11.sınıf

2000-2003 yılları arası 3 yıllık uygulama

DİN VE AHLAK

ADALET, Ahlak ve Din (6.Ünite)

Ayet: Allah her şeyi yaratıp ona ihtiyacı olan en güzel şekli vermiştir
Ayet: Allah adaletle davranmayı ve iyiliği emrediyor, kötülüklerin her çeşidini de yasaklıyor
Ayet: Allah emanetleri (yetkileri) layık olanlara vermenizi emreder.
Ayet: Düşmanınız ve yakınınız da olsa, adaletle davranmaktan ve doğru şahitlikten yüz çevirmeyin(4/135)
Hadis: Hepiniz çobansızın, hepiniz güttüğünüzden mesulsünüz.
Hadis: İşçinin alnını teri kurumadan veriniz
Hadis: Hizmetinizde bulunanlara yediğinizden yedirin, ağır iş yüklemeyin, işlerinde yardımcı olun
Hadis: Kızım Fatıma da haksızlık yapsa cezasını verirdim
Adaletin anlamı: Hak ve hukuka uygun davranmak, hakkı gözet mek, doğru söylemek ve davranmak demektir.
Adalet, muhtaca, ihtiyacı olan şeyi zamanında ve yeterince vermek
Adalet, Hak edene hak ettiğini vermek
Adalet, Hak edenler arasında eşit davranmak
Adalet, Hak edenler arasında layık olanlara özel ödüller vermek
Adalet, Her varlığın evrendeki özel durumuna uygun davranmak, korumak, evrensel denge içindeki yerine uyum sağlamaktır.
Adaletin uygulanmaması, haksızlığı ve zulmü doğurur bu da güven duygusunu ve çalışma isteğini zedeler, başka haksızlıklar ortaya çı kar, ahlak dejenere olur, toplum huzur ve düzeni bozulur.
Sosyal Adalet: Bir toplumda herkesin haklarının korunması ve hak ettiğinin sağlanmasıyla oluşur. İslam Ahlakını yaşayarak hem Allah’a hem insanlara saygılı davranmak, güzel iletişim kurmak gerekir.
Sosyal adaleti sağlamak için, Devlet, milli geliri vatandaşlar arasında eşitlik ilkesine göre dağıtmalı, denge sağlamalı ve ihtiyaçı olan herkesi görüp gözetmeli, hakların yerine ulaşmasını temin etmelidir.
Sosyal adaletin sağlanması için, Hak ve yetkilerin hak edene verilme si gerekir. Bunun için dürüstlük, bilgi, beceri, çalışkanlık ve üretkenlik çok önemlidir.
Dinimiz sosyal adaleti kaldıran davranışları yasaklamıştır. Rüşvet, yalancı şahitlik, adam kayırma, öfke ile karar verme gibi…

AHLAKİ GÖREVLERİMİZ (5.Ünite) Dönem:2, Sınav:2, Sınıf: 11

1-Düzenli yaşamak:

Ayet: Öyle iş yapın ki onu Allah, Peygamber, Müslümanlar ve bütün insan lar görecektir (Teftiş edip beğenecek, not verecek gibi mükemmel-düzenli olsun)
Hadis: Mahşerde insan beş şeyden sorgulanır: Ömrünü nerede-nasıl ge çirdiği, gençliğini nerede-nasıl tükettiği, malını nerde nasıl kazandığı, malını
nerde-nasıl harcadığı, bildiği güzel-yararlı şeyleri yapıp yapmadığı
Ayetlerde, Allah’ın evrendeki her varlığı denge ve düzen içinde yarattığı ve en mükemmel bir biçim ve sanatsal yapı verdiği belirtilir.
İnsan evrendeki ve bütün varlıklardaki bu ahenge, sisteme ve evrensel terbiye kanunlarına uymalı, işlerinde ve zaman planlamasında en verimli programlamayı yapmalıdır.
İnsanın düzenli ve disiplinli yaşamasında namaz ve orucun önemli bir yeri vardır. İbadetler hem olumsuz davranışlardan uzak tutar hem de, beş vakit namazla günü belli zaman dilimlerine ayırma, disiplinli olma ve programla ma gibi alışkanlıklar kazandırır.
Başarılı olmak, verimli ve mükemmel iş üretebilmek için düzenli bir hayat şarttır. İçki, kumar, uyuşturucu, kahvehanelerde zaman öldürme gibi kötü alışkanlıklar, düzenli yaşamayı engeller.

2-BAŞKALARIYLA İYİ İLİŞKİLER KURMAK:

Ayet: İyilikle kötülük bir olmaz, kötülüğü iyilikle gider, yumuşak kalpli tatlı sözlü ve bağışlayıcı ol!..
Ayet: Birbirinizin dedikodusunu yapmayın, alay etmeyin, lakap takmayın, gizli kusurlarınızı araştırıp yaymayın, kötü zan beslemeyin
Hadis: İnsanların en hayırlısı insanlara en çok yararlı olanlarıdır.
Hadis: Gerçek Müslüman başkalarının onun elinden ve dilinden güvende olduğu kişidir.
Hadis: Müslümanın üç günden fazla küs durması caiz değildir
Hadis: Müminler bir bedenin azaları gibidir, birinde ortaya çıkan bir rahatsızlık diğerlerini de rahatsız eder.
Başka hadisler, insanları tanımasak da selamlaşmamızı, yüzüne karşı te bessüm etmemizi tavsiye etmektedir.
Ayrıca kötü sözlerle kalp kırma manevi kul hakkına girer
İnsanlarla güzel ilişkiler, toplumda kardeşlik ve birlik duygularını güçlendirir

3-İYİLİK VE YARDIMSEVER OLMAK

Ayet: Zerre kadar kötülük yapan da zerre kadar iyilik yapan ada mutlaka karşılığını görecektir.
Ayet: Kim iyilik yapsa faydası kendine, kim kötülük yapsa zararı kendine
Ayet: Onlar ki iman ederler ve daima ameli salih-iyi işler yaparlar. Onlar için hesapsız cennet nimetleri ve Allah’ın rızası vardır.
Ayet: Birbirinizle iyilikte ve Allah’a yürümekte yardımlaşın, günahlarda ve düşmanlıkta birbirinizle yardımlaşmayın
Ayet: İyilikle kötülük bir olmaz, kötülüğü iyilikle gider, yumuşak kalpli tatlı sözlü ve bağışlayıcı ol!..
Hadis: İnsanlara zarar vermesin diye yoldaki taşı-dikeni kaldırmak sadaka sevabı kazandırır.
Hadis: Kim bu dünyada bir müminin bir sıkıntısını giderir yardım ederse Allah da ahirette onun sıkıntısını giderir.
Hadis: Yapılan iyilikler, verilen sadakalar belaları defeder
İyilik yapmada, yardım etmede en önemli konu sadece Allah rızası için yapmaktır, hiçbir dünyalık karşılık ve menfaat beklememektir.
Ayrıca yapılan iyiliği başa kakmamak, hatırlatmamak unutmak gerekir.
Karşı taraf iyiliği bilmese nankörlük yapsa bile, Allah katında yine sevaptır

İNSAN VE EVREN

Konu 1: EVRENİN YARATILIŞI (1.ünite)

Ayet: Allah her şeyi bir ölçü ve denge içinde yarattı (55/49) >Ayet: Allah bir şeye ol! Deyince o hemen oluverir(36/82)
Ayet:Göklerle yer birbirine bitişik tek parça idi, biz onları ayırdık (21/30) >Ayet:Gökleri ve yeri altı günde yarattık (50/38) >Ayet: Gökleri biz yarattık ve onu durmadan genişletmekteyiz (51/47)
Bilim adamları evrenin yaratılışı konusunda aynı şeylerden bahsederler. Big Bang-Büyük patlama kabul edilir.

SORU: Kur’an neden. Bilimsel gerçekleri açıkça ve genişçe değil de, kapalı işaretlerle anlatıyor?

1-Kur’an’ın asıl hedefi, insanı inançlı ve ahlak sahibi iyi insan yapmaktır, cenneti kazandırmaktır
2-Bütün bilimleri geniş olarak açıklasaydı, ciltler dolusu Kur’an olurdu ve insan görünce korkar kaçardı
3-Kur’an kıyamete kadar geçerli olduğuna göre, her asrın insanına hitap etmelidir. Bu durumda hangi asrın insanına göre açıklama yapacaktı. O çağdaki insan, bu açıklamaları garip karşılarken, bu çağın insanı yetersiz görecekti, gelecek olanlar da ihmal edilmiş olacaktı…

Madde aleminin sonradan var olduğu, ezeli-başlangıçsız olmadığı bilimlerce kabul edilmiştir. Sonradan var olan her şeyi var eden bir güç olmalıdır. Hiçbir şey kendi kendine yoktan var, vardan yok olamaz. Hiçbir şey kendi kendine ve tesadüfen bu derece mükemmel ve ölçülü olarak meydana gelemez. Bu durumda evreni ve insanı yoktan var eden Yaratıcı vardır.

Konu 2 : ALLAH’IN YARATMA SIFATI – Kur’an’a göre Dünyamız.

Allah sonsuz ilim, irade ve kudret sahibidir. Dilediğini “Ol!” der, oluverir.
Allah, hiçbir örneği olmadan orijinal ilk modelleri yaratır.
Ayette belirtildiği gibi Allah’a yorgunluk dokunmaz. Yahudilikte Tanrı Yehova’nın evreni 6 günde yaratıp 7. gün (Cumartesi) dinlendiği inancı vardır.
Allah yaratmasında, Hıristiyanların inandığı gibi bir yardımcıya ihtiyaç duymaz.
Allah, Hıristiyanlarn inandığı ve çağdaş batı dünyasında savunulduğu gibi, evreni yaratıp bir kenara çekilmiş değildir. O her an yaratma halindedir.

DÜNYANIN YARATILIŞI. Dünyanın yuvarlak oluşu ve dönmesi

Ayet: Biz dünyayı deve kuşu yumurtası şeklinde yayıp döşedi (79/30-(Dünyanın yuvarlaklığı) >Ayet: Gölgeyi uzatıp kısaltan O’dur (25/45)
Ayet: Geceyi gündüze bohça dolar gibi dolarız (39/5)
Ayet: Dağları yerinde sabit duruyor görürsün, oysa onlar bulutların geçip gitmesi gibi yürürler (27/88-Dünyanın dönmesi).
Ayet: Dağları kazık-çivi gibi sağlam yaptık (Dağların çoğu yerin içinde).
Ayet: Göğü koruyucu tavan yaptık (Atmosfer)Ayet: Göğü göremeyeceğiniz direkle yükselttik (31/10-Çekim-itme gücü)
15 azır evvel Peygamberin bunları bilmesi imkansızdır. Galile ve Kopernik’ten 6 asır evvel bunlar yazılıyordu.

Konu 3 : İNSANIN YARATILIŞI – Üstün varlık insan – İnsan ve toplum

Hz. ADEM yoktan topraktan yaratılan, bilgiyle donatılan ve yeryüzü yöneticisi ve Peygamber olan ilk insandır.
Ayet: Her canlıyı sudan yarattığımızı görüp düşünmezler mi: (21/30)
Ayet: Andolsun ki biz insanı çamurdan süzülüp çıkarılmış bir özden yarattık. Sonra onu sağlam bir karargahta Nutfe (Sıvı içinde sperm hücresi) haline getirdik. Sonra Nutfeyi Alak (Aşılanmış yumurta-Embriyo) yaptık. Peşinden alakayı bir Mudga (Et parçası-Cenin) haline soktuk. Bu bir parçacık eti kemiklere-iskelete çevirdik. Bu kemikleri etle kapladık Sonra onu başka bir yaratılışla insan haline getirdik (23/12-14; 22/5))
Hadis: Allah sizi annenizin karnında üç karanlık içinde safhalardan (Odadan) geçirerek yaratıyor. (39/76). (Hücrelerin döllendiği follop kanalları, Embriyonun ana rahmindeki yeri, Embriyonun çevresinde oluşan koruyucu kese)
Hadis: Her birinizin yaratılışı ana rahminde Nutfe olarak 40 gün derlenip toparlanır. Sonra yine 40 gün alaka, 40 gün de Mudga olarak kalır. Sonra melek gönderilir ve ruh üflenir.
Bilim adamları günümüzde aynı gerçekleri belirlemiş kabul etmişlerdir. Bu ayetle Müslüman olan bilim adamları ol muştur.14 asır evvel çölde mikroskop-teleskop yoktu, çölde yetişen ve okuma yazması olmayan biri bunları bilemezdi.

İnsanın yaratıldığı “Ana Rahmi”, ismini Allah’ın “Rahim” (Çok Merhametli) isminden almıştır.
Anne Rahmi, adeta bir tuval gibi, Allah’ın en sanatlı insan varlığının resmedilmesine vesile olmaktadır.
Alak, kan pıhtısı anlamına geldiği gibi, “Alaka-ilgi, sevgi, bilgi” anlamına da gelir. Allah insanı sevgiyle var etmiş, ona ilgi göstermiş ve bilgiyle donatmıştır. Anne baba, öğretmenler ve her insan da diğer insanlara karşı aynı sevgi ve ilgiyi göstermeli güzel bilgilerle donatmalıdır.

İnsanın yüzü, Allah’ın güzel isimlerini, en güzel şekilde yansıtan bir ayna gibidir.Allah’ın “Basir” ismi gözümüzü gör dürür, “Kelam” ismi dilimizi konuşturur, “Semi’ “ ismi kulağımızı işittirir. İnsanın yüzüne bu sebeple vurmamak gerekir. Bizi güzel gösterdiği için, aynamızı kırmayız, temizler, parlatırız. Allah’ın güzelliğini yansıtan insan aynası nasıl kırılır?

Allah’ın Evreni ve İnsanı yaratma amacı: Ayet : “Ben insanları ve cinleri ancak bana kulluk yapsınlar ve tanısınlar diye yarattım” (51/56). Evren ve İnsan Allah’ın sınırsız güzelliklerinin sergilenmesi için birer AYNA olarak görülebilir.

DÜNYA VE İNSANIN ANLAM VE DEĞERİ

Hayat çok hızlı ve hareketli akıyor. Çabuk gelişip büyüyoruz, ihtiyaçlarımız ve ilgi alanlarımız da o oranda değişiyor, genişliyor ve çoğalıyor. Dış varlığımızla öylesine yakından, istekle ve yoğun ilgileniyoruz ki, çoğu zaman, iç dünyamıza yönelme fırsatı bulamıyoruz. Denizaltı ya da uzay yolcu luğu gibi; ruh dünyamızda, kalbimizin yamaçlarında, düşünce ufuklarında ciddi bir yolculuk yapamıyoruz. Yaşadığımız dünyanın ve kendimizin anlam ve amacını sorgulayamıyoruz. Oysa geçici olarak bulunduğumuz bu hayat sahnesinin perdesi bir gün, istemesek de kapanacak ve sonsuza kadar sürecek gerçek bir sahne kurulacaktır.

Dünya!.. Sonsuz gibi görünen uzay boşluğundaki minicik evimiz!..insan!..Kocaman görülen dünya içindeki küçücük varlığımız!..Ve bu dünya da yaşayan insanın kendisine sorması gereken en mühim soruları ve en önemli problemi: Bu dünya nedir? Nasıl olmuştur? Kim yapmıştır? Neden yap mıştır? Benden ne istemektedir? Ben kimim? Neyim? Neciyim? Nerden gelip nereye gidiyorum?Beni kim gönderdi ve neler istiyor?”Hem bu dünya da mutlu olmanın, hem de mutlaka göreceğimiz o sonsuz hayatı kazanmanın bir yolu yok mudur” sorularının cevabını arayacağız!..

Aslında kestirmeden şöyle cevaplamak mümkündü: “Seni ve dünyayı Allah yarattı, Peygamberle İslam Dinini ve Kur’an’ı gönderdi. Onlara ve getirdiklerine iman et, farzları yap, haramları terk et, güzel ahlaklı ol!..Cennet yolunda olursun!”

Fakat insan kalbi, vicdanı, duyguları da aklı, mantığı, düşünceleri de ikna olması, doyurucu şekilde cevap bulması gerekmektedir.Biz konuyu, baş harflerden yola çıkarak (akrostiş) akılda kalıcı şekilde şu maddelerle takdim edeceğiz:

Z.A.T.. .İ.S.A.. .M.E.S.İ.H….

DÜNYANIN ANLAMI VE DEĞERİ:

Z…zehir…Ballı zehir… Dünya, bir yönüyle ballı zehir gibidir. Bu yönüyle doğrudan, zevklere düşkün nefsimize hitap etmektedir. Özellikle cin- sellik ve dil zevkleri olan yeme içmeler, alkol vb maddeler, lüks yaşama ve israfa düşkünlük, dinimizce günah sayılan bütün yönlerini sunması yönüyle dünya dikkat edilmesi gerekli bir yerdir. Dünya zevklerine tamamen dalmış, inançla, ibadetle güzel ahlak ve iyiliklerle ilgisi olmayan kimseler için dünya, hayat dolu olmaktan çok bir ölü kent sayılabilir, geleceğimizi karartır…Bu yönüyle dünya sevilmemeli, ilgiye layık görülmemeli, tuzaklarına karşı dikkatli olunmalıdır. Meşru zevklerine itibar edilmelidir.Bu yönü nefsin fani zevklere düşkün yönüne bakar. Daha çok nefsi ilgilendirir.

A…ayna…Dünya bu yönüyle bakılmaya doyulmayan mükemmel,tatlı bir ayna gibidir. Çünkü Allah’ın güzel sıfat ve isimlerine aynalık yapar. Bu yönüyle dünyaya, Allah’ın sanat eserlerinin teşhir edildiği, sergilendiği bir sanata galerisi gözüyle bakılmalıdır. Çiçekler, balıklar, kuşlar, kelebekler, gök tarlasının çiçekleri yıldızlar;başımızı nereye çevirsek Allah’a ait bir sanat mührü görmemek mümkün değil. İşte Allah’ın sanatlarını göstermesi adına, dün yaya atılan her bakış,sevap bile kazandırır.Üstelik Ayetler de yeryüzünde gezmemizi, etrafa Allah namına ibretle bakmamızı istemektedir. Bu yönüyle dünya alabildiğine kucaklanmalı ve sevilmelidir. Bu yönü, Allah’ın güzel isimlerine bakar. Daha çok aklı ilgilendirir. Allah’ın Rezzak ismini, mevsim mev- sim, vagon vagon gelip boşalan yiyecek çeşitleriyle anlayabiliriz. Kudüs ismiyle evren çapında temizlik yapıldığını görebiliriz. Dünya bir saray gibi rüzgar- la süpürülür, yağmurla yıkanır, atmosfer meteorları ve zararlı ışınları temizler, ağaçlar fotosentezle temizlik yapar. Karıncalar ve bazı böcekler sıhhiye memurları gibi toprak üzerindeki hayvan cenazelerini toplar temizlik yaparlar.

T…tarla…Dünya ahiretin tarlası gibidir. Bir ekim yeridir, ahırette hasad edilir. Bir hizmet yeridir mahşerde ücret verilir. İbadetler, Allah’ı anma- lar ve yapılan bütün iyilikler, hatta sıradan işler bile, birer çekirdek gibi dünya toprağına gömülür, cennet ağaçları olarak meyveler verir. Bu tarla aynı za manda bir eğitim yeri gibidir, terhis tezkeresiyle, bambaşka sonsuz bir hayata başlanır.Bu tarla bir kereliğine hizmetimize sunulmuştur. Bu yönüyle dün- yayı çok sevmeli ve bu fırsatı kaçırmadan,alabildiğine ibadet,iyilik ve in- sanlığa hizmet tohumları saçmalıdır. Bu yönü ahirete sonsuz cennete bakar. Da ha çok kalbi ilgilendirir.

İNSANIN ANLAMI VE DEĞERİ:

i…insan en şerefli varlıktır. Bu bir ödül töreninde, bir projeye, bir filim ya da şarkıya verilen ödül ve madalya gibi değildir.Bu şeref madalyası, öncelikle bitki ya da hayvan değil de, akıl ve irade sahibi düşünen bir insan olarak yaratılmakla peşinen verilmiş ol makta, sayılamayacak kadar çok de- ğerli nimetlerle donatılmamız da bununu teyidi yerine geçmektedir. Şerefin büyüklüğü, ödül verenin büyüklüğü ile ölçülür. Bu payeyi bize, Allah vermiş- tir. Varlıkların en güzeli olarak tanımlanmış,meleklerden tebrik ve övgü secde si almışız. Cennetlerin, cennetlere giriş kapısı olan, şu dünyanın kurulma- sına temel sebep olmuşuz. Değerimiz bu kadar büyüktür!..

S…Sermayemiz sonsuzdur. Akıl, kalp ve nefis, duygu ve duyularımız, sonsuz cenneti kazanacak özellikte verilmiş. Bunları, bunları verenin yo- lunda kullanır harcarsak, diğer mahluklardan ayrılmış olacak ve cenneti kazanacağız. Fakat sadece dünya zevkleri için harcarsak, işporta malı gibi ucu- za satmış oluruz cezayı da hak ederiz.Bir profesörle çobana verilen parasal yardım farklı olur. Profesör büyük araştırma işlerine yatırım yapmaz da ço- ban gibi koyunlarla ilgili yönelirse, yanlış yapmış olur.

A…Aynayız biz!..Diğer mahlukattan farklı olarak Allah’ın güzel isimleri, en güzel ve mükemmel şekilde bizde tecelli eder.Yer içeriz”Ya Rezzak” !deriz, hasta oluruz “Ya Şafi!”, günah işlesek “Ya Tevvab!”, üzülsek “Ya Fettah!”, sıkılsak “Ya Kabıd! deriz…

M…Mizanız, mihenkiz, mikyasız biz! Acizliğimize zayıflığımıza bakarız, her çeşit düşmanımıza gücümüz yetmez ve Rabbimizin sonsuz gücü nü anlar, tesbih söyleriz. Fakirliğimize bakarız, onca ihtiyacımız var deriz, Rabbimizin sınırsız zenginliğini düşünür,hamd ederiz. Sınırlı beni ölçü yapar, O’nun sınırsızlığını düşünürüz; ilmimizle ilmini, gücümüzle kudretini, gözümüzle görmesini, kulağımızla işitmesini, vb. ölçer, O’nu takdis ve tenzih ederiz.

E…Evren biziz!..Biz evreniz!.Evrenin hem çekirdeği hem de meyvesiyiz. Büyüsem evren olurum, o küçülse ben olur! Gökleri kuşatan çekim gü cüyle sevgi cazibemiz eşdeğerdir. Öfkemiz fırtınayla, gözyaşımız yağmurla, neşemiz baharla kardeştir.

S…Sultanız biz!..Yer gökler, bitkiler hayvanlar hizmetimizde yarışıyorlar. Her ihtiyacımızı zamanında yetiştiriyorlar. Güneş ısı ve ışığıyla şefkat gösteriyor, ağaçlar tablacı buyur ye! diyor. Pek çok teknik cihazımız için bitki ve hayvan mühendisleri çalışıyor.

İ…intisapla biz,sonsuz bir anlam ve değer kazanmışız! Resim ressamla, heykel mimarıyla anlam ve değer kazanıyor.Biz sadece et-kemik yığı- nı, hücre torbası, gübre fabrikası, mezarda solucanlara yem et konservesi bir canlı değiliz. Biz iman ve ibadetle Rabbimize bağlanmışız, bu sonsuz güç ve bereket kaynağımla, kainata meydan okuyacak kadar sonsuzlaşmışız!…

H…Halifeyiz biz!..Hz.Adem gibi, yeryüzünde medeniyet kurmakla yükümlüyüz. Yeryüzünün adalet, hak ve hoşgörü denge sinden sorumlu kılın mışız. Muhabbeti, iyilikleri, insana hizmet adına, bütün insani güzellikleri, dünyaya yaymakla vazifeliyiz. Sadece kendi hayatımızı, bencilce zevk ve çıkar larımızı düşünemeyiz.

En yakın çevremizden başlamak üzere her insana; inanç, bilgi, eğitim, sağlık, ekonomik yardım gibi çalışmalarda bulunma yükümlülüğündeyiz..Bu 11 maddeyi sık sık hatırlamalı ve elimizden geldiğince yaşama geçirmeliyiz!..

İSLAM VE BİLİM

Konu 4: İSLAMÎ BİLGİLERİN DÖRT ANA KAYNAĞI (2.ünite) Dönem:1, Sınav:1, Sınıf:11

1-Kur’an:

Genel özellikleri:

En son ve en mükemmel kitaptır, Evrenseldir (Bütün zamana, meka na ve insanlara gelmiştir), Kıyamete kadar korunacağı Allah tarafından belirtilmiştir, Tevrat ve İncil gibi değişikliğe uğramamış olup ilk orijinal şeklini korumaktadır. Tevrat ve İncil’deki yanlışları düzelt miş, eksikleri tamamlamış ve yeni hükümler getirmiştir.Zaman ihtiyarladıkça Kur’an geçliğini koru makta, gönüllerdeki ve zihinler deki yerini korumakta ve insanlığın her sorununa çözüm sunmakta dır. Gelişen bütün bilim dalları ve yeni buluşlar, önlerinde hep Kur’an’ın koştuğunu, zirvede son sı nır çizgisini çektiğini görüyorlar.

Kur’an, Peygamberimiz tarafından, süre ve ayet sıraları belirtilerek Vahiy Katiplerine yazdırılmış ve binlerce insan anında ezberleyerek koruma altına almıştır. Hz. Ebu Bekir zamanında kitap (Mus haf) haline getirilmiş, Hz.Osman zamanında 7 nüsha çoğaltılarak belli merkezlere gönderilmiştir. Bir nüshası Topkapı müzesindedir

Kur’an, Mekke’de, Nur dağında Hira mağarasında, 610 yılı 27 Ramazan, Kadir gecesi inmeye başladı. İlk ayetlerde şu mesajlar verildi: Allah adıyla (İnsanlık yararına) Oku, Yaz, Öğren, Düşün.
Kur’an, 30 Cüz, 114 Süre, 1300 -1600 küsur ayettir. 23 yılda gelmiştir.Tamamını okumak Hatimdir.

2-Sünnet:

Peygamberimizin söz, tutum ve davranışlarına, örnek yaşantısına denir.
Ayet: Peygambere itaat eden Allah’a itaat etmiş gibidir (4/80)
Ayet: Peygamber size neyi verdiyse-emrettiyse onu alın, neyi yasakladıysa ondan sakının (59/7)
Ayet: Şüphesiz Rasulüllah’ta sizler için güzel örnekler vardır (60/6)

Sünnetin çeşitleri:

1-Kavli sünnet: Peygamberimizin sözleridir. Buna “Hadis” de denir.
2-Fiili sünnet: Peygamberimizin eylemlerine-davranışlarına denir.
3-Takriri sünnet: Peygamberimizin, gördüğü bir olaya sessiz kalmasına (Sessiz onay) denir

Sünnetin önemi, yeri ve fonksiyonu:

Kur’an’ın nasıl anlaşılacağını, açıklanacağını ve uygulana cağını gösterir. Kur’an’da olmayan yeni hükümler getirir. Örnekler:
Hadis: “Namazı benden gördüğünüz gibi kılın” (Kur’an 5 vakit namaz kılın der, nasıl kılınacağını Peygamberimiz açıklamış, kılarak göstermiştir.
Hadis: Kur’an’da domuz, ölmüş-murdar hayvan, kan yemek haram olarak belirtilmiştir. Peygam berimiz ise Yırtıcı (Gagası ve pençesiyle parçalayan) ve insan tabiatına çirkin görünen hayvanla rın yenmesini yasaklamıştır.
Hadis: “Sarhoşluk veren her şey haramdır”. Kur’an’da sadece “Şarap” kelimesi geçer. Peygam
berimizin bu sözüyle hangi isim altında olursa olsun alkollü içeceklerin haram olduğu anlaşılır
Hadis: “Çoğu sarhoş edenin azı da haramdır”. Sarhoş etmese de bir bardak veya damla alkol
bile haramdır. Çünkü çok içmeye ve suça götürür. Bir mikrop insanı bir kibrit ormanı yok edebilir.
Hadis: “İçkide şifa yoktur”. Helal tedavi yolları sınırsızdır. Haramla tedavi olmaz.
Haram şeyler, zorunlu-hayati durumlarda, ihtiyaç kadarıyla geçici olarak helal olur. Ölmemek için domuz yemek, içki içmek, kan-organ satın almak, erkek doktorun doğum yaptırması gibi…

3-İcma:

Uzman Din Bilginlerinin, Kur’an ve Sünnete dayanarak, dini konularda görüş birliğine varmalarıdır. Çağın gereği olarak gelişen yenilikler ve güncel problemler konusunda çözüm üretirler.
Hadis: Müslümanların güzel gördüğü şey Allah katında da güzeldir.
Hadis: Ümmetim dalalet ve yanlış üzerinde birleşmez.

4-Kıyas:

Hakkında dini hüküm olmayan bir konuyu, Ayet ve Hadislerden yola çıkarak hakkında hüküm bulunan bir konuyla karşılaştırarak bir hüküm vermeye-sonuca bağlamaya denir.
Örnek: Kur’an’da şarap sarhoşluk verdiği için haram sayılır. Adı şarap olmayan alkollü içecek ler de şarap gibi bilinci giderdiğine göre, demek ki onlar da her çeşit uyuşturucu da haramdır.

Örnek: Ayet ve hadislerde İnsan hayatının kurtarılması, bedenin korunması ve tedavi olup de vanın aranması istenir. Böbrek ve kan nakletmekle hayat kurtarıldığına göre organ nakli caizdir.

İcma ve Kıyasın anlamı ve önemi:

İslam Dininin, Kur’an ve Peygamberimizin evrensel olduğunu, her çağın ve her insanın problemini çözebileceğini göstermektedir.
İslam Dininde akla, düşünmeye ve çözüm üretmeye verilen önemi göstermektedir.
İslam Dininde vicdan ve düşünme özgürlüğünün genişliğini gösterir. Çünkü Kur’an ve Hadisleri
farklı anladıkları ve teferruatta değişik hükümler verdikleri için farklı mezhepler ortaya çıkmıştır.

İSLAMDA DOĞAN VE GELİŞEN BİLİM DALLARI (3.Ünite:Türk-İslam Kültür ve Uygarlığı)

GELİŞME SEBEPLERİ:

1-Allah sonsuz İlim sıfatına sahiptir. İnsanların bütün bilgile ri, O’nun ilmine göre denizden damla olamaz.
Bütün ilim dalları, Allah’ın kainattaki sanat eserlerini anlatan birer dildir.

Her bilim dalı, Allah’ın bir ismine dayanır: Tıp>Şâfî (Şifa ve ren) ismine, Geometri>Mukaddir (Bir şekil ve ölçü veren) ismi ne, Matematik> Hasîb (Hesaplı yapan) ismi ne, Bilgisayar> Hafîz (Hafızada tutan, saklayan) ismine, Hijyen> Kuddûs (Te mizlik eden) ismi ne, Güzel sanatlar>Bedî (Güzel ve sanatlı yapan) ismine, Rızıkılar>Rezzâk (Rızık veren) ismine, İdare cilik> Vâlî (Yöneten) ismine…dayanması gibi.

2-Allah ve Peygamber sevgisi, ibadet ve ilim aşkı, ayetle rin aklın kullanılmasına, okumaya yazmaya ve öğrenmeye teş vikleri, Ayet ve hadislere ciddi ve derinlemesine yönelişi sağla mış, farklı ilim dalları oluşmuştur.

Mesela Peygamberimizin: “Her derdin mutlaka devası var dır, tedavi olun, araştırın!”, “İnsanların en hayırlısı insanlara en çok yararlı olandır” gibi sözleri teşvikçi olmuştur.

3-Kur’an’ın uslûbü, ifade zenginliği, çok yönlü anlamlar taşıyan kelimeleri, çok farklı ilim alanlarından bahsetmesi; Peygamberimizin Kur’an gibi bütün hayatı açıklayan sözleri, farklı ilim dallarının oluşmasını sağladı.

4-Farklı Din ve mezhep mensuplarının farklı konularda ileriye attığı olumlu-olumsuz düşünce ve görüşler ve bunlara karşı savunma ihtiyacı da farklı ilim dallarının çıkmasında rol oynamıştır.
5-İslam coğrafyasının genişleyip, farklı kültürdeki insanla rın Müslüman olması, Felsefe kitaplarının tercüme edilmesi de bu oluşumda etkili olmuştur.

6-İbadetler ilimlerin gelişmesinde önemli sebeptir. Namaz oruç gibi ibadetlerin vakitlerinin belirlenme ihtiyacı ve çabaları Astronominin, Zekat ve miras oranlarının belirlenme ihtiyacı Matematiğin gelişmesini sağladı.

7-Özellikle Abbasiler döneminde ilimlere önem verilmiş, bi limsel tartışmaların yapıldığı “Beytül-Hikmet” (Bilgi evi) kurul muştur.

Selçuklular zamanında Nizamül-Mülk tarafından kurulan Nizamiye medreseleri ilimlerin gelişmesinde ve yayılmasında etkili olmuştur. İspanyada kurulan Endülüs Medeniyeti ve kuru lan medreseler hem bilimlerin gelişmesinde hem de batı ya geç mesinde önemli katkıda bulunmuştur. Osmanlılar gü nümüzdeki kampüs sisteminin temellerini Külliyeler halinde at mıştır. İlk Üniversiteyi Fatih Sultan Mehmed kurmuştur.

İSLAMDA DİN İLİMLERİ

a-TEFSİR:

Kur’an ayetlerini genişçe açıklayan ve zamanın ilim ve anlayışına göre yorumlayan ilim dalıdır.
Müfessir: Kur’an’ı tefsir eden, açıklayıp yorumlayan İslam bilginidir.

Çıkış sebepleri:

Allah’ın maksatlarını anlama, O’na sevgi-saygı duy ma, tanıma ve ibadet etme arzusu. Kur’an da çok geniş, bazen kapalı anlamlar içeren kelime ve cümlelerin bulunması. İslam coğrafyasının gelişmesi ile farklı kültürlerin Kuran’ı yanlış yorumlamaları. Gelişen bi limler ve ortaya çıkan yeni ihtiyaç ve problemler

Tefsir yapabilme şartları:

Kur’an’ın bütünü, Arapçanın incelikleri, a yetlerin iniş sebepleri bilinmeli, her ayetin anlattığı konuyla ilgili (Tıp, astronomi, psikoloji, tarih, sosyoloji gibi) branş bilim bilgisine sahip ol malı, her konu da, ansiklopedik genel kültür bilgisine sahibi olmalı,

Günümüzdeki ünlü tefsirler: Elmalılı Hamdi Yazır’ın Hak Dini kur’an Dili; Prof.Dr.Süleyman Ateş’in Yüce Kur’ an’ın çağdaş tefsiri

b-HADİS:

Peygamberimizin söz ve davranışlarını inceleyen ilim dalı
Muhaddis: Hadis ilmi bilgini.

Çıkış sebepleri: Kur’an’ın ve dini kuralların daha iyi anlaşılması, iba detlerin daha iyi yapılabilmesi, Peygam berimize ait olmayan uydurma hadislerin çıkması.
Ünlü Hadis alimleri: Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai,
ibn-i Mâce. Bu altı hadis kitabına Kütübü Sitte-Altı kitap ismi verilir. Buhari’nin “Sahih” isimli eseri, Kur’an’dan sonra en sağlam dini kitap olarak bilinir.
Günümüzdeki ünlü hadis kitabı: Prof.Dr.İbrahim Canan’ın yazdığı, Hadis Ansiklopedisi

c-FIKIH:

İbadetler, ahlak, insanlar arası ilişkiler ve (Evlenme, boşan ma, ticaret, aile hayatı) gibi hukuki işlemleri delilleriyle işleyen ve hük me bağlayan ilim dalıdır, Yeni çıkan problemlere Kur’an ve Sünnet ışı ğında çözüm bulunur. Ayet ve hadislerin farklı yorumlanması çözümde kolaylık sağlamış mezhepler ortaya çıkmıştır.
Mezhepler, İslam Dininin muamelata-günlük uygulamalara dair pren siplerini, günün koşullarına göre güncelleştirme organizasyonlarıdır.
Mezhepler: Hanefi (İmamı Azam Ebu Hanife), Şafi (İmam Şafi) Mali ki (İmam Malik) Hanbeli (Ahmed b. Han-bel). Farklı mezheplerin bulun ması aynı zamandaki İslam dinindeki düşünce özgürlüğünün kanıtıdır.

d-KELAM:

İslam inançlarını, ayetleri esas alıp akıl ve mantık çerçe vesinde açıklayan ve savunan ilimdir.
Mütekellim: Kelam ilmiyle uğraşan ilim adamıdır.
Çıkış sebebi: Batıl mezheplerin, Peygambere ihtiyaç yok akıl yeter demesi, Kader konusundaki tartışmalar.
İki inanç (Akaid) mezhebi vardır: Maturidilik, Eş’arîlik (Hanefilerin
itikadda imamı İmam Maturidi)
Bu iki imam arasındaki en belirgin görüş farkı: İman için, Allah’ın sa dece akılla bilinip bilinemeyeceğidir.
Maturidi, akıl yeterli derken, Eş’arî aklın sorumluluğu için Peygam ber gönderilmiş olması gerekir der.

5- İSLAM DÜŞÜNCESİ VE TASAVVUF (3.Ünite)

İnsan düşünerek kendisini, çevresini ve sonuçta Yaratıcısını tanısın diye yaratılmıştır. Kur’an, insanın düşünmesini istediği üç alandan ve kitaptan bahseder: Kur’an, Evren insan. Bilim ve Felsefe tarihinde insanlık birbirin den çok farklı düşünce sistemi ve ekolü oluşturmuştur. İslam düşüncesini diğer düşüncelerden ayıran en önemli faktör, Aklın VAHİY ışığında düşünmesidir. Vahiy bilgisi kesin doğru Allah bilgisidir yanılmaz. İnsanların akılları hep farklı düşünceler ortaya koymuştur

a-KELAM:

8.asırda Mutezile mezhebi Felsefenin etkisinde kalarak ayetleri, özgür akılla yorumlamıştır.Abbasi devletinden himaye görmüş zamanla taassuba düşerek inançlarını kabul ettirmek için baskı uygula mıştı.
Maturidilik ve Eşarilik Kur’an’a bağlı kalarak İslam’ın inanç ve düşün ce hayatını temsil etmiştir.
Mutezile özelikle, insanın iradesinin kendi eylemini yarattığını, bü yük günah işleyen kimsenin kafir olacağını,Aklın her şeyi çözebileceği ni Peygambere ihtiyaç olmadığını savunarak Kur’an’dan ayrılmıştır.

b-İSLAM FELSEFESİ:

Kindî, Farabi, İbn-i Sina, ibn-i Rüşd gibi İs lam bilginleri, özellikle Aristo’nun etkisiyle Kur’an ile Felsefeyi uzlaştıra rak yorumlamaya çalıştılar. Büyük alim Gazali, filozofların yanlışlarıyla uğraştı. İslam filozofları zamanla, aklı ön plana çıkarıp, ayetleri uygun olmayacak şekilde yanlış yorumlamışlardır.

Farabi’nin üç yanlış görüşü:

(1) Madde ezelîdir. Allah ile beraber var dır. Allah düşünür varlık olur. (Oysa Allah’dan başka her şeyin başlangıcı vardır. Madde ezelî olursa Tanrı yerine konmuş olur).
(2) Filozof Peygamber gibi hatta üstün iş yapar. Peygamber vahiy bil gisini hazır alır, filozof ise aklıyla çabalayarak kazanır.(Oysa Vahiy bilgi sinde yanılma olmaz fakat akıl bilgisi yanılabilir. Akıl madde ötesini kav rayamaz şaşırır).
(3) Ahirette beden olmaz, cennet ve nimetleri sadece semboldür. (Oysa ayetler bedenle cennete girilir der

c-TASAVVUF:

Kur’an ve hadislere dayanan bir hayat şeklidir. İnsa nın kendini tanımasını, nefsini terbiye etmeyi, günahlardan arınmayı, güzel ahlakı elde etmeyi ve Allah’a yakınlaşmayı hedefler. Allah’ı çok ça zikir, ibadet az yeme-içme-uyuma ilkeleridir.

MÜSLÜMAN BİLİM ADAMLARININ, POZİTİF İLİMLER – FEN BİLİMLERİ ALANINDAKİ HİZMETLERİ VE BULUŞLARI Dönem:2, Sınav:1, Sınıf: 11

Matematik
Ebu’l-Vefa-998
Tanjant, kotenjant, sinüs, kosinüsü kazandırdı. Eserleri altı asır batı üniversitelerinde okutuldu
Ebu Kamil Şuca-951
Beş bilinmeyenli denklemlere çözüm üretti.
Battani-929
Dünyanın yuvarlak olduğunu, döndüğünü,eğikliğini ifade etti.Trigonometrinin mucididir.İlk kez sinüs kosinüs kavramlarını buldu†İlk kez astronomi cetveli (Zîc) yaptı.

Astronomi -Beyruni (Türk)-1051
İlk kez enlem boylam hesapları yaptı İlk kez yer çekimini buldu. Teleskop yaptıKitapları 18.yy.a kadar batı üniversitelerinde okutuldu.
Uluğ bey(Türk)-1449
Semerkant’ta ilk rasathaneyi (Gözlem evi) kurdu
Ali Kuşcu(Türk -1474
İstanbul’da ilk rasathaneyi kurdu

Tıp -İbn-i Sina-1037
Kanun isimli eseri l8.yy.a kadar batıda okutuldu Yeni ameliyat teknikleri ve aletleri geliştirdi
Ebu Bekir Razi- 925
Çiçek,kızamık tedavisi,böbrek taşı ameliyatı geliştirdi 50 tıp eseri batıda okutuldu

Fizik -ibn-i Heysem -1039
Işığın kırılmasını, yansımasını, görme olayını açıkladı Optik ilminin kurucusu Fotoğraf makinesinin prensiplerini koydu ve yaptı Teleskopun keşfine zemin hazırladı

Kimya-Cabir bin Hayyan -776
Özgül ağırlığı ilk bulandır. Elementleri tasnif etti, Yeni elementler keşfetti. 400 eser yazdı

ORTAÇAĞ AVRUPA’SINDA BİLİMLERİN DURUMU

Avrupalılar, Müslümanlardan tam üç asır sonra sıfırı ve ondalık sistemi tanıdılar. Descartes Müslümanlardan 800 yıl sonra, cebir, analitik geometriden bahsetti. 10.yüzyılda, Rahip Gerbert, Müslümanlardan sıfırı ve ondalık sistemi öğrendiği için; büyücü ilan edildi ve papalık adaylığı engellendi. BATI dünyası, Endülüs’te eğitim görerek, eserleri ter cüme ederek, Haçlı seferleri, gezgin ve tüccarlar aracılığıyla eserlere ulaşarak, kilisenin tarihî baskısına tepki göstere rek, ihtilaller ve reformlar yaptı, Aydınlanma yaşadı, keşiflerle ve ülkeleri sömürerek sanayiye ve zenginliğe ulaştı.

Müslümanlardan 5-6 asır sonra bile, Galile (öl:l642) dünya yuvarlak, dönüyor dediği için aforoz tehlikesi yaşadı. 1600 de İtalyan bilim adamı Bruno, dünya dönüyor dediği için, Roma’da yakıldı.†Bunların esas sebebi, bu görüşün İncil’e ters düşmesiydi. İncil’de dünyanın düz olduğu yazılıydı. Rahipler, dünya yuvarlak olsaydı, alttakiler düşerdi di yorlardı. Ay ve güneş tutulmasını cinlerin işi sanıyor, tutulma zamanını Müslümanlara soruyorlardı. Gözlem evi ve gözlem araçları Müslümanlardan ancak 5 asır sonra batıya girebildi.

…..B.Show: İnsanlık, yığınla problem çözen Hz.Muhammed’e, her zamankinden çok muhtaçtır.
…..A.Comte: Pozitif ilimleri Avrupa’ya Müslümanlar soktu. Papaz ve aydınlarımız orda okudular.
…..Goethe: Biz, Hz.Muhammed’in son basamağına vardığı merdivenin daha ilk basamağındayız.
…..Bodley: Rönesansı İslam’a borçluyuz, öğrencilerimiz Endülüs’e okumaya gidiyorlardı.

10.yy.da Müslümanlar 50 hastane 800 doktora sahipken, Avrupa’da ilk tek doktorlu hastane 1500′de Strazburg’da, 1536′da Paris’te kurulabildi. Tedavi olabilmek için önce kiliseye gidip günah çıkarmak, tedavi onayı almak şarttı. Sar’alı hastanın başı, (içine şeytan girmiş diye) haç şeklinde yarılıp tuz basılırdı. Çıbanlı ayak hemen kesilirdi.

Harun Reşit, Fransa kralı Şarlman’a büyük mekanizmalı bir çalar saat göndermişti. İlk kez gördükleri bu alet, saat başı şiddetle gong vurmaya başlayınca kaçıştılar, içine cinlerin girdiğini zannetmişlerdi. Robin Hood filminde, Müslü man arap dürbünle baktı, o da bakınca korktu, askerleri çok yakınında zannetmişti, çünkü dürbünü ilk kez görmüştü

Batıda Cabire kimyanın babası lakabı takılmıştı, 400 eserinden yararlandılar.
Nostradamus, gizli kütüphanesinde her gün Müslüman bilginlerin kitaplarını okuyordu.

1-Bilimlerin, Müslüman bilginler tarafından geliştirilmesinin sebepleri:

(1)-Kur’an çok ayette oku, yaz, düşün, aklını kullan, yeri gökleri bütün varlıkları incele! der. Allah’ın bu emrine uymayı, sevap kazanmayı, insanlara yararlı olmayı istemeleri.

(2) Peygamberimizin ilimlere kapılar açması (Bedir esirleri, 10 Müslüman çocuğa okuma yazma öğretme karşılığında salıverilmiş, Hicrette Medine’de yapılan Mescidin yarısı, 70 kadar gencin ilim öğrenmesi için ayrılmıştı)

(3)Namaz ve oruç vakitleri için astronomiye, zekat ve miras taksimi için matematiğe gerek duyuldu.

(4) Aklın veriliş hikmeti, düşünüp önce yaratıcıyı bulmak sonra yeni şeyler keşfetmektir Müslüman bilginler her milletin insanı gibi akıllarını kullanmış, çok çalışmış ilerlemişlerdir.

(5) Abbasiler döneminde kültür evi anlamına gelen “Beytü’l-Hikmet” ile Selçuklu veziri Nizamü’l-Mülkün kurduğu Nizamiye Med reseleri, bilimlerin gelişmesinde katkı yapmışlardır.

(6) Toplum hayatının ve ahlakî yapının, zeki ve dürüst insanların gelişmesine ve çalışma yapmasına elverişli ve teşvikçi olması.

2-Kur’an’da bazı bilimsel gerçekler:

Kur’an öncelikle inanç,ibadet ve ahlak konuları üzerinde durarak, insanın hem dünyada adalet içinde mutlu yaşamasını hem de ahiretini kazanmasını hedefler, Bunun yanında insan la ilgili her konuya da yeterince işaret eder. Çünkü kıyamete kadar insanlık için gelmiştir. Ve Evren ile insan da Allah’ın ayrı iki kitabıdır. Kur’an’ın bunlardan bahsetmemesi düşünülemez. Bütün bilim dalları, Allah’ın kai nattaki ve insandaki sanat eserlerini anlatan birer dildir. Allah adına hepsini okumak ve sevmek de ibadet sayılır. İnsanların hayırlısı insanlara yararlı olanı olduğuna göre bilimler, kesinlikle Müslümanın yitik malı gibidir.

Örnekler:
“Yer gökler bitişik tek parçaydı, ayırdık” (21/30), Evren,tek parçayken, Big-Bang-büyük patlamayla oluşmuştur.
“Gökyüzünü size koruyucu tavan yaptık” (21/32)Atmosfere işaret.
“Semayı göremediğiniz direkle yükseltti (13/2) semayı düşmekten o tutuyor”(22/65)Çekim kanununa işaret.
“O yeri yumurta gibi döşedi(79/30)Gece gündüzü birbirine bohça-sarık gibi sarar” (39/5)Dünyanın yuvarlak olduğuna işaret.
“Dağlar, bulutlar gibi yürürler (27/88) O gölgeyi uzatıp yayar”.(25/45) Dünyanın dönmesine işaret. Embriyo aşamaları (23/12-14) Parmak izi (75/4)

Mucizeler:

Allah’ın izniyle,Peygamber elinde,onu tasdik ve yardım için meydana gelen doğa ötesi olaylardır. Ayrıca bilimler için alternatif Proje modelleri anlamına gelir. Mucize kıyamete kadar, bilimlerin hep önünde zirvede Sınır taşı gibidir; benzerini yapmak için bilimler hep onlara koşturur! †Denizi ikiye yarıp yol yapan, Musa Asa”sı gibi…Tüp geçitle insanlar da deniz altında yürüyorlar. Hz.İsa, eliyle hastaları, körleri iyi ediyor, ölüleri diriltiyor,çamurdan kuşa üfleyip can veriyordu Bugün yapay organlar,robotlar geliştiriliyor.†Hz.Süleyman rüzgara binip havada uçtu,†Hz.Davut eliyle demire şekil verdi†Hz.İbrahim ateşte yanmadı(İman Dünyası)

Çıkış sebepleri:

1-Kur’an’a ve sünnete uygun, Allah’a yakın ve ahlaklı bir Müslüman lık yaşama arzusu. Ayetler Allah’ı çok zikredin, nefsini temizleyen kutru lur, çok ağlayın az gülün, tatlı söz söyleyin vb…der.

2-Peygamber sonrası insanların dünyaya kapılmaları, siyasî çekişme ler, koltuk mücadelesi, dine bağlı insanları Dine yönlendirmiş, konuşu lan ve yaşanılan durumlar zamanla sistemleşmiş, kitaplaşmıştır.

Tarihî etkisi: İnsanlara ilim ve ahlak açısından örnek olacak büyük Zâtlar yetişti: Cüneydi Bağdadi, İmam Rabbani, Abdülkadir Geylani, Bişri Hafî, Kuşeyrî, Yunus Emre, Ahmet Yesevî, Mevlana, Hacı Bay ram Veli vb. Ayrıca Anadolu’nun Müslümanlaşmasında, Osmanlı kuruluşunda ve Batıya yönelişte tasavvuf hareketleri çok etkili olmuştur

İslam hak din olduğu, Müslümanlar bilimlerin temelini attığı halde, Müslüman ülkeler neden geri kalmıştır?

Suç, Kur’an’da değil, okumayan, okuduklarını uygulamayan veya yanlış uygulayan Müslümanlardadır.

(1) Allah adalet sahibidir, dünya imtihan yeridir. Kim ciddi çalışırsa, inanmasa da karşılığını mutlaka verir. Müslümanları kayırmaz

(2) Allah sıfatlara değer verir: Nüfus kağıdındaki İslam kelimesine bakmaz, kalpteki dürüstlüğe, davranışlardaki ciddiyete ve güzel niteliklere değer verir. Çalışmak, dürüst olmak, iş birliği yapmak, sistemli olmak, kaliteli iş yapmak gibi.Allah’ın değer verdiği sıfatlara sahip çıkan, o sıfatlar yüzünden yükselir. Dünya üstünlüğü terazisinde, Müslümanlar, kefeye bir şey koymamışsa, batılılar az bir şey koysa da ağır basar ve üstün olur.

(3) Allah’ın 3 kitabı var; Kur’an (harflerle yazılmış), Evren (atom-enerji harfleriyle yazılmış), insan (hücre harfleriyle yazılmış). Bu üç kitabı birden okumak ve uygulamak şarttır.Sadece Kur’an’ı çok okuyan ve uygulayan lar, ahirette ecir alır fakat dünyada yükselemez; Müslüman diğer iki kitabı da çok iyi okumalı, araştırmalıdır. Ayetleri okumak sevap olduğu gibi, evren ve insanla ilgili her bilgiyi, Allah namına insanlık yararına okumak ve tatbik etmek de kesinlikle sevap kazandırır. Tarihte Müslümanların bilimlerin temellerini atmalarının ana sebebi budur; kalbi imanla kafayı da bilgiyle aydınlatıp, ibadet yaparken, okumayı araştırmayı, buluşlar yapmayı da ibadet anlayışı içinde ciddiyetle yaptıkları için başarmışlardır. Bir ayette “Üç kitabı (Tevrat-İncil-Kur’an) okuyup güzel uygulasalardı, altlarından üstlerinden rızıklar yağardı” der (5/66).

(4) Allah standartlar üstü işi sever: Ayet: “Yapın! Öyle yapın ki, Eserlerinizi Allah, Rasûlü ve müminler görecek,teftiş edip beğenecek!Sadece dünyada değil, eserleriniz öbür dünyada da teşhir edilecek!..” (9/105). Bu Allah’ın koyduğu bir ölçüdür. Buna Amerikalı, Alman ya da Japon uyarsa bütün sanayi ve teknoloji ürünlerinin üstünde onların isimleri olacaktır. Dürüst, çalışkan. başarılı ve üretken nesiller yetiştirmek gerekir.

(Kaynak: Avrupa üzerine doğan İslam güneşi, Dr.Sigrid Hunke; Müsl. ilim Öncü. Ans., Şaban Döğen; İsl.Kült.Garbı Med. Ahmet Gürkan)

MÜSLÜMAN TÜRKLERDE SANAT Dönem: 2, Sınav:1, Sınıf: 11

Müslüman Türklerdeki sanat anlayışının özellikleri:

1-Allah’ın Birliği (Tevhîd) ve sanatlarının güzelliği anlayışına dayanır. İnançla es tetik sentezi vardır.
Ayet: Bütün güzel isimler (Güzellikler) Allah’a aittir. (Menekşe lale gazel, Farklı renkte bir güzel…Bir kez O’na bakmış, Olmuş hepsi ayrı güzel!)
Ayet: Allah, her şeye bir biçim, güzellik ve sanat verendir.
Hadis: Allah güzeldir güzellikleri sever.

2-Manevî yüce duygular esas alınmış, ahlak ve edep dışı tarzda uzak kalınmış.
Bu sebeple, batı sanat anlayışında olduğu gibi çıplak insan resim ve heykelleri yoktur.

3-İnsanın maddi-manevi bütün hayatını kapsayan ihtiyaçları esas alınmış, israf tan kaçınılmıştır. İbadet ihtiyacı için camiler sanatlı mimarî tarzlarda yapılmıştır. İlim ihtiyacı için medreseler, sağlık için şifahane su için çeşme ve şadırvan, açlık için imarethane, temizlik için hamamlar, yolculara kervansaraylar hatta kuşlar i çin saraylar yapılmış, günlük ev eşyaları ve işlemelerde sanat uygulanmıştır.

Müslüman Türklerde Sanat dalları:

a-Mimarî: Mimar Sinan (1490-1588) Kayseri Ağırnas doğumlu. 360 eseri var. 84 cami, 57 medrese,17 aşevi. İlk eseri (1536 Prut savaşında) 13 günde yaptığı köprüdür. Çıraklık: İstanbul Şehzade başı camii, Kalfalık: Fatih Camii, Ustalık: Edirne Selimiye Camii (Bu camideki dört minareden her birinde üç şerefe bulu nur, her bir şerefeye üç ayrı yolla-merdivenle çıkılır).
b-Minyatür: Kitaplara yapılan, konuyla ilgili, derinliği olmayan, iki boyutlu, renkli küçük resim sanatıdır.Bu sanatı yapan şu üç sanatçı ünlüdür: Levnî, Nigârî, Nakşî
c-Hüsnü Hat: Güzel yazı yazma sanatıdır. Bu sanatı yapana Hattat denir. Özel likle cami, mescit, saray kapılarında, duvarlarında, levhalarda ve Kur’an ve kitap yazımında görülür. Günümüzde okuduğumuz Kur’an’ı yazan Hattat ünlü Hafız Osman’dır, (Kur’an Mekke’de indi, Kahire’de okundu, İstanbul’da yazıldı denir).
d-Tezyînât: Süsleme sanatıdır. Nakış, çini, oyma, ebru (Renkli desenlerdeki ka ğıt sayfa) şeklinde olur. Daha çok cami kapı, pencere, minber, mihrap, duvar ü zerlerin de motifli çinilerle yapılır.
e-Tezhîb: Süsleme sanatıdır. Kitap sayfalarının, altın tozlarla ve yaldızlı boya ile süslenmesiyle olur.
f-Musikî: Itrî, Dede Efendi, Hacı Arif Bey ünlüdür.
g-Edebiyat: Dede Korkut Hikayeleri, Kutadgu Bilig (Yusuf Has Hacib), Divanı Lügatit-Türk (Kaşgarlı Mahmut), Divanı Hikmet (Ahmet Yesevî)
Ünlü Müslüman Türk Bilginleri:
Ebu Hanife: (Öl: 767) Hanefi mezhebinin kurucusu. Eseri: Fıkh-ı Ekber
Maturidi (944) Hanefilerin İtikada mezhep kurucusu. Eseri: Te’vilat
Zemahşeri (1144) Müfessir, eseri: Keşşaf
Buhari: (869) En büyük Hadis Bilgini: Eseri: Sahih-i Buhari
Farabi: (950) İslam Felsefesinin önderi sayılan Bilgin,Eseri: Medinetül-Fadıla
Beyruni: (1051) Matematik, Astronomi, Fizik bilgini
Uluğ Bey ve öğrencisi Ali Kuşçu: Astronomi, ilk rasathaneyi kuranlar
Ahmet Yesevi, Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli.

İSLAM ÖZELLİKLERİ

Konu-2 Allah alemlerin Rabbidir Dönem: 1, Sınav: 2, Sınıf: 11

Yahudilik: Tanrı Yehova sadece Yahudilerin Tanrısıdır. Yahudiler seçilmiş
ve yeryüzü krallığı onlara va’d edilmiş bir millettir. Bu yönüyle ırkçı ve milli bir dindir.
Hristiyanlık: Baba Tanrı, oğul tanrı İsa ile evrenin idaresini paylaşmaktadır.
Çin ve Hind dinlerinde:
Eski Yunanda: Her varlık ve olay için ayrı bir tanrı ortaya konmuştur; Zeus, Apollo, Herkül, Afrodit vs…
Modern dünyada: Tanrı yaratıp insanlara bırakmıştır, doğa kanunları kendi kendine mekanik olarak işle- mektedir, insan kendisi yaratıcı gibidir.
Ayet: Elhamdü lillahi Rabbil-alemin. Allah bütün alemlerin Rabbidir.
Her an yaratma halindedir. Yaratıp bırakmamıştır. Bir yaprak bile O’ndan habersiz düşmez
Vahidiyet-Ehadiyet: Allah bütün varlıklara da, tek tek her varlığa da hükmeder.
Kur’an’ın, Peygamberimizin, İslamın evrensel oluşu, Allah’ın alemlerin Rabbi olduğunu gösterir.
Konu-3 Peygamberimiz bütün insanlığa gönderilmiştir
Ayet: Biz seni alemlere Rahmet olarak gönderdik (21/107)
Ayet: De ki: Ey insanlar ben hepinize Allah’ın gönderdiği bir elçiyim (7/158)
Tevrat ve İncil’de Peygamberimizin geleceği müjdelenmiştir:
Tevratta: ‘Rab Sina’da doğdu, Sair’den çıktı, Paran’da parladı:
Allah’ın O’na Habibim demesi, isminin arkasından ismini zikretmesi ve her gün beş vakit ezanla her saniye yeryüzünde (Dünya döndüğü için her an bir yerde farklı vakitlerde ezan okunmaktadır) isminin anılması, evren sel olduğu gösterir.
Müslümanların O’na olan sevgisi, Salâtü selam okumaları, Medine’de Kabrini ziyaret etmeleri…
Avrupalı bilginler, O’nu övmüşlerdir.
*Prens Bismark: Ey Muhammed seninle çağdaş olmadığıma üzgünüm! İnsanlık senin gibisini bir daha göre
meyecektir. Huzurunda en büyük hürmetle eğilirim…
*Bernard Show: Yığınla problemi çözen insanlığın kurtarıcısı Muhammed’e insanlık bugün, her zamankin
den daha çok muhtaçtır.
*Göethe: Biz Avrupalılar, Muhammed’in son basamağına vardığı merdivenin daha ilk basamağındayız, kim
se O’nu geçemeyecektir.
Veda Hutbesinde, günümüzdeki insan hakları evrensel beyannamesinden 14 asır evvel, evrensel mesajlar
vermesi evrensel olduğunu gösterir. Veda hutbesinde şu ilkeler geçmektedir:
* Canlarınız, mallarınız, ırzlarınız mukaddestir * Emaneti yerine veriniz * Kan davaları kaldırılmıştır
* Cahiliye adeti olan tefecilik yasaktır * Kadınların haklarına saygı gösteriniz, kadın-erkek birbirlerine karşı hakları vardır * Adem’den gelen kardeşlersiniz, kimsenin diğerine üstünlüğü yoktur. En değerli olan, Allah’a en çok saygı gösterendir. Birbirinizi öldürmeyin, birbirinizi yemeyin.

Konu-4 İslam ve Kur’an bütün zamana ve mekana hitap eder

1-Ayetler, evrensel olduğunu ifade eder
Ayet: Dininizi tamamladım ve size din olarak İslam’dan razı oldum (5/3)
Bu benim dosdoğru yolumdur ona uyun başka yollara uymayın (6/153)
Kim İslamdan başka din edinirse o ondan kabul edilmez, ahirette zarara uğrayanlardan olur (3/85)
2-Kur’an-İslam insanlığa evrensel prensipler ve ilkeler kazandırmıştır.
Ayet: Emanetleri ehil olanlara verin. Dürüst, yetenekli, bilgili, sistematik, çalışkan ve üretkenlik vb.
Ayetlerin emrettikleri ve yasakladıkları insanlara ya faydalı ya da zararlıdır; içki, kumar, zina vb.
3-Tarihte: 3 kıtada İslam, baskı ve zorlama yapmadan hoşgörü ve adaletle yaşanmış, farklı milletleri idare et
miştir. Fatih’in Sırplara karşı ve İstanbul fethindeki tutumu hoşgörüyle olmuştur.
4-Zaman yaşlandıkça Kur’an gençleşmekte, küçük büyük herkes tarafından sevilmekte, hatimler yapımakta
İnsanlık sorunlarına cevap vermektedir.İcma ve Kıyas Gelişen bilim dalları ve buluşlar, önlerinde Kur’an’ı bulmaktadır
5-Günümüzde Müslümanlar İslamın güzelliklerini tam yaşayamadıkları ve gösteremedikleri halde (ki kapısında işçi olarak çalışan insanların dinine girmeyi de psikolojik olarak istemezler), üstelik Din aleyhine düşmanca tutumlara ve İslam terörü ve militanları gibi bir olumsuz imaja rağmen, Almanya’da bir milyon Almanın müslüman olması, İslamın evrensel mesaj sunduğunu, kendi kendini anlattığını gösterir
Genel özellikleri: * En son ve en mükemmel, * Evrenseldir, * İlk orjinal şeklini korumuştur, Tevrat ve İncil gi bi değişikliğe uğramamıştır.(Tevrat, Babil baskınında, Kudüs yangınıda yandı, Ezra isimli kâtip tarafından yazıl dı, İncil, İsa’dan bir asır sonra Pavlus tarafından yazıldı, sonra yüzlerce incil çoğaldı, 325′de İznik’de toplanan Hristiyan konsili, hepsini ortadan kaldırıp, yazarlarının adıyla dört incili kabul etti)
* Kıyamete kadar Allah’ın koruması altındadır, * Tevrat ve incildeki yanlışları düzeltmiş, eksikleri tamamlamış, yeni hükümler getirmiştir.

Konu-5 İslam akıl ve ilim dinidir

İlk beş ayet “Oku!” ile başlar, şu mesajlar verilir: Oku, yaz, öğren, öğret; Ve bunları Allah adına insanlık yara rına yap!
Ayet: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu (39/9)
Ayet: Ancak ilim sahipleri Allah’a karşı saygı duyar (35/28)
Ayet: Eğer bilmiyorsanız bilenlere sorun (16/43)
Ayet: Bilgin olmayan şeyin peşine düşme (17/36)
Ayetlerde: Hala düşünmüyor musunuz, aklınızı kullanmıyor musunuz der. 150 ayet aklın işletilmesini ister.
Hadis: İlim öğrenmek erkek-kadın her müslümana farzdır
Hadis: İlim müslümanın yitik malı gibidir, nerde bulursa hemen alır, İlim Çin’de bile olsa gidip alın
Hadis: İlim yolunda yürüyenlerin ayaklarının altına melekler kanatlarını sererler
Hz.Adem’e bilgi öğretildi ve meleklerin bilemediklerini bildi, saygı secdesi edildi, Halife yapıldı.
Akıl, sorumluluk gerekçesidir. Hayvanlar ve deliler dinle yükümlü değildir, sevap ve günahları yoktur.
Kur’an incelendiğinde, bilimsel gerçeklere işaret eden ayetlerle ve mucizelerle, insanların akılarını işlet meşe ve bilgi sahibi olmaya, buluşlar yapmaya teşvik ettiği görülür. Musa Peygamberin mucizesi…
Kur’an her şeyi açıklamaz, özlü olarak verir, gerisini akla bırakır. Her şeyi açıklasaydı, ciltler dolusu kitabı kimse okumazdı. Aklın veriliş hikmeti de kalmazdı. Ayrıca her asrın ilim anlayışı farklı olacağı için Kur’an, kıyamet noktasına göre fakat her asra da ders verecek şekilde kelimeler kullanır.
Buna bağlı olarak, İcma ve Kıyas kaynakları ve mezheplerin ortaya çıkışı akla verilen önemi gösterir

Konu-6 İslam insan haysiyetini korur

Ayetler insanın Ahsen-i Takvim şeklinde (Senenin özeti olan takvim gibi, evrenin özeti olarak) yaratıldığını, o na şeref ve değer verildiğini belirtir (17/70; 95/4)
Allah’ın bütün isimleri güzeldir. Bu güzel isimlerin örneklerini i nsana da vermiştir. İnsan da güzeldir.
Allah’ın en değerli SANATI ve SANATLARININ AYNASI olan insanın bu değeri korunmalıdır.
Hz.Ademe de bilgi verilmiş, bu bilgiyle meleklere karşı üstünlük kazanmış, Halife (Yeryüzünün yöneti mi ve imarı ile görevli) olarak dünyaya gönderilmiştir.
Bunlar insanın anlam ve değerini, dolayısıyla onurunun korunması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Ayetler, neyi yapın demişse insanın yararına ve onurunadır, neyi yasaklamışsa insanın zararınadır.
Ayet: Ey iman edenler birbirinizin gıybetini yapmayın, birbirinizle alay etmeyin, birbirinize lakap takma yın, gizili hallerinizi araştırıp yaymayın, kendinizi (Aşağılık kompleksiyle) kınamayın! (49/11)
İnsan onurunun korunması, bu 5 yönünün korunmasıyla gerçekleşir: Aklı, Kalbi, Bedeni, Namusu, Malı
Peygamberimizden örnekler: Cahiliye döneminde insanın onuru ayaklar altına alınmış, 5 yönü talan edilmişti; kalbi aklı nesi nesli ve malı
Putlara tapılıyor, kız çocukları toprağa gömülüyor, kadınlar satılıyor, kölelik yaşatılıyordu. Tefecilik, içki, kumar ve fuhuş yaygındı.
Bilal-i Habeşî, köleyken, Kabe’nin damına çıkarılmış, baş müezzin yapılmıştı. Azadlı köle Zeyd, evlat lık ilan edilmiş, oğlu Üsame 18 yaşında ordunun başına getirilmişti. Soy ve zenginlik üstünlük ölçüsü değildi.
Esirler öldürülmedi, para veya 10 çocuğa okuma yazma öğretme karşılığında serbest bırakıldı. Kalanlar ise Müslüman olmasa bile adaletle muamele gördü.
Ölülerin onuru: Yıkama, kefenleme, namazda el-pençe durma, sarsmadan taşıma, mezar üstüne basmama gibi saygılı davranışların ötesinde, Peygamberimiz, ölülerinizi iyilikleriyle anın diyerek hassasiyet göstermiştir
İslam Tarihi, farklı milletlere, gayr-ı Müslimlere ve azınlıklara hoşgörülü davranış örnekleriyle doludur. Sırp kralı, Fatih’i tercih etti, Fatih İstanbul’da kiliseye özgürlük tanıdı. Fransa kralı Kanuni’den yardım istedi.

Konu-7 İslam dünya ve ahiret dinidir, DENGE dinidir

Kur’an, İslam ve Peygamberimiz her şeye DENGE kazandırır
Kainatta denge vardır. Çekme-itme kanunları, atomdaki elektronların dönüşü,
hücrenin yapısı…İnsanın yapısında denge vardır; omurilik soğanı, orta kulak, simetrik yapımız
İnançta denge: Yahudilerde Tanrı bir ırka özgüdür, insan tanrıyla güreş yapabilir. Hıristiyanlar Tanrıyı üçe böler ve oğulları-kızlarıyız derler, bedenleştirirler.
İslam’da ise Allah, alemlerin Rabbidir ve Tek’tir, doğmamış doğurulmamıştır
Peygamber konusunda denge:
Yahudiler: Peygamber her günahı işleyebilir; içki içip zina yapabilir. Peygamberi aşırı küçültmüşler hatta öldürmüşlerdir. Zekeriya ve Yahya Peygamberi öldürdüler, İsa’yı öldürmek istediler, Allah ihanet edenin yüzünü İsa’ya benzetti, onu çarmıha gerdiler, İsa canlı olarak Allah’ın katına alındı.
Hıristiyanlar: Ayrı bir aşırılık gösterip İsa Peygamberi aşırı büyütüp tanrının oğlu haline getirdiler
İslamiyet: “Abdühû ve Rasûlühû” ifadesiyle Peygamber Tanrı değil, Allah’ın insan kuludur ama sıra dan bir insan değil, elçidir diyerek “Değerli bir insandır!” dengesini kurdu
İbadette denge: Yeni evlenen bir genç, eşiyle ilgilenmemiş, geceleri namazla, gündüzleri oruçla geçiriyor du. Peygamberimiz durumu öğrenince çağırdı ve : “Allah’tan en çok korkanınız benim ama hep oruç tutmam ve yediğim günler de olur. Allah’a en çok ibadet edeninizim ama eşimin yanına da giderim!” diyerek denge getirdi
Ahlakta denge: Ayet: Elini boynuna bağlayıp cimrilik yapma, büsbütün de saçıp savurma!”
Duygu-Düşünce-Davranış formülü: Cömert ol, savurgan olma; tutumlu ol, cimri olma!..Ciddi ol, katı olma; neşeli ol, sulu olma!.. Onurlu ol, kibirli olma;mütevazı ol, alçalm
Çalışmada denge: Ayet: Cuma ezan okununca alışverişi bırakıp Allah’a ibadete koşun. Namazı kılar kıl maz tekrar dünyaya yayılın, Allah’ın nimetlerini bereketini arayın!..
Savaşta denge: Ayetler savaşta düşmandan fazla davranıp aşırı gidilmemesini öğütler. Peygamberimiz, hayvan ve ağaçlara bile zarar verilmesini yasaklamıştır.
Dünya Ahiret dengesi: Ayet: Allah’ın verdikleriyle Ahiretini kazan, dünyadan da nasibini unutma!..(28/77)
Dünya, Allah’ın sanatlarını yansıtan bir galeri-salon, cennet nimetlerini bitirecek bir tarla olarak görülmeli…

Konu-8 İslam düşünce ve vicdan özgürlüğünü korur

Ayet: Dinde zorlama yoktur, doğru yanlış bellidir, Allah’a iman eden sağlam kulpa yapışmıştır 2/256
Ayet: Rabbimiz gerçekleri açıklamıştır; dileyen iman etsin dileyen inkar etsin; zalimleri ateş kuşatır (18/29)
Ayet: Habibim sen sadece anlatıcısın zorlayıcı değilsin! (88/21)
Hz.Ömer, Hutbe okurken yoksul biri kalktı, Halife’nin yeni cüppesinin hesabını sordu. O da oğlu Abdullah’a an lat dedi. Oğlu payına düşen kumaşı babasına verdiği için bir cüppe çıkarabilmişti. Fakir, şimdi anlat! dedi.
Hz.Ömer hutbede, evlenmeyi kolaylaştırın, evlilik hediyesini fazla istemeyin (Mehir) deyince, arkada dinleyen lerden bir kadın kalkıp çıkıştı, Ayet hediyeyi bolca verin diyor deyince Ömer sustu haklısın dedi. Halife, gençle rin, maddi sıkıntı sebebiyle bekar kalıp yanlışlık yapmalarının önüne geçmeyi hedeflemişti.
İcma ve Kıyas gerçeği ile Mezheplerin çıkışı, İslam’ın akıllara ve vicdanlara baskı yapmadığının ifadesidir.
Tarih örneklerle doludur bu konuda. Fatih İstanbul’u alınca herkesi inancında özgür bırakmıştı.

Konu-9 İslam’da sınıf ve ırk ayrımı yoktur

Ayet: Sizi tanışmanız için ırlara ayırdık. Allah katında değerliniz, O’ndan en çok korkanınızdır (49/13)
Ayet: Allah, emanetleri, görevleri layık olanlara vermenizi emrediyor (4/ 58)
Hadis: Rabbiniz Bir’dir, babanız birdir. Arabın arap olmayana, arap olmayanın da arap olana; beyazın siyaha siyahın da beyaza, Allah saygısı dışında, hiç bir üstünlüğü yoktur (Tirmizi, Menakıp,73)
Hadis: Allah sizin bedenlerinize,dış görünüşünüze bakmaz, kalplerinize ve davranışlarınıza bakar
Peygamberimizden örnekler:
Siyah-zenci olan Bilal-i Habeşi ile aynı sofraya oturmuş, onu Müezzin yapmıştı
Köle Zeyd’i azad ettikten sonra evlatlık edinmiş, oğlu Üsame’yi ordu başına getirmişti
Amcası, valilik isteyince, biz O’nu isteyene değil layık olana veririz demişti
Kızı Fatıma çok yoksul olduğu ve yorulduğu için, savaşta gelen ganimetlerden istemişti, Peygamberi miz, yokluk içindeki kızına, 33′er kere Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahüekber tesbihlerini öğütlemişti
Hırsız kadını affetmesi istenince Peygamberimiz: Kızım Fatma da yapsaydı cezasını verirdim dedi.
Osmanlılar 20 milyon Türk’le 120, milyon farklı milletleri asırlarca idare edebilmişti. Yıkılışında, layık olmayanla rın ayrıcalık gözetilerek bazı görevlere getirilmesinin de önemli rol oynadığı kaydedilir.

Konu-10 İslam’da Ruhbanlık yoktur

Ruhbanlık: Rahip denilen Hıristiyan din adamlarının dünya görüşü ve yaşama biçimi demektir.
Ruhban sınıfı, dünyaya ait işlere karışmaz, evlenmez, manastırlara kapanarak Tanrı’ya yakın ola caklarına inanırlardı.
Öte yandan, Rahiplerin kendilerini ayrıcalıklı ve İsa adına yetkili görmeleri anlamında da kullanıl mıştır. Buna dayanarak Tanrı ile kul arasına girerek, günah çıkarmışlar, af belgesi (Endülüjans) düzenlemiş ler hem de aforoz yetkisini kullanmışlardır.
İslam’da ruhbanlık yoktur sözü Peygamberimize aittir. Din görevlilerimiz bilgi verebilir fakat asla Allah adına yetki kullanamazlar.
Ayet: Ben kullarıma yakınım, bana dua ettiklerinde karşılık veririm (2/186)
Ayrıca, dünyaya sırt çevirmek, evlenmekten kaçmak da dinimizde yoktur.
Peygamberimiz, evlenin çoğalın, ben ümmetimin çokluğuyla iftihar edeceğim buyurur. Burda kaste dilenin hesapsızca ve şuursuzca çocuk çoğaltmak olmadığı açıktır. Peygamberimizin getirdiği mükemmel öl çüleri taşıyan ve iftihar edilmeye layık olan evlatlar yetiştirme hedefi gösterilmektedir.
Nefis ve bedenimiz Allah’ın emanetidir, nefsimizin de üzerimizde hakları vardır. Yemekten içmek ten dünya zevklerinden yüz çevirmek dinimize terstir. Ancak meşrû ve helal zevkler keyfimize kafîdir. Haram lara girmeden dünya da yaşanmalı fakat ahiret için de hazırlık yapılmalıdır.
Peygamberimiz, gündüzleri oruçla geceleri ibadetle geçiren ve eşini ihmal eden birini uyarmış, ken
disinin Allah’a en çok saygılı olan kişi olmasına rağmen, oruç tutmadığı günler olduğunu, ailesine ilgi göster diğini söyler.

Yorum Yapın

Yorum yapmak için giriş yapmış olmalısınız.