu puanların birini sizler haftalık performans çalışmalarınızı deftere kaydetmek ve sınıfta paylaşmakla kazanacaksınız diğerini de öğretmeniniz size sizin tebessümleriniz ve arkadaşlarınızla iyi geçindiğiniz için verecek dendi.

6-Tahtaya euzü besmele ve kelimei şehadet anlamlarıyla yazıldı ve tatlı bir yarış başlatıldı. Kim tahtaya gelip şaşırmadan bunları anlamlarıyla söyleyebilecek. Bir kişi bunu başardı bu konunun öğretmeni oldu. Haftaya kadar arkadaşlarını dinleyecek ve yanlışsız olarak okuyanların listesini öğretmenine verecek. Diğerlerinin de haftaya dinleneceği bildirildi.

7-Sınıfta kim şiir yazmasını, resim yapmasını, müzikle ugraşmayı enstürüman çalmasını, bilgisayarla ilgilenmeyi seviyor dendi. Verilen haftalık konuları bu becerinizle de sınıfa takdim etmeniz güzel olur diye iletildi.

İlgilenenlerin isimleri bir bir o bizim ünlü CEP AKIL DEFTERİNE not edildi

(Yeni tanıştık biz bu işe şaştık, bir 4′üncü sınıfta öğrenci saz getirip çalacak, bir diğeri piyano çalışıyor; onu getiremem orgumu getireyim dedi bir diğeri flütünü getirecek Din Kültürü dersine uygun düşen bir ezgiyi seslendirecekler!… Beş öğrenci de Hiphop-Rap dinliyorlarmış, performans olarak verdiğimiz konulara uygun sözler yazıp seslendirecekler… :)

Hey baksana

ezan okundu

namazını kılsana

ömrün eriyor

paralar suyunu çekiyor

ucuz mu sandın

cennetine baksana

….. gibi bir şeyler mi yazarlar acaba :)

Bu arada evlerinde dini ezgi klipleri, dini filimler dini çizgi filimleri ders verici güzel çizgi filimler olan getirsin seçelim ders sonlarında izleyelim dendi. minicik bir kız sokuldu babannnem bu sene hacca gitti oranın filimlerini getirdi getirebilir miyim? diye sordu. Sorulur mu hiç dedi öğretmen ve çok mutlu oldu, saçlarından öptü.

Tavsiye edilebilecek güzel bir taktik Ekim.2008-2009
4.5. arzularsanız diğer sınıflarda farklı şekillerde uygulanabilir.

1.Tahtaya euzü besmele ve anlamı yazılır. Defterlerine yazması sağlanır.
Bir kaç dakika içinde anlamıyla birlikte güzel telaffuzuyla en güzel okuyan o konunun uzmanı öğretmeni sorumlusu ya da grup başkanı gibi sıfatlar verilerek seçilir tebrik edilir dilenirse alkış istenebilir o öğrenciye sınıf listesi çıkarması ve hafta boyunca okuyanları işaretlemesi istenir.

2.Diğer hafta tahtaya Kelimei Şehadet ve anlamı yazılır ve aynı şekilde bir görevli belirlenir.

3.Öbür hafta züre ezberleme sorumlusu seçebilirsiniz. Bunun için yaz kursuna kimler katılıyor veya ailesinden süreleri öğrenen kimler var derseniz en yetenekli ve bilgili olanı belirlemeniz kolaylaşabilir.

4.Diğer haftalarda 32 farz, abdestin alınışı, namazın kılınışı gibi konularda sorumlular seçilebilir.

5.Bir başka hafta şu dizeler yazdırılıp açıklanarak ilk önce kavrayıp en işi şekilde ifade eden görevli seçilebilir.
Bir köy muhtarsız olmaz
Bir iğne ustasız olmaz
Bir harf kâtipsiz olmaz
Bir kanun hâkimsiz olmaz
Bir sanat sanatkârsız olmaz
Bir resim ressamsız olmaz
Şu dünya sahipsiz olmaz; Sahibi Allah’dır.

6.Başka bir derste aşağıdaki konu verilip ilgili öğrenci belirlenebilir.
Ahiretin varlığı-Öbür dünyanın varlığı
İlk orijinal modeli yapan ikincisini daha kolay yapar. Çürümüş kemikleri ilk önce yoktan kim var ettiyse, öldükten sonra tekrar diriltecek olan O’dur.
Ordu örneği: Ülkenin çeşitli kentlerinden, çok askeri toplayıp eğitmek zordur fakat 4 ay sonra, bir düdük sesi ile dağıtıp toplamak daha kolay dır. İnsanın organ ve hücreleri de askerlere benzer; bu orijinal halimizle, yaratıldığımıza göre, ölüm düdüğüyle dağıtılan beden askerleri hücrelerimiz de, ikinci kez kolayca var edilip diriltilebilir.
Elektrikçi örneği: Bir mühendis bir gökdelen tesisatını emekle, uzun zamanda hazırlar sonra ampullerini yakar. Fakat sonra bir ana düğme ile tamamını bir anda söndürüp yakması, ilkinden daha kolay olur. İşte organlarımız ve vücut hücrelerimiz de birer ampul gibi, hayat enerjisi yüklüdür. Ölüm düğmesiyle hayat ışığımız söndükten sonra, tekrar ikinciye hayat verilmesi bundan daha kolaydır

7.İlahi ve şarkı söylemede becerisi olan öğrenci veya öğrenciler belirlenebilir grup oluşturulabilir. Her hafta bir güzel parça hazırlamaları istenebilir. Ve diğer liste başarılarına ders ilgilerine göre ders sonunda tadımlık birer parça sunmaları sağlanabilir. Sonuç konusunda bir şey yazmayacağız etkisini kendiniz bir gözlemleyiniz diye… :)

Çevrenize uygun düşen yeni konuları verebilirsiniz. Önemli olan şudur. Konu alan öğrenci sorumluluk alıyor o konuyu benimsiyor demektir. Ve bunun organizatörü konumunda kendini hissettiğinden zihni becerileri ve gelecek adına sosyal çok yönü de gelişecek demektir.

Her hafta derse bu listeleri sınıfça gözden geçirir, yeni Eklenenleri kutlar sevincinizi paylaşır tabi ki ilgi az olduğunda tatlı hüznünüzü sempatik siteminizi kısaca sunarsanız iki durumda etkili olur ve değişim ve gelişimi kısa zamanda yakalayabilirsiniz.
Bu uygulamayı başlattıktan sonra bir hafta içinde çocuktaki şevk patalmasını görebilir velisiyle görüştüğünüzde bu durumun aileye bile nasıl yansıdığını izleyebilirsiniz; bir uygulayın görün :)
Bu listelerin tamamına girenlerin karnesi 100 olacaktır. Listelere girme oranlarına göre bu 95′lere, 90′lara, 85′lere inecektir. Tabi ki kitaptaki konulara hazırlanan ve sınıfta paylaşan öğrencilerin durumları kendi katkılarıyla değerlendirilerek gerekli puanlamada yerelerini alacaklardır.
Bu, hepsinin karnesi 5 olacak fakat seviyeli olanlar gerçek değerini koruyacak anlamına gelmektedir.
Bu okumalarda zorlama olmayacağı aşikardır. Bir listede başarılı olamayan öğrencinin diğer listedeki başarısıyla kendini bulması güven ve coşku kazanması tabi ki sağlanabilir. 30

30 kişilik bir sınıfta 30 ayrı konuyu kısa da olsa işlediğinizi ve 30 ayrı konu uzmanı öğrenci belirlediğinizi düşünsenize!… Seneye bir daha seneye bir daha!…

Hani 10 öğretmen arkadaş haftada bir gün buluşuyorsunuz bir hafta içinde okuduğunuz bir kitabın özetini ya da araştırdığınız bir konuyu 9 arkadaşınıza sunuyorsunuz, sırasıyla diyelim ortalama 10′ar dakikada  9 ayrı kitap özetini ya da belli bir konuyu meseleyi dinliyorsunuz. . . Birbirinize çalışmanın fotokopisini veriyorsunuz. Hadi iki haftada bir olsun. Olmadı ayda bir!..

Ne hissediyorsunuz???  :) :(

5.SINIF DERS İŞLEME ÖRNEĞİ

PAYLAŞMA (5.sınıf konularından yeni bir ders işleme örneği-ünite 5, 2007-2008

Tahta dörde beşe altıya bölünür… yani testere ile değil tabi tebeşirle ) her bir kareye aşağıdaki başlıklar ve boş maddeler yazılabilir. Öğrencilerden de boş bırakılan maddeleri doldurmaları istenir. Geçen hafta bu konu öğrenciye performans çalışması olarak verildiğinden onlar hazırdır. Ders kitabı, internet ve aile yardımıyla hazırlanan birer sayfalık performans çalışmalarından yararlanarak maddeleri öğrenciler birer birer kalkıp yerlerine kendilerince yerleştirirler, tabi performans puanlarını da alırlar. Sonra öğretmen onların da yardımıyla düzenlemeler yaparak eklemelerde bulunarak çalışmaya son şeklini verirler. Birlikte paylaşım içinde sınıfça ve ciddiyet içinde adeta bir eser üretmenin farklı sevincini coşkusunu yaşatmış olur güven vermiş gelecek adına yatırım yapmış olursunuz.

Bu yol aynı zamanda öğretmen için de bir öğrenme yoludur. Çoğu zaman öğretmeni bile şaşırtan güzel yorumlar ortaya çıktığı görülür ve bir öğrencinin bir farklı görüşü karşısında öğretmenin coşması memnun olması kadar öğrenciyi motive eden ikinci bir etki yok gibidir, öğrencinizi tebrik edin onu öğretmeniniz gibi görün, onda nasıl gelişmeler oluyor bir görün!.. Tabi ki sizde de… Bu arada öğrencilerde görülen bu coşkunun hem velilere hem de diğer öğretmenlere yansıyarak objektif bütün çalışmalarınızda size moral ve kolaylıklar olarak geri dönebileceğini de düşünebilirisinz.

A) PAYLAŞMAK NEDEN ÖNEMLİDİR

1- Öncelikle Allah her ihtiyacımızı karşılıksız peşin ve sınırsızca vermiştir. Sahip olduklarımızı da diğer insanlarla paylaşmamızı istemiş “Allahın sana verdiklerinden sen de başkalarına ver” demiştir. Peygamberimiz hayatı boyunca eline geçen her şeyi ihtiyaç sahiplerine ulaştırmış, Sahabe de kendisi aç iken komşusunu arkadaşını doyurmayı düşünmüştür

Örnek: Ensar Muhacir kardeşliği (Medineli yardım eden Müslümanlara Ensar denir. Mekke’den Medine’ye hicret-göç edenlere de Muhacir. Ensar bu kardeşlerine evlerini dükkanlarını bağlarını bahçelerini açmış ve “Kardeşim yarısı senin!” demiş onlara hakiki paylaşımcı karşılıksız kardeşliği göstermişlerdir. Muhacir ise bir kaç günlük misafirliğin ardından çarşıda tarlada çalışmaya başlamış kendi ekonomik güçlerini tekrar kazanmışlardır.
Örnek: Bir çorba tasa boş giden kaşık (Ebu Talha eşi ve çocukları oruçluydu. Mescidi Nebevide öğrenim gören Ebu Hüzeyfe de… Peygamberimiz öğrencileri Sahabenin evlerine iftar için gönderirdi. Ebu Hüzeyfeyi götüren olmamıştı. Efendimizini evinde olsaydı o götürecekti. O sırada geçmekte olan Ebu Talha’ya Ebu Hüzeyfeyi götürüp iftar ettirmesini söyledi. Eve geldiklerinde eşi buna çok sevinmişti ne var ki bir tas çorba ev halkına bile yetmeyecekti. Çocukları uyutan evin zeki samimi kadını eşine: “Ben kandili temizler gibi yaparım hafif karanlık olur, sofrada sen kaşığı çorba tasına boş getir götür ki genç Sahabenin karnı doysun ve sen de yiyorsun zannederek gönlü rahat olsun!” Melekler bu manzarayı öyle gıpta ile izlemiş olacaklar ki, bu iki sahabe sabah namazına gittiklerinde namazdan sonra tebessümle arkaya dönen Peygamberimizden şu sözleri duydular: “Bu gece ne yaptınız ki göklerde melekler memnun sevinç içindeler!”


Örnek: Vefat anlarında bile bir damla suyu arkadaşına havale eden sahabeler (Ebu Cehm b. Huzeyfe: Yermük savaşında amcamın oğlunu aradım, elimde bir su kabı vardı: “Ölmeden önce yetişsem de su içirsem yüzürü yıkasam!” diyordum. Onu bulduğumda son nefesini vermek üzereydi: “Su içmer ister misin?” diye sordum. “Evet!” anlamına gelen işarette bulundu. Tam içecekti ki bir “Aaah!” sesi işittik. Amcamın oğlu suyu ona götür diye işaret etti. Koşup vardığımda Hişam ibni As’ı gördüm. Tam içirecektim ki başka bir inleme sesi duyuldu. Bu sefer Hişam suyu ona götür diye işarette bulundu. Koşturdum o kişinin yanına vardığımda ise ruhunu Allaha teslim ettiğini gördüm. Geriye döndüm baktım Hişam da Hakka yürümüştü. Bari dedim amca oğluma götüreyim. Koştum gördüm ki o da Mevlaya kavuşmuştu”. (İbni Asakir, Tarihi Medineti Dımeşk, c:38, s:180)

2- İnsanın doğasında zaten bir paylaşma duygusu vardır. Öncelikle aciz zayıf muhtaç bir varlık olarak yaratılmış olması bunun göstergesidir. Suya havaya ekmeğe ihtiyacımız olduğu kadar insanın da insana ihtiyacı olur daima.

Cinsiyet açısından bakılınca da erkeğin kadına kadının erkeğe ihtiyacı olduğu görülür. Hem sevgi ihtiyacını karşılamak hem nesilleri çoğaltmak hem de mutlu bir aile ve toplum oluşturmak için…

3- Tek başına elde edemediğimiz bir ihtiyacımıza ulaşmış, ihtiyacı olana da ulaştırmış oluruz. Çünkü hem öğretmen hem doktor hem tamirci hem şoför olamayız. Ya da ya zenginizdir ya orta halli ya da fakir, ya hastayızdır ya da sağlıklı, ya mutluyuzdur ya da dertli…

4- Her alanda gelişmeler sağlamak ve başarılar elde etmek için de paylaşım içinde ekip çalışmalarına ihtiyaç vardır.

B- YARARLARI NELERDİR

1-Paylaşan insanları Allah da sever çevresi de ve daima örnek teşkil ederler ölünce hep hatırlanırlar, paylaşmayan cimri egoist insanlar ise daima yalnızlık çekerler unutulur giderler

2- En etkili dostluk arkadaşlık iletişim aracıdır, sevgi bağlarını güçlendirir, güven oluşturur, iletişimi güçlendirir, küslükleri kaldırır, coşku oluşturur moral ve motivasyonu sağlar ve üretimi de arttırır.

3- Yoksullara, ilgiden uzak kalmışlara bir bağ bir köprü oluşturur. Akrabaya, fakir kimsesiz komşuya bir tas çorba verme, kurban etlerinin doğu illerine götürülmesi gibi. Bu sayede toplumsal-ulusal birlik beraberlik kardeşlik pekişmiş huzur ve mutluluk sağlanmış olur.

4- Tabi ki Allah Kuranda dediği gibi burada hep paylaşanlara, orada gözlerin görmediği kulakların işitmediği ve hiçbir akla gelmeyen sonsuz cennet nimetlerini paylaşıma sonsuza kadar açacaktır.

C- PAYLAŞMANIN ÇEŞİTLERİ

1- Maddi paylaşımlar. Para, yiyecek, giyecek, barınma, eşya vb yardımlarda bulunma gibi

2- Manevi paylaşımlar. Başta sevgi göstermek, sorunlarla ilgilenmek, teselli etmek, moral vermek, hal hatır sormak, gönlünü almak gibi

3- Sevinçli ve üzüntülü günlerinde daima yanında olmak mutluluk ve acıları paylaşmak, aramak sormak iletişim kurmak.

D- PAYLAŞMANIN ŞEKİLLERİ

1- Sözlü-Bilgi öğretme, Selam verme, nasihat etme, uyarma, sorun paylaşma

2- Beden dili-tebessüm, mimikler, yüz çevirmeme

Peygamberimiz (S.A.V) “Kardeşini güler yüzle karşılamak şeklinde bile olsa hiçbir iyiliği küçük görme!” (Müslim Birr 144, Tirmizi Etime 30)

3- Davranış-Bedensel olarak yardımlarda bulunma. Zaman ayırma, ilgilenme, bir sorununu çözmek için uğraşma ilgilenme

4- Kişisel ve ailevi zor durumlarda paylaşım kadar Toplumsal ve küresel çapta gerçekleşen deprem sel tayfun vb felaketlerde de imkanlarımızı insanlarla paylaşmak gerekir.

E- İDEAL PAYLAŞIM

1- Tamamen Allah rızası için yapılmalı, sevgi dolu olmalı

2- Paylaştığı şey en çok sevdiği şeylerden olmalı. Gerektiğinde canını gerektiğinde malının en iyisini ve tamamını verebilmeli en azından bu niyet ve inançta olabilmeli

2- Asla karşılık beklememeli

4- Paylaşımlar karşılıklı da olmalı. Peygamberimiz “Hediyeleşin!” buyurur. Hep size geleni almayın siz de karşılığını mutlaka verin. Ama siz hep veren olabilirsiniz “Peygamberimiz: “Veren el alan elden hayırlıdır!” buyurur. O hale gelmeli ki ülkemizde herkes veren olmalı dünyaya hep verecek hale gelmeli.

3- Asla başa kakmamalı mahcup etmemeli, yaptığını unutmalı hatırlamamalı bile

4- Sahabe ahlakına uymalı kendisi muhtaç iken fedakarlıklar yaparak ihtiyaç sahiplerini nefsine tercih edebilmeli

5- Dünyadaki bütün insanları bir beden gibi görmeli kendisini de o bedenin bir organı gibi. Nasıl dişimiz ağrısa gözümüz film izlemez, dilimiz baklava bile istemez, ellerimiz şıkıdım yapmaz ayaklarımız horon tepmez… İnsanlığın dertlerini paylaşmak ve bu uğurda organizasyonlarda çalışmak kadar kutsal bir paylaşım yok gibidir. Doğudaki insanımız Afrika’daki insanımız sıkıntı içinde iken herhalde gerçek inanan insan zevklerin paylaşımıyla kendini çürütmez.

Bu paragrafı sonradan ekliyoruz. Çünkü taze gelişen bir uygulama burada şık duracak. Bu yazıdan sonra gerçekleşen görsel bir uygulama. Basitçe bir insan silüeti çizmek isteyen bir öğrenci tahtaya kaldırıldı yani sadece gölge resim olarak dış hatlarıyla çizildi. Konu yukarıda sözünü ettiğimiz Peygamber Efendimiz S.A.V hadisini farklı şekilde özümsetmekti. Kendimizi bir vücudun organları gibi hissetme meselesi… Sonra “Kim tahtaya gelip kendince seçtiği bir organ olmayı ve onu çizip ok çıkarak ismini yazmayı ister?” diye bir soru ortaya atıldı ve tabi bütünü “Ben!” diye ileri atıldı. Birer birer kalkıp kimi göz çizdi, göz oldu, ok çıkıp ismini yazdı diğeri kulak diğeri burun, el ayak… Bütün sınıf adeta arıların bir kovanda toplaşması gibi, tahtadaki sembol resmin etrafında isimleriyle kümelenivermişlerdi, gözler adeta tahtadaki kendilerine bakıyorlardı, yüzlerde tebessüm vardı, öğretmen de bu işe şaşmıştı! Çünkü hiç öğretmek istemediklerini daha doğrusu öğretmeyi düşünmediği palanlamadığı şeyleri adeta öğrenciler kurulmuş, öğretmenin yerini almış da kendi kendilerine öğretiyorlar gibi bir durum olmuştu… Onlara gerçekten öğretmeniniz gözüyle baktığınızda, bir kapı açtığınızda hiç hesabınızda olmayan çok gelişmelerin olduğunu görebilirsiniz, sabırla bir korukçu gibi beklemesini bilerek tabi… Sonra da “İnsan! Ne muhteşem! İnsanı yaratan Ne Mualla!” diye düşünürsünüz…

Sonra bu uygulamanın tuttuğu görülünce; öğretmenler de az değildir hani, akla bir başka “cinlik!” ) geldi… Bir öğrenci çıkartıldı hani tiyatro oyuncusu seçerken mimiklerle duyguların ifade edilebilmesi becerisine önem verirler bunun gibi; öğrenciye “Benim dediğim şeyi kendinde hissetmeye çalış ve bunu arkadaşlarına da yüz ifadenle göster! Bakalım ne kadar gösterebileceksin ve arkadaşların ne kadar anlayabilecekler! Düşün ki şu an senin dişin çok ağrıyor ne yaparsın?”.

Bu yaklaşım öğrenci için ikinci bir heves kamçısı olmuş yeni bir şey yapma ve öğrenme coşkusu oluşuvermişti. İlginç bir olaydır; insanın mayası deyim yerinde ise “ROL!” olayına endeksli ve ne kadar da yatkın! Cocuk ne kadar da taklit eder çevresindekileri… Hani yaratılışta hepimize verilen farklı fiziki zihinsel duygusal roller olur! Yoksuluzdur, hastayızdır, yetenekliyizdir şu veya bu meslekteyizdir içinde bulunduğumuz şartlarla imtihan olmaktayız deriz vs. Buna isterseniz vazife isterseniz misyon deyin. Hz. Adem’in Halifelik görevini anımsayın. Bu arada kimi melekliee oynar kimi şeytanlığa… Kimi kulluk modunda tınlar kimi kalkar ilahlık taslar… Ve o yavrular saf temiz toprak, bembeyaz kağıt, bir hamur, bir macundurlar… Nasıl şekillendirir hangi rolü öğretir şevklendirirseniz canlandırmak için ne kadar da hevesli olurlar.

Öğretmenler öğrencilerine nice roller öğretirler!…

Sonra…. Öğrenci hemen eliyle dişini tutacak ve yüzünü buruşturacaktır.

“Peki şu an şekerleme yemek veya bir parkta oynamaya gitmek ister misin!” Tabi ki hayır diyecektir.

Bir başka öğrenciyi kaldırıp “Yere düştün dizini çarptın ne yapardın?”… Benzer tepkiler… Üç örnek canlandırma yeterli olabilir; hani sulandırılmaması, hedeften sapılmaması ve de keskin zekaların düş kırıklığına uğramaması adına….

Ve konuyu sonuçlandırma aşaması: Evet nasıl ki dişimiz ağrısa gözümüz acısını paylaşır, elimiz hemen yardımına koşar, dilimiz başka lezzetlerle uğraşmaz; bunun gibi ailemizde, sınıfımızda, akrabalarımızda, sokağımızda, mahallemizde, şehrimizde, ülkemizde ve dünyada meydana gelen herhangi bir acı bir açlık bir sıkıntı, aynı insanlık bedeninin organları olarak bizleri de rahatsız eder ve onlara yardıma koşmamıza paylaşım içinde olmamıza sebep olur.

Bu şekilde görselleştirilen hatta tiyatrolaştırılan canlandırılarak minyatür planda yaşanan konular özümsenecek unutulmayacak, öğrenci içselliği içinde yapılandırılacak, ileriki sınıflara gelindiğinde öğrenci “Geçen sene önceki sene bunu tahtaya çizmiştik öğretmenim!” diyecektir hatta konuların aileler tarafından irdelendiği kulağınıza gelecektir.

Bu uygulamayı tavsiye ederiz efendim…

Bu arada garipsenebilecek bir havası olabilir ilk planda bu ve benzeri uygulamaların. Ama unutmayınız, Allah Rasulü Sallallahü aleyhi ve Sellem Efendimiz öze hasa doğru atılan basit ve küçük de olsa adımların o özler içinde değerlendirileceğine dikkat çekmektedir. İki şekilde: Biri, “Her eylem niyete bağlı olarak anlam ve değer kazanır!” ifadesinde bulunarak diğeri “Ağlayamıyorsanız ağlıyor gibi yapınız!” diyerek!… Niyet sağlam tutulursa taklit tahikike dönüşür zamanla…

Rol yapmanın aslında şakası yoktur çünkü bilinçaltı şakadan anlamaz. Bu yüzden şaka da olsa yalan söylenmez bilinçaltı onu doğru olarak görür. Taklit de olsa şaka da olsa her olayı, gönderilen her mesajı gerçek bir komut gibi algılar ve gerçekleştirmeye o kişiyi öyle olmaya zorlar. Bu durumda bu gibi ders işleme rolleri gelecek davranışlar adına gerçekçi birer yatırım olmakta alt yapı oluşturmaktadır.

F- ZARARLI PAYLAŞIMLAR

Ayet: “İyilikte ve hayırlarda bir birinizle yardımlaşın günahta ve düşmanlıkta yardımlaşmayın” (Maide/2)

1- Maddi olarak; Günah ya da suç kavramlarıyla anlatılmak istenen olumsuz davranışlarda yardımlaşma olmamalı. Hırsızlık, içki kumar fuhuş uyuşturucu vs…

2- Manevi olarak; gıybet etmede, iftira atmada, söz taşımada, ara bozmada, kusur araştırmada, alay etmede, lakap takmada bir kimseye destek çıkma gibi

Yorumlar Kapalı