YENİ ÇALIŞMA


duygusal içe dönük, sosyal dışa dönük, sayısal zekaya sahip olanlar resim müzik tiyatro becerisi bulunanlar…

soru sormasını sevenler sessizce dinlemeyi seçenler…

çok zekiler kaynaştırma olarak nitelenenler…

çalışmayı çok sevenler sadece kendileri gelenler…

proje üretenler öğretmeni tüketenler

düşkünlükleriyle ya da hiperaktiflikleriyle bezdirenler…

mutlu aile yuvasında ilgiyle yetişenler…

ve kimsesizler…

hepsi öğrenciler…

hepsi bizimkiler…

Ve hepsi olan öğretmen!…

YENİ BİR ÇALIŞMA ÖNERİSİ 11.11.2009

Öneriyi uygun görenler uygun gördükleri sınıflarda uygulayabilir

ADI: HİZMETİ ÖĞRENCİNİN AYAĞINA GÖTÜR!

VEYA: KURTAR ŞU ÖĞRENCİYİ ŞU HAMALLIKTAN ARTIK

YA DA: SINAVLAR YERİNE HAFTALIK AZ-ÖZ 7+7+7+7= 4 PERFORMANSLA ÖLÇ!… (Bu bölüm denemelere gelişmelere bağlı olarak biçimlenmeye açık. 7-8 hafta ciddi performans gösteren bir sınıfa en başarılı oldukları konular sorulaştırılarak sınav diye sunulabilir.)

:) ) Eee müşterinin ayağına hizmet servisi yapma devrindeyiz di mi?..

1-ÖĞRENCİ DERS KİTABINI  OKULA GETİRMESE
2-ÖĞRENCİ DEFTER TUTMASA
3-ÖĞRENCİ ÖZGÜR OLSA

NEDEN Mİ?..

Her öğretmen kendi okulunu sınıflarını bilir, okuldan okula sınıftan sınıfa fark olabilir
Ama şu gerçek bir ortak derdiğimiz değil midir bütün Din Kültürü hatta branş öğretmenleriyle paylaştığımız?..

Öğrencilerin çoğunluğu verilen konuyu evde ders kitabından okumuyor ve defterine de mesela soruları cevaplamıyor; kaldı ki başka kaynak kitaplardan araştırma yapsın!..

Bunda diğer Türkçe Matematik Fen bilgisi gibi önemli derslerle ilgili yoğun ödevler zaman ayırmalar etkili olabilir
Ya da biz öğretmen olarak yeterince ilgi uyaramamış orjinallik sunamamış olabiliriz

Ve incelenmeli bu; bir kerelik performans olayı öğrenciyi işin kolayına yönlendiriyor. Tabirimizi mazur görün bir gecelik aşk gibi bir çıktılık dosya ödevi ile koca dönemi kotarıveriyor

Evet, Öğrenci defter tutmayı bırakın, getirmiyor bile getirse de boş getiriyor… Hatta mutlaka yaşamışsınızdır kitap defter çantadadır ve öğrenci siz uyarmadıkça çıkarmaz bile her hafta taşır durur onları… Bazen alışkanlık gereği çıkarmıştır masasının önündedir uyarmasanız o ders sonuna kadar kapalı kalacaktır… Hatta açık bile olsa değişen bir şey yoktur öğrenci kitabın içine girmemektedir. Bu çalışma ÖĞRENCİNİN KİTAPLA BÜTÜNLEŞMESİ - KİTAPLAŞMASI adına bir çabadır.

Kısacası sanki öğrencilere biz kitap defter hammallığı yaptırıyoruz, yapmalarına göz yumuyoruz gibi geliyor
Ya da onlar bunu kanıksamışlar artık kitap taşımak zor gelmiyor…

Ya bir düşünsenize…

Öğrenciden alacağınız bir kaç cümle bir şey…

Ona neden koca kitabı defteri taşıtıyoruz ki!…

İşleyeceğimiz bir konu neden kitaptaki bütün konuları taşıtıyoruz

Ya da taş çatlasa bir sayfalık ders işleyeceğiz 100 sayfayı getirmesini istiyoruz acımadan

Üstelik okumadığını defterine notlar almadığını bile bile…

Evde ders kitabını okuyan not tutanlar zaten okumuşlar etmişler tekrar niye getirsinler ki!…

İlk kademede kitapların okulda dolaplara kilitlenmesi eve götürülmemesi ayrı bir tartışma konusu…

(Evet! Şu da denebilir. Öyle sınıflar var ki evde hiç kitap okutamıyoruz ödev yaptıramıyoruz. Hiç olmazsa kitap getirsinler de açıp sınıfta okusunlar. Önemli yerlerde duralım sorular soralım. Bu yolla bari öğrensinler… Tabi ki ne denebilir ki!…)

Hatta biz öğretmenler kimbilir kaç sene elimizde kitaplar sınıf sınıf dolaşmış durmuşuzdur :) hala kitapla sınıfa giren arkadaşlar alınmasın lütfen!… Öyle başarılı oluyorlarsa bu ne güzel!… Öğrenci hazırlanıp geliyor katılıyorsa bu daha da güzel… Kitap taşımak gibisi var mı?.. Ama bilirsiniz Kuran diliyle esfar yüklü merkuplar da var!..

Bizce yükte hafif pahada ağır şeyler taşımalı, taşıtmalı onlara ve taşımaları öğretilmeli..

Bilgi deposu kitapları taşıyacaklarına kitaplardaki minik cümleleri minik beyinlerine yerleştirerek beyinlerini taşısınlar sınıflara…

Evet Berlin duvarı yıkıldı

Filistin duvarı duruyor

Ama bizi asıl

Şu beyinlerdeki duvarlar yıkıyor vuruyor!..

“Kitapları taşırım öğretmenliğimi de öğrenciliğimi yaparım!”

Yıkmalı bu öğrenci ile aramızdaki bizimle insanlık arasındaki beyin duvarlarını artık!…

Hani küçük risalecikler gibi.. Sayfacıklar sayfacıklarda cümlecikler taşısınlar o cümleciklerle başarı mutluluğunu tatmaya çalışsınlar bir!…

Yani ceketinizin cebinde bir sayfacık!… Derse öylece girmeyi denediniz mi hiç!…

Ama!… Ama ne sayfa!… Sınıf mutfağında öğrenci yamaklarınızla pişirdiğiniz bir kitaba bedel sayfanızla…

TEK BİR SAYFA … Sayfa deyip geçmeyiniz Koca Nebilere bile gökler konuşmuş ama avuçlarına bir sayfa bırakıldığı olmuştur.

Bunca söz bu teklifi sunmak içindi…

Şahsen önümüzdeki hafta sınav sonrası bu uygulamayı düşünüyoruz biz… İkinci sınava hazırlık adına da…

Bugün girdiğimiz bütün sınıflarda yeni kampanyayı tanıttık.
Hey çocuklar artık özgürlük var Kitap defter getirmeyeceksiniz!…
Gözlerdeki şaşkın ama parıldayan bakışlardan şu okundu.

“Valla öğretmenim! Sebebini anlamasak da harika bir şey bu! Keşke her öğretmen bunu dese!..”

SADECE NAYLON İÇİNDE SİZE VERECEĞİM BU SAYFAYI GETİRECEKSİNİZ.

Kaç öğrenciye ders veriyorsanız o sayıda fotokopi kağıdı alıyorsunuz fotokopi odasından, diyelim 300…

300 de naylon topluyorsunuz; bir çırpıda dolaplara hapsolmuş öğretmen öğrenci ve idareci naylonlarından…

Her sınıf için bir dosya!… Öğrenci sayısınca naylonlar içinde kağıtlar…

Sınav sonrası derste tek tek öğrencilerin önüne koyuyorsunuz bu hediyenizi…

Bu çalışmayı da velilere mutlaka duyurmalısınız ki evde takibi yapılabilsin yardımcı olsunlar…

İkinci sınava kadar işleyeceğiniz konuları sorular-konular haline getirip tamamını yazdırıyorsunuz o kağıtlara…  Soruları bilgisayarınızda bir sayfaya yazıp çoğaltıp dağıtmanız tabi ki enfes olur.

Bu sayfa  ana soru-konu sayfası oluyor. Koca kitabın haritasını böylece 4 sayfada sunmuş olacaksınız onlara; her sınav için bir kağıtta ilgili sorular-konular.

KİTAPTA DETAYI BULUNMAYAN BAZI KONULARI GÜNCELLEŞTİREREK SORMANIZ NE KADAR YERİNDE OLUR

Söz gelimi 7.sınıfların müfredatında batıl inançlar hurafeler konusuyla ilgili olarak mesela şu konular sorulaştırılarak verilebilir.

“Reenkarnasyon nedir Dinimize göre hangi sebeplerle yanlıştır?”

“Satanizm nedir sizce hangi tutarsız yanları ve zararları vardır?” gibi…

Ve diyelim 7 hafta sonunda  sınav günü herkesin çalışmasını topluyorsunuz, zaman ayırıyor inceliyor imzalıyor performans notu veriyor, takdirkar veya eleştirel ve tavsiye içeren notlarınızla iade ediyorsunuz…

20 soru veya konu yazdırdınız diyelim. (Sorular-konular öyle hazırlanmalı ki kitaptaki konuyu kapsamakla kalmasın farklı bilgiler edinmeye kapı aralasın ve sınıfta adeta bir televizyon oturumu yapıyor gibi GÜNDEMİMİZDE ŞU KONU VAR diyerek açılımlar sağlanabilsin)

Önümüzdeki hafta diyelim ilk dört soruyu-konuyu işleyeceksiniz. Öğrenci o 4 sorunun cevabını  konunun içeriğini olabildiğince 5 kaynaktan özlü önemli anlamlı cümleler halinde not ediyor ve siz mutlaka tek tek özellikle ilk deneme haftalarında bütün öğrencilerin en az bir cümle paylaşmalarını sağlıyorsunuz. Herkesin basit de olsa getirdiğini değerli bulduğunuzu ifade ediyorsunuz.

Çalışma hazırlanırken öğrencinin farkçı açılardan bakabilme becerisini kazanması için benzeri yaklaşımlar gösterilebilir

1-Tanım (Dua nedir)

2-Kaynak (Ayet Hadis)

3-Sebepler-Gerekçeler (Dua niçin gereklidir)

4-Sonuçlar (Duanın yararları kazandırdıkları nelerdir)

5-Yapılandırma-İçselleştirme (Dua eder misin ne hissedersin)

6-Detaylandırma-Örnekleme

-Dua nasıl yapılır (içten-sürekli vb)

-Hangi şekillerde olur (kavli-fiili)

-Kabul olmadı denir mi (5. sınıfta bir öğrenci aynen “Öğretmenim dua ediyorum ediyorum Allah hiç kabul etmiyor!” dedi.

Bir sınıfta ilginç bir yaklaşım ortaya çıktı: Allah kabul etmiyor diyene. Nerden bildin? Kim söyledi? Ayrıca yoksa Allah hakkında ön yargın mı var?

Öte yandan “Demek istediğinin verilmediğinden şikayet ediyorsun? Ya bu önceden peşin karşılıksız değerli ve sınırsız olarak bedeninde ve çevrende verilenlere ne diyeceksin? Önce bunların borcunu nasıl ödeyeceksin?”

Sonra  şunlar açıklandı, tabi detaylı. Ya hemen verir ya sonra verir ya aynen verir ve ya farklı verir ya da ahirete de bırakabilir vb.)

-Günlük hayattan dua örnekleri (Anlamıyla bir ayet bir hadis duası ezberle)

Şu uyarı önemli olabilir: Öğrenci kendi sayfasında olmayan diğer öğrencilerin sayfasından sunulan önemli cümleleri kendi sayfasına ekliyor ve sınıfça bilgi zenginleşmesi oluyor.

Bu çalışmayı gerçekleştirebilir sabır ve fedakarlıkla takip edebilirseniz…

Bakınız… Bir taşla kaç kuş yuvası yapmış oluyorsunuz;

Bu çalışma ile o ürün dosyası olayını gerçekleştirmiş olacaksınız,

Öğrencinizi SBS sınavına hazırlar gibi sınava hazır hale getirmiş olacaksınız,

Bir dönemde bir iki geçiştirme performans ödevi olayını canlı aktif hale getirmiş  bir haftalık hatta bir gecelik çalışmayı 7-8 haftaya yaymış olacaksınız

VE EN ÖNEMLİSİ HER ÖĞRENCİYE KENDİ BAŞARISININ KARŞILIĞI OLARAK kendince yapabildiğinin, emeğinin karşılığı olarak, l00 puanı elde etmenin mutluluğunu yaşatacaksınız.

BİR DÜŞÜNÜNÜZ!

Öğrenci bir kaç gece boyunca çalışsa ertesi gün sınavda 100 alsa… Sizce bu bir öğretim başarısı mıdır?

Ya da 7-8 hafta tutarlı ciddi araştırıp konulara hazırlanıp sınıfta paylaşsa ve sınavdan söz gelimi 60 veya 75 alsa… Sizce bu bir öğretim başarısızlığı mıdır?

Evet önceki durumda üç beş zeki, kendisiyle ilgilenilen ve çalışkan  bir öğrenci başarısından söz edilse bile ikinci durumdaki öğrenciler için başarısızlık tanımlamasının yapılması kanımızca doğru olmayacaktır. Zira çoklu zeka denilen yaklaşıma uygun düşmeyen bir şekilde, farklı yeteneklere sahip bütün öğrencilerden aynı düzeydeki sınavdan aynı başarıyı göstermeleri istenmektedir.

Oysa önerdiğimiz çalışmada HER ÖĞRENCİ 7-8 haftalık performansının en başarılısı olarak 100 PUANI hak etmektedir.

Farklı siklette farklı ağırlıkları kaldıranların kaldırabildikleri ağırlık dalında altın madalya almaları gibi…

Ve Ayette “Her insan için sa’y-u gayretinden başkası yoktur sa’y-u gayretinin sonucunu mutlaka görecektir-görmelidir”

Bu çalışma önerimizde demek istiyoruz ki: Öğrencinin 7-8 hafta boyunca ciddi gayret göstermesini sağlayın ve senin hakkın evladım 100 deyin!.. (Bir reklamda dendiği gibi yok artık iyice abarttık … :) Evet biz abarttık ve öğrenciye 100 değil İKİ 100 vermeye bile kalktık!..)

Size garip gelebilir belki bir öneride daha bulunabiliriz… Her hafta ders sonunda en önemli özlü iki favori soruyu beraber belirleyebilirsiniz sınav için;  öğrencilerden sınav sorusu teklifleri alırsınız, iki-üçte karar kılarsınız onları sorarsınız… Hatta onlara 7-8 haftada 15-20 soruyu kendiniz pişirin kendiniz yeyin deyin! Ve zaten siz o soruları soracaktınız. Bırakın öğrenciler biz bulduk benim sorum çıktı desinler ömür boyu bunu kendilerinden bilsinler.

Deneyin bir göreceksiniz ki bu yeni kitapsız deftersiz rahatlatıcı ve kendilerini ifade edebilecekleri farklı durum karşısında isteksiz ve geri geri duran öğrencileriniz bile  öne geçme çabası içinde olacaklardır

Öğrenciye kitabı defteri değil bilgi ve düşünceyi taşımayı işlemeyi paylaşmayı öğretmiş olacaksınız

Önemlisi kitaptan defterden bağımsız kendi eseri elinin beyninin emek ürünü önünde hem üretken hem (Yaratıcılık vasıfı Allaha ait) eser ortaya koyan duruma getirmiş olacaksınız

Ama sıkı takip ve özendirmeye devam etmeli… Mesela özellikle ilk haftalar tek tek sayfalara başardı işaretinizi-imzanızı ve her defasında 1,2,3,4,5,6,7 gibi sırasıyla rakamlar koymalısınız, kimin ne kadar yaptınğını ını kontrol ettiğinizi gösterme ve ciddiye almalarını sağlama açısından.

Derse girince düşünsenize bütün öğrencilerin önünde naylon içinde bir sayfa… Beyaz beyaz… Harika bir görüntü..

Elinde tebeşir orkestra şefi gibi bir muallim!

Öğretmen gibi rol üstlenme konumlarıyal gurur duymakta olan öğrencilerin önlerindeki sayfalarından bir bir alıyorsunuz cümleleri, büyük bir hassasiyetle olumlu ve takdirkar tepkilerle!..Ve not ediyorsunuz tahtaya özenle cümleler halinde teker teker!..

Siz olsanız bir cümle getirseniz takdir edilseniz yeni cümleler hazırlamak istemez misiniz?

İnanın!.. İnanın!.. 5 kaynaktan (Ders kitabı-diğer kitaplar-Aile-İnternet-Öğrenci düşünce ve yorumu ile) taşıdıkları bilgilerle hiç aklınızda olmayan farklı pencereler açtıklarını hayretle göreceksiniz!…

Bir kelime söyleyecekler sizi tetikleyecekler, tedailer yaptıracaklar, heesapta olmayan bilgiler yorumlar üşüşecek beyninize…  O kadar ki bazen kendiniz kendi yorum ve açıklamanıza şaşırır hale geleceksiniz.

O masumlar bazen öyle cümleler getiriyorlar ki “Ben bunu düşünmemiştim! Nasıl düşünemedim!” diyorsunuz şaşıyorsunuz… Diğer sınıflara da orjinal düşünceleri taşıyorsunuz. Bir kısmının yorumlarını aldıkları anne babaları abla dede veya başkalarını sınıfça alkışlatıyorsunuz.

Siz tahtada, ilk soruyu yazmışsınız önlerindeki kağıtlardan öğrenci size sırayla sunuyor öbürleri sıranın kendilerine gelmesi için sabırsızlanıyorlar ve siz tahtadaki yerlerine monte ediyorsunuz…

Bu arada sakın olayı karıştırıp bu sefer siz kitapla sınıfa girmeye kalkmayınız  ): Hatta konuyu farklı kaynaklardan kendi dosyanızdaki naylon içindeki o beyaz sayfaya önceden oturup kendiniz hazırlayınız… Sene sonunda kendi sayfanızda adeta basılacak bir kitap haline gelmiş notlarınız sizi de çok memnun edecektir… Ve seneye de hazırsınızdır artık bilgi ve yorum zengini olarak…

Evet var mısınız yeni BEYAZ BİR SAYFA açmaya meslek hayatınızda… Şu açılımlar senesinde!…

Valla bizce öğretmen, çok şey öğrenme adına bu çalışmayı yapsa yeridir…

(Bu çalışma, bütün 6 ve 7′lerde, 4 ve 5′lerin düzeyi en yüksek olan birer sınıfta, 1.dönem ikinci sınavna hazırlık adına  uygulanacak. Başarı olmazsa 2.dönem için bir başka yönteme başvurulacak…

Söz, bu uygulamadan başarı da çıksa falso da olsa -ki eğitim adına her çaba hatta kutsaldır- burada paylaşılacaktır, söz!)

Uncategorized kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

son çalışma



( BU SAYFA DA ADETA ONLİNE DİN KÜLTÜRÜ DERSİ SAYFASI OLDU. Hayırlısı, bakalım!)

(Zamanı gelince öğrenciye kazandırmamız gereken bir inanç bir düşünce bir bakış açısı var; ama öncelikle ve evleviyetle kendimize kazandıracağımız…  Bu husus bütün başarıların öncelikle Cenab-ı Hakkın bir lutfu olduğunun ve ”Sen!”, “Ben!” yerine “Biz” vesileliğiyle anlam bulduğunun bir şuur haline getirilmesi. )

15.10.2009 BU ÇALIŞMA TAMAMEN ÖĞRENCİLERİN ÜRÜNÜDÜR, 6.sınıf

Konu: Peygamber sıfatlarından SIDK-DOĞRULUK

A-Bu sıfatın önemi ve gereği

sadece 3 madde istendi

1-

2-

3-

yazıldı bırakıldı. Bakalım öğrenciler ne yazdıracaklardı bu boşluklara…

B-Peygamberimizin hayatından üç çarpıcı örnek verin

……………………………………

A-Bu sıfatın önemi ve gereği

1-İnsanlara güven verebilmek için Peygamberin doğru olması gereklidir

2-İnsanlara örnek model olabilmesi için Peygamberin doğru olması gerekir

Beni doğruluğa çağıran önce kendi doğru olmalı!..

3-Doğru konuşan Allah, seçtiğine göre en doğru insanı seçer

4-Öyle doğru olmalı ki buna inanmadık kimse olmasın! (Öğretmen “Hatta düşmanları bile!” eklemesinde bulundu)

5-Doğrulukla ahlaklı olunabilir.

(Not: Bu çıkış hesapta olmayan müthiş bir gerçeğin dile getirilmesini sağladı.

Öğretmen bu cümleyi şu hale getirdi ve yazdırdı:

Bütün güzel ahlak çeşitleri ancak doğruluk toprağında yetişir. Ya da Güzel ahlak kendisinde toplanmış insan doğru insan demektir.

Peygamberimizin Sıdkını-doğruluğunu anlatırken genel bir sohbette yetişkinlere şöyle denir: Doğru olmayan bir insanın diğer ahlaki yönleri de ya hiç olmaz ya da olursa da sönük kalır. Söz gelimi son derece cömert canayakın yardımsever fakat yalan söyleyen bir potitikacıya varsa bir dostunuza hatta bir yakınınıza bakışınızı bir düşünün! Ve bu tersine çevrilir şöyle denir: Bir insanda bütün güzel ahlaki hasletler olabildiğince toplanabilmişse o son derece doğru dürüst bir insandır. Efendimiz bütün ahlaki güzelliklerin en zirvesinde idi; doğruluğun da…)

B-Peygamberimizin hayatından üç çarpıcı örnek verin

1-Safa tepesine çıkıp Peygamberliğine inanmaya davet etmeden önce:

-”Şu tepenin ardında düşman var desem bana inanır mısınız?”

-”İnanırız çünkü sen asla yalan söylemedin!”

-Ben Allahın Rasulüyüm!.

2-Gençliğinde sözleştiği bir yerde üç gün beklemişti

3-Şaka da olsa hayatında asla yalan söylememişti.

Şaka yalan söylemenin üç  önemli zararı olur

-Gerçekten yalan söylemeye alışabilir

-Çevresinde ona karşı güven sarsılır (Yalancı çoban örneği)

-Şaka yalan ciddiye alınabilir kırgınlıklar dargınlıklar kavgalar sağlık sorunları ortaya çıkabilir

———————————————————————————

Bu çalışmayı farklı şubelerde sürdürmenizin önemli yararları olabilir.

Her sınıfta konu farklı bilgi ve yorumlarla zenginleşir

Sınıflar arası bilgi akışı ve tatlı rekabet oluşur

En önemlisi sınıflar fikir üreten ve konu oluşturan ve zihin yapılandıran durumlarıyla coşkulanmış güven kazanmış olur

Uncategorized kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

yeni çalışmalar

 

15.10.2009 BU ÇALIŞMA TAMAMEN ÖĞRENCİLERİN ÜRÜNÜDÜR, 6.sınıf

Konu: Peygamber sıfatlarından SIDK-DOĞRULUK

A-Bu sıfatın önemi ve gereği

sadece 3 madde istendi

1-

2-

3-

yazıldı bırakıldı. Bakalım öğrenciler ne yazdıracaklardı bu boşluklara…

B-Peygamberimizin hayatından üç çarpıcı örnek verin

……………………………………

A-Bu sıfatın önemi ve gereği

1-İnsanlara güven verebilmek için Peygamberin doğru olması gereklidir

2-İnsanlara örnek model olabilmesi için Peygamberin doğru olması gerekir

Beni doğruluğa çağıran önce kendi doğru olmalı!..

3-Doğru konuşan Allah, seçtiğine göre en doğru insanı seçer

4-Öyle doğru olmalı ki buna inanmadık kimse olmasın! (Öğretmen “Hatta düşmanları bile!” eklemesinde bulundu)

5-Doğrulukla ahlaklı olunabilir.

(Not: Bu çıkış hesapta olmayan müthiş bir gerçeğin dile getirilmesini sağladı.

Öğretmen bu cümleyi şu hale getirdi ve yazdırdı:

Bütün güzel ahlak çeşitleri ancak doğruluk toprağında yetişir. Ya da Güzel ahlak kendisinde toplanmış insan doğru insan demektir.

Peygamberimizin Sıdkını-doğruluğunu anlatırken genel bir sohbette yetişkinlere şöyle denir: Doğru olmayan bir insanın diğer ahlaki yönleri de ya hiç olmaz ya da olursa da sönük kalır. Söz gelimi son derece cömert canayakın yardımsever fakat yalan söyleyen bir potitikacıya varsa bir dostunuza hatta bir yakınınıza bakışınızı bir düşünün! Ve bu tersine çevrilir şöyle denir: Bir insanda bütün güzel ahlaki hasletler olabildiğince toplanabilmişse o son derece doğru dürüst bir insandır. Efendimiz bütün ahlaki güzelliklerin en zirvesinde idi; doğruluğun da…)

B-Peygamberimizin hayatından üç çarpıcı örnek verin

1-Safa tepesine çıkıp Peygamberliğine inanmaya davet etmeden önce:

-”Şu tepenin ardında düşman var desem bana inanır mısınız?”

-”İnanırız çünkü sen asla yalan söylemedin!”

-Ben Allahın Rasulüyüm!.

2-Gençliğinde sözleştiği bir yerde üç gün beklemişti

3-Şaka da olsa hayatında asla yalan söylememişti.

Şaka yalan söylemenin üç  önemli zararı olur

-Gerçekten yalan söylemeye alışabilir

-Çevresinde ona karşı güven sarsılır (Yalancı çoban örneği)

-Şaka yalan ciddiye alınabilir kırgınlıklar dargınlıklar kavgalar sağlık sorunları ortaya çıkabilir

———————————————————————————

Bu çalışmayı farklı şubelerde sürdürmenizin önemli yararları olabilir.

Her sınıfta konu farklı bilgi ve yorumlarla zenginleşir

Sınıflar arası bilgi akışı ve tatlı rekabet oluşur

En önemlisi sınıflar fikir üreten ve konu oluşturan ve zihin yapılandıran durumlarıyla coşkulanmış güven kazanmış olur

15.10.2009 O ŞOK ÇOCUK YİNE ÇARPTI. O, 5. sınıf öğrencisi…

Öğretmen sordu:

-Allah neye benziyor diye sorarlarsa ne dersiniz?

Şunun için çarpan çocuk diyoruz; düşünme payı bırakmıyor hiç bir öğrenciye hatta öğretmene…

Ve ilginç olanı gözlerini de yukarıya sola aşağıya gezdirerek düşünüyor gibi de  görünmüyor.

Doğrudan gözünüzün içine bakarak sanki 2×2=4 diyor gibi diyor.

Ve çok söz söylemeye de gerek yok der gibi güven ve itminan içinde kestirip atıyor:

-Ben O’nu hiç görmedim ki nasıl benzeteyim!

Bu çocuk basitliği içinde mükemmeli vurgulamasıyla resmen çarpıyor doğrusu…

Bakalım haftaya “Allah neden bir varlığa benzemez ve görünmez!” konusunda neler olacak?

13.10.2009 BU GÜNÜN KISACIK HİKAYESİ ŞU:

5.Sınıf.

Bir öğrenci öğretmene sordu:

-Allah neden insanları farklı yaratmış?

Öğretmen tam derin soluk aldı, tam ona göre bir soruydu sanki diyafram bile devreye girmişti, neler diyecekti neler?

Bir görseniz miyon tipli çekik gözlü bir diğeri hemen elini fırlattı, öğretmen yutkundu, şarjörü hemen geriye aldı ve o sözü aldı….

İnanın inanın… sadece şu iki cümleyi söyledi:

1-Allah insanlar çoğalsın diye erkek dişi farklı yaratmıştır

2-İnsanlar birlerini tanısınlar diye farklı yaratmıştır

…………………

Bu çocuk hem yetimdi hem de öksüz; Nebiler Nebisi gibi…

Mevla almıştı ama neler vermişti!…

12.10.2009 BÖYLE TÜRK EVLATLARI VAR YA BİNLER ŞÜKÜRLER OLSUN!…

KONU ŞÜKÜR KONUSUYDU

4.Sınıftaydık

Geçen haftadan verilen “Şükür niçin gereklidir?” süper sorusuna bizim minik süperler süper cevaplar araştıracaklardı 5 ana kaynaktan. Soru tahtaya yazıldı, gözler minik gözleri taradı.

Kendileri cevapları belirliyor öğretmene tahtaya yazdırıyorlardı. Roller tamamen değişmişti.

Eskiden öğretmenler öğrenci kaldırır yazdırırlardı. Hele teneffüslerde tahtayı derse hazırlatmalar,  o,  boydan boya öğrenciye doldurtmalar neydi öyle!… Allahtan öğrenciler tebeşir komasına girmiyorlardı.

Tamamen yapılandırıcı eğitimdi uygulanan tamamen hazırlıklı ama tamamen de spontone… İsterseniz aktif öğrenme öğrenci merkezli eğitim de diyebilirsiniz buna…

“1″ dedi öğrenci şunun için gerekli şükür: Kuranda öyle istiyor, şükret diyor.

(Biz öğretmen olarak bunu hiç işlememiş şimdiye dek hiç bir sınıfta dile getirmemiştik. Bu konuyu daha çok mesela domuz eti neden haram neden 5 vakit namaz var gibi sorulara başlarken seslendirirdik; Komutan ister er emre  emir olduğu için itaat eder, hikmetlerini sormaz. Ama biz maddelerce ayrıca bu haramlığın veya farziyetin hikmetlerini de anlatırdık.

Acaba şükret! emrine hikmet sormadan Allah istediği için şükretmek gerekir denebilir miydi? Valla öğrenci öğretmen oldu dedi bunu.  Biz de öğrenmiş olduk ve dua gibi şükrün de bir ibadet emri gibi algılanması gereğini düşündük. Çünkü dua ile isitendiği ve ihsan edildiği gibi şükürle de nimet istenmiş ve arttırılmış olacaktır.

“2″ dedi başka bir öğrenci ve bu kadar nimetler veren Allahımıza şükretmemiz bir teşekkür etmemiz gerekmez mi hiç!

Öğretmen durdu sordu: Ne gibi nimetler bunlar ve ne gibi özellikleri var sizce?

Tabiat kitabının özelliklerinden hayvan ürünlerine vücudumuzdaki güzelliklere kadar bir dizi örnek sayıldı ve şu düzenleme sonucu şu nimet özellikleri belirlendi; tahta, beyni fırtınaya tutulmuş bir ressamın çizgileriyle karman çormandı onu da hatırlatalım :)

1-Allahın verdiği nimetler peşindir. Tiyatral örnekler öğrencileri çok etkiler tebessümle izlerken tebessümle de kalplerine zihinlerine öyle işlerler benimseyerek; mutludurlar çünkü ve mutluluk hep arzulanır peşinden koşulur ve bilgi en büyük mutluluktur…

Evet peşin vermiştir Allah çünkü dersiniz bir yaşımda bir parmak ikinci yaşımda ikinci parmak…  onuncu yaşımda son parmak çıksaydı fidanda sürgün çıkar gibi ellerimde… nasıl olurdu çocuklar?…

2-Allahın verdiği nimetler karşılıksızdır. Söz gelimi su faturası gelir gibi bulutlardan yağmur hesabı elektrik faturası gibi güneşten bir elektrik hesabı gelmiyor kesilmiyor.

3-Allahın verdiği nimetler çok çeşitlidir. Sadece sorun sonra örnekleri dinleyin

4-Allahın verdiği nimetler çok sayıdadır. Ohoo öğretmenim hangi birini sayacaksın diyecektir biri atılarak!

5-Allahın verdiği nimetler çok değerlidir.

Belli bir notkaya geldiğinizde gerçekten bir fırtınaya yakalanmış gibi hissediyorsunuz kendinizi ve kendinize hakim olamıyorsunuz adeta sınıfça uçuyorsunuz ve kimse durduramıyor sizi…

Öğretmen dikkat çekti

Sustu donakaldı bir noktaya bakakaldı… :)

Ve sınıf da… ama istisnasız tamamı…. ve uzunca bir süre…

(siz bir an gelip sustuğunuzda, sınıfınızın da size bağlı olarak hem de uzunca süre sessiz kıpırdamadan tıp demiş gibi dut yemiş gibi beklediğini görebiliyorsanız çok farklılık ortaya koyabilmişsiniz, yapılandırıcı eğitimin ruhunu yakalamışsınız demektir. Yani yapılandırıcı bu eğitime eğitim hipnozu dense uymasa da bir fikir verebilir sanırız.)

Öğretmen yavaşça o gözlerle birlikte yürüdü usulca kapıyı açtı dışarıya baktı gelin gelin getirin dedi sınıfa doğru çekilerek dökün çuvalları şuraya…

…………………………

Tamam sağol dedi yolladı çuvalları getireni ve döndü heyecanla şaşkın bekleyen öğrencilere: Çuvallarda ne vardı biliyor musunuz?

……………………..

Altın!…

……………………..

Kim bu çuvallar dolusu altın karşılığında ellerini veya gözlerini vermek ister?

Bütün yüzler buruştu adeta tiksindi ve anında başlar yana sallandı reddettiler bu teklifi…

İsterseniz kollarınızın yerine kartal kanatları ellerinizin yerine aslan pençeleri takalım deyin imkansız razı edemeyeceksiniz muhataplarınızı.

Bir salkım üzüme getirin isterseniz konuyu ve yeryüzünde üzüm yok sadece tablosu var deyin. Ve şu çuvallar dolusu altını verseydiniz acaba bir salkım üzüm elde edebilecek miydiniz diye sorun? Yine hayır!… Hayır!…

Bu kadar değerli işte Rabbimizin verdiği iki göz ve iki dane üzüm….

Değil mi üzüm gözlüm!…

Evet Üzüm Gözlü bir öğrenciydi O!…

Öğretmen, işte bunca özellikleriyle bunca nimeti verene karşı şükür gerekmez mi, teşekkür edilmez mi bunun için dua ve ibadet gerekmez mi dediğinde, konunun “Nasıl şükür etmeliyiz?”, “Şükür olarak ibadet gerekmez mi?” sorularının içinde bulunduğunu birden  farketti.

Bunu dile getirmesiyle tahtaya yönelmesi de bir oldu

Bugün “Altın Günü” idi adeta…

Altın çocukların altın günü…

24 Altın diye yazdı öğretmen ve sustu…

Yine bir sessizlik!…

Bütün o üzüm gözlümler tarandı, tekrar tarandı…

Öğretmen tam konumuzun bu yerinde tam sözün bu noktasında bununla neyi kastetmiş olabilirdi?

Var mı fikri olan?…

Ve evet!

O Üzüm Gözlü kız kalktı ve dedi ki

“Öğretmenim!… 24 altın Allahımızın bize verdiği 24 saatimizdir. Bunun bir saatini ibadetimiz için ayırmamızı istemektedir, karşılığında cenneti verecektir.”

………………………………

Sözün bittiği yer deyimi televizyonlarda tartışmalarda söylemlerde o kadar sıkça geçiyordu ki… Bir anlam ifade ediyordu elbette. Ama realitesi burda yaşanıyordu şimdi.

Sorulmadı öğrenciye şu an mı bu aklına geldi bu, yoksa  evinde çevrende mi bu benzetmeyi duydun diye… Sorulmadı çünkü ne farkederdi ki!… Çünkü sadece “10 yaşında şu masuma bakın!”  denebilirdi ancak her iki durumda da!…

“3″ dedi başka bir öğrenci Şükür nimetleri bereketlendirir arttırır, bu yüzden gereklidir.

ŞÜKÜR NASIL OLUR? sorusu planımızda yoktu bir öğrenci gündeme getirdi

Yine öğrencilerin verdiği  cevaplar arasında en ilginç olanlar şunlardı:

Allaha iman etmek onu tanımak ve ibadet etmek en büyük şükürdür.

Konu Allahın nimet olarak verdiği mala mülke yeteneklere, ele dile kulağa göze ayağa geldiğinde çok latif bir yorum çıktı ortaya.

El ve dil simge olarak alındı ve Bu elin bir şükrü olmalı bu dilin de. Onları güzel şekilde helal yollarda insanlara iyilikler yapma yolunda kullanmak onun gerçek şükrünü yerine getirmektir, aksi durum bu nimetlere nankörlük olur.

Ve değişik platformlarda dile getirilen şu müstesna kaziyye basitce ifade edildi.

HER NİMETİN ŞÜKRÜ KENDİ CİNSİNDEN OLMALI…

08.10.2009 5.SINIF ÖĞRENCİSİNDEN ŞOK FİKİR VE DÜŞÜNCELER!… ( :) ” Şok şok şok!”, “Şok haber!”, “Flash gelişme!” der gibi… Evet evet vallahi bizce öyle dostlar!.. Bu şok haber nice çaput güncel habere bin basar!)

(Demiştik ki bir öğrenciyi bir tebessümle kazanabilirsiniz bir başka öğrenciyi kaplumbağanın yumurtasına bakmadaki sabrına benzer bir sabırla bir sene beklemekle!…

Anladık ki fikir ve düşünce üretme yorum yapma konusunda da bu kuram gecerliymiş.  Çünkü geçen sene 4.üncü sınıftaki bu öğrenci sınıf öğretmeninde de derse giren öğretmende de aynı izlenimi bırakmıştı; sessiz sakin uyumlu ama durağan pasif donuk katılımı olmayan düşünce üretemeyen bir öğrenci!… Deyim yerindeyse ilk kez bu derste patladı sanki! Çünkü durumu rapor ettiğimizde öğretmeni de şaşırmıştı)

Konumuz Allahın varlığı birliği konusu idi. Şu sorulara cevaplar araştırın diye yazdırılıyordu.

Hani o ders kitabı, bütün kitaplar, anne baba gibi insan kaynakları, internet ve kendi fikir ve yorumlarınız dediğimiz 5 KAYNAK’tan…

1-Allahın varlığını nasıl kanıtlarsınız?

2-Allahın birliğini nasıl kanıtlarsınız?

3-Allahın muhtaç olmamasını nasıl kanıtlarsınız?…. derken öbür iki soruya daha geçmeden öğrenciler minik ellerini kaldırmaya başlamıştı bile…

Öğretmen “Hayır! cevaplar haftaya!” demedi, diyemedi, diyemezdi de…

Çok iyi biliyordu ki anlık gelen hem de bu katışıksız safiyane zihinlere gelen şimşek fikirler elektrik gibi çarpabilirdi ve evet öğretmeni de öyle çarpıvermişti.

Hem de bu durağan görünen bu çocuk bunu nasıl diyebilmişti!…

Daha başkaları da çarptı şimdilik o çarpanın sözünü diyelim siz isterseniz üzerinde düşünün bir!…

“HER ŞEYİ YARATANIN BİR ŞEYE İHTİYACI OLMAZ Kİ MUHTAÇ OLSUN! ÇÜNKÜ ZATEN HER ŞEYİ VAR!”…

Diğer sorular da şöyleydi:

4-Allahın bir şeye benzemediğini nasıl kanıtlarsınız?

5-Görünmemesini nasıl açıklarsınız?

6-Allahın Zati Subuti sıfatları ve anlamları nedir?

………….. devam edecek

07.10.2009 SINIF BAŞARISININ BİR SIRRI BUGÜN ÖYLESİNE KENDİNİ GÖSTERDİ Kİ!

İÇTENLİKLE COŞKU RÜZARI ESTİRMEYE DEVAM EDİNCE DİRENECEK BİR ÖĞRENCİ KALMAYACAKTIR!

Daha önce derse giren öğretmenlerden durum raporu alındığı bunların velilere sunulduğu sonra gelip sınıfta öğrencilere duyurulduğu konusuna işaret edilmişti.

Hemen hemen bütün öğretmenlerin bir sınıfta üzerinde durdukları banko bir diyebileceğimiz tek öğrenci vardı. Sempatikti yakışıklıydı kibardı ne var ki derslerde hiper aktifliği asla durmuyordu. Babası psikologa da götürüyordu. Bu durum, durum raporlaşmasına rağmen öğretmenlerin bu öğrenci hakkındaki şikayetleri da sürüyordu.

Sınıf Öğretmeni oldukça hüzünlenmişti. Yıkılmazdı ayaktaydı ama insandı hüzünleniyordu.Ve bilinmezdi hüznün dua gücü ve etkisi neydi. Çocuğun babası gelmişti, diğer branş öğretmenleri de vardı. Hüzünlü öğretmen  “Arkadaşlar! Artık sabır modundayız!..” dedi.

Rehberlik dersine girdi  hiç bir olumsuzluktan söz etmedi sadece ve sadece ders desteği sağlayacak olan ve ders desteği alacak öğrencilerin durumlarına yöneldi. Mesela matematik öğretmeninin bu ilgilenme karşısında ders veren öğrencileri övdüğü dile getirildi. 10 a yakın destek veren  öğrenci 10′a yakın destek alan öğrenci arkadaşına ders konularında yardımcı olmuştu bir haftadır, veliler memnundu.

Öğretmen öğrencilerin bu sahiplenmesi karşısındaki sevincini coşkusunu dile getirmek istiyordu, tek tek öğrencileri kutlayamazdı önde oturan o bizim en çok şikayet alan yerinde duramayan öğrenci vardı. Öğretmeni her ne kadar sabır modundayım dediyse de; elini uzattı sınıf  adına arkadaşınızı kutluyorum dedi yanaklarından öptü.

Bir sessizlik oldu…

Zil çaldı.

O öğrenci geldi.

- “Söz veriyorum dedi”

?……………………….

-Hayrola dedi öğretmen konu nedir?

- Söz veriyorum dedi yerinde duramaz ve o kulakları az kızarmış haliyle  yine… Söz veriyorum artık hiç bir öğretmenimi üzmeyeceğim ve sınıftaki arkadaşlarım gibi ben de bir arkadaşımdan hem ders alacağım hem başkasına vereceğim!

!………………………..

- Belki cinliğin :) zamanı değildi ama öğretmen omuzundan tuttu bazı öğretmenlerin de bulunduğu odaya beraberce girdiler,  sözlerini tekrarlaması rica edildi tebessümle ve o aynı coşkuyla sözlerini tekrarladı.

Öğretmeni saçlarından öptü tebrik ve teşekkür etti.

:)   “Siz sonrasına bakın!” demeyin sakın;  kulaklarımız sağır bu konuda!…

Çerçeveyi bırakın siz tabloya bakın

Çünkü bu tablo bile bir ömre bedeldi inanın!…

Belki yarım yamalak taklidi özveriyle işin ucundan tutarak iki üç haftalık bu tarz bir ilgilenmenin, bir öğrencide meydana getirebileceği hareketlenme bu olacaksa beyler!… Afedersiniz ve de Hanfendiler!…

Tam hasbilikle ve yılmadan aylarca gergef işler gibi ilgilenenlerin meydana getirebileceği dalgalanmaları düşünebiliyor musunuz?

Ha bir sınııfta…

Ha bütün yeryüzünde…

07.10.2009  BAŞARININ BİR SIRRI DA…

KENDİNİZİ ÖĞRENCİ YAPIN ÖĞRENCİLERİNİZİ ÖĞRETMEN! ROLLERİ BİR DEĞİŞİN!

4.Sınıftayız.

Geçen hafta kim neyi seviyorsa kendini nasıl ifade etmek istiyorsa etsin, verdiğimiz konu “Besemele” yi o şekilde ifade etsin denmişti ya! İki öğrenci şiir okudu bir öğrenci flütüyle Cem Karacanın Allah Yar yar parçasını seslendirdi, öğretmen bile mırıldandı :)

Ardından da besmele konulu bir ilahiyi bir öğrenci seslendirdi. Bütün sınıfta çıt çıkmıyordu -ne kadar oturur bu kavram- vecd içinde dinliyorlardı. İlahide besmelenin yemekte başta zikredilecek ve sonda şükrü gerektiren yönleri dile getiriliyordu o ilahide.

Evet o günkü Besmelenin sunumunu öğretmen olmuş da sanki bir öğrenci belirliyordu.

Ve yeni bir öğretmenlik teessüs ediyordu öğretmen öğrencilği gibi; Öğrenci öğretmenliği…

İsmi kondu :Zikir fikir şükür öğretmenliği.

1-”Zikir” kelimesi yazıldı açıklandı. Her işe özellikle yemeğe başlarken Besmele çekilir, Allahın adı anılır.

2-”Fikir” kelimesi yazıldı tanımlanmadı boş bırakıldı. Öğrenci kendince nasıl dolduracaktı…

3-”Şükür” kelimesi yazıldı boş bırakıldı. Öğrenci dolduracaktı.

Fikirler üretildi, sınıf fikir üreten sınıf olarak ilan edildi. Yazılmaz ki bu; o yüzleri görmeniz gerekliydi.

Zil çalmadan önce Besmele dersi şu şekilde biçimlenmişti

1-”Zikir” Her işe özellikle yemeğe başlarken Besmele çekilir.

2-”Fikir”

- Yerken içerken o nimetin Allah tarafından verildiği düşünülmeli öğretmenim! Var mı bir itirazınız? Bu cümleyi öğretmen değil öğrenci söyledi bunu.

- Yerken içerken yoksullar düşünülmeli öğretmenim! Ya buna bir itirazınız?

- Öğretmen şunu ekledi: Bir lokmanın hikayesini düşünün.

Hangi yollardan geliyor ne zorluklarla oluşup masasına konuyor. Ve çiğnemek yutmak hazmetmek vücuda yararlı olması için hangi işlemlerden geçiyor? Geçmişiyle geleceği ile bir lokmayı Allahımız nasıl hazırlattırıyor.

- Öğretmen şunu da ekledi: Mide sarayında vezir var Dil kapıcısı acı tatlı ekşi tuzlu kontrol eder lezzet tartar o vezire yollar. Mide ihtiyacını aldıysa dil faaliyetini durdurur. Yoksa rüşveti de çok sevebilir lezzete aldanır mideyi tıka basa doldurur, sağlığı zarar görür.

- Bu dilin öyle bir vazifesi daha var ki vezire yollamadan önce sultana arzeder. Beyine mesaj gönderir ve bu saydıklarımızı düşündürerek onu sonda sultanlar Sultanına şükre teşekküre hazırlar.

Aksi takdirde mesela o güzelim allı pullu kiraz beyinde işlenmeden gerçek anlam ve tadını bırakmadan mideden aşağılara bağırsaklara malzeme olarak kalacaktır. (Not: Tabi ki anlatım daha tiyatral idi)

3-”Şükür” Yemekten sonra Elhamdülillah şükür ya Rabbi çok şükür, Allah bereket versin, Allah ziyade etsin, Allah olmayanlara da versin gib hoşça dualar edilir dendi.

Ve bir öğrenci kalktı bunlar yetmez ki olmayanlara yardım etmeli paylaşmalı dedi.

Bereket kaynağı besmele ile başlayan her iş gibi Besmele dersi de bir başka verimli olmuştu.

01.10.2009 MİNİKLERİN COŞKUSUNDA BULUŞUN SİZ DE BÜYÜYÜN

Bu cümleyi yazdıranlar 4. sınıf öğrencileri ve BESMELE’yi okuyup manasını şaşırmadan söyleyebilmek için telaştan yerinde duramayan ve “RAHMAN VE RAHİM OLAN ŞEFKATLİ CÖMERTÇE SEVGİ İLE DAVRANAN ALLAHIN İSMİYLE BAŞLARIM” demeye çalışan bir yavrunun heyecanı…

Sanki o telaş ve heyecan öğretmenine sıçramıştı

Aldı sazı sözü ama, ne diyeceğini tam bilemiyordu, nasıl anlatsındı Allahın bizi çok sevdiğini ve O’nu çok sevmemiz gerektiğini o sütten saf tertemiz masum bilinçlere…

“Anne” geldi o an hatıra.

Evet ya, hani Allah Rasulü Bedir esirleri arasında kaybettiği yavrusunu bulabilmek için bir oraya bir oraya koşuşturan anayı hüzünlü gözlerle izlememiş miydi? Yavrusu bulduğunda sanki kaybettiği ciğerini kalbini yerine takıyormuşçasına yavrusunu bağrına basışını görüp Ashabına gösterip:

- “Bu anne bu yavrusunu ateşe atar mı?”

- Atmaz ya Rasulallah!

- “Allah bu anadan daha merhametlidir, kullarını cehenneme atmak istemez” dememiş miydi.

Besmele Annede annenin minnacık yavrusunda anlamını bulacaktı Rahman Rahim isimlerle demek ki.

Öğretmen tahtanın ön kısmını deyim yerindeyse sahneyi, sanki perde önünde tiyatro izleyen seyircilere sunuyor gibi tavır alarak:

- “Anne!” diye seslendi pencereye doğru bakarak.

- “Üşüdüm üstümü örtsene anne!” (:) Bu noktada kendi rolünüz sizi de ağlatabilir tedbirli olunuz )

Alanın öbür tarafından yeni bir sahne başlamalıydı.

- “Baba okulda karnım çok acıkıyor harçlık verir misin! Ayakkabılarım eskidi baba yenilerini alabilir misin”

Ve abla abi dede anneanne babaanne gidiyordu sahneler!…

-”Öğretmenim bana ışık olur musun, gönlümü sevgiyle zihnimi bilgiyle hayatımı güzel davranışlarla doldurur musun?”

demeye geliyordu sıra…

Bu noktada durarak soruyorsunuz.

-”Her isteğimize koşmaları her ihtiyacımızı karşılamaları anne babamızın öğretmenimiizin bizi sevdiğini gösteriyor değil mi?

-”Eveeeeeeeeeeeeeeet!

-”Kimbilir sizler de onları ne kadar seviyorsunuzdur”

-”Canımız kadaaaaaaaaaaar!”

Ardından benzeri sahneleri tekrarlıyorsunuz tek kişilik eğitim tiyatronuzda, rol kesiyorsunuz gönlünüzü akıtarak evlatlarınız için.

-”Rahman Rahim Allahım! Ele göze kulağa dile ayağa vücudumdaki her zerreye çok ihtiyacım var”

-”Rahman Rahim Allahım! Güneşe yağmura buluta toprağa bütün ürettiklerine ne kadar da muhtacım!”

Ellerimizle yokluyoruz görüyoruz ki her bir organımız tastamam yerinde duruyor, yağmur düşüyor yiyecekler topraktan çıkıyor; teşekkür ediyoruz bizi sevip her ihtiyacımızı verene.

Rahman Rahim Rabbimiz hem sınırsızca hem peşin hem zamanında hem her çeşidiyle hem de karşılıksız her şeyimizi tastamam vermiş, hamdolsun şükürler olsun.

Hep birden sınıfça koro oluşturuyorsunuz, okulu değil belki ama gök kubbeyi çınlatıyorsunuz

-Teşekkür ederiz Allahım! (Minik dualar ilahisi bu noktada dinletilebilse hoş olurdu!)

Bismillah deyip sınıf sahnesine atınca öğretmen kendini kendini bulur.

01.10.2009, BUGÜN BÜYÜK BİR KEŞİF YAPTIK BAŞARI VE MUTLULUĞUN SIRRINI BULDUK :)

Sınıflarda koridorlarda bahçede koşuşuturan siz öğretmenlerin, bir sandalyeye ilişmesine evine gelip uzanmasına rağmen belinin sırtının ağrıları geçmiyordu beline bir şeyler doladı ve bir köşeye çekilip ya günüm verimsiz sevimsiz çakırkeyif koltukta ayaklar uzatılmış ağrısız sızısız olarak geçseydi gerçek ağrı sızı o olmayacak mıydı diye düşündü hamdetti…

Çünkü bir 7′inci sınıf öğrencisi yerinde duramıyordu yorgun argın derste ayakta durmaya çalışan öğretmenini nasıl da izliyormuş meğer; ne zaman çıkacak avlayacağım diye avını bekleyen bir kedi hassasiyetiyle hayran hayran izlerken, dayanamadı kalktı dedi:

“Üç okul gezdim böyle ne bir öğretmen ne bir ders işleyişi gördüm!”

Sırrı çözen bu ve benzeri öğrencilerdi.

Onu konuşturan O öğretmen değil siz öğretmenlerdeki iç ve dış o coşkuydu!

Haliniz en büyük öğretici oluyordu demek o saf dimağların dünyasında…

Devam dostlar ağrılı sızılı muallimliğe devam!…

Bir gün oraya yatıracaklar kimse rahatsız etmeyecek ayaklarınızı bile uzatabileceksiniz; berzah boyu dinlen babam dinlen!...

>> 2009-2010 GÜNLÜK ÇALIŞMA VE UYGULAMALARIN TAMAMI

Uncategorized kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

2009-2010 ÇALIŞMALARI

2009-2010 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI AÇILIMLAR YILI

İL VE İLÇE MÜDÜRLÜKLERİNİN VE OKUL MÜDÜRLERİNİN ÜZERİNDE DURDUĞU ÖNEMLİ YENİ KONU VE UYGULAMALAR

- Her öğretmen aktif olarak gün boyu öğrencilerle birebir yakından ilgilenecek, özellikle sınıf öğretmenleri öğrencilerini ve aile durumları çok iyi etüd edecek, not tutacak

- Okullarda “Bireysel eğitim destek odaları” tahsis edilecek, öğrencilerle iletişim sürdürülecek sorunlarıyla ilgilenilecek, anlamadığı konular irdelenecek, her ay bireysel eğitim raporları hazırlanacak, öğrenci dosyaları tutulacak

- Ev ziyaretleri yapılarak öğrencilerin davranış durumları ve akademik başarıları takip edilecek geliştirilecek, ziyaretler tutanakla kayıt altına alınacak

- Velilerle tanışma ve kaynaşma toplantıları düzenlenecek, ikramlar yapılabilecek

(Not: Yıllardır uygulanması için öneriler sunulan bu gibi konuların MEB tarafından tamim edilmesi sevindiricidir.

Öğretmenlerin gayretleri, ülke çapında başlatılan açılımları güçlendirecek, evrenselleştirecektir).

UYGULAMALARIMIZ YERİ GELDİKÇE BURAYA EKLENECEKTİR uygulanmayacak olan ise asla eklenmeyecektir

Seminerler sürerken öğretmenler yapacaklarını şimididen planlamalı düzenlemeli aralarında ciddi müzakereler yapmalı, her öğrenciyi bir tablo gibi kabul etmeli, ona baktıkça yeni derinlikler keşfetmeli…

Bu yeni açılımlı eğitim öğretim yılında bir kaç öneri:

Mesela “ÜÇ RAPOR” laşma uygulaması

1-SINIF ÖĞRETMENİ-ÖĞRETMENLER RAPORLAŞMASI

Özellikle Sınıf öğretmenleri için: HAFTALIK RAPOR alışverişi…

Her BRANŞ ÖĞRETMENİ ilk hafta girdiği sınıfların genel durumu ve ilgili-ilgisiz-çok ilgili-çok ilgisiz-kişisel veya ailevi sorunu olan-sorun çıkarabilen öğrencileri belirleyip sınıf öğretmenine rapor etmeli, neler yapılabileceği konusunda davranış birliği belirlemeli, sınıf öğretmenleri de bıranş öğretmenlerini gerekli öğrenciler konusunda uyarmalı.

Her SINIF ÖĞRETMENİ BRANŞ ÖĞRETMENLERİNE tek tek sorup her hafta sonu sınıfıyla ilgili bilgi ve değerlendirme almalı.

Bu haftalık öğrenci raporlama işi her hafta tekrarlanmalı ve her hafta sonu sınıf öğretmenleri Rehber öğretmen eşliğinde bir araya gelip durumu gözden geçirmeli… Tedbirler alınmalı gerekli görülen öğrenciler için “Eğitim destek odası” görüşmeleri ve “Ev ziyaretleri” gerçekleştirilmeli…

Ve Müdür yardımcıları, Rehber Öğretmenler, Psikolojik danışmanlar bu işlere öncülük yapsalar kendilerini şu millet evladına bir adasalar ne güzel olur?

:) ne zor iş di mi!… Hadi 15 günde bir bilemediniz ayda bir bu iş ciddi yapılsa!…

Bu zoru üstlenecek öğretmenler gelmeli artık!… Okulunu evi gibi kabul eden kimi zaman evine gitmeyi unutan!…

2-SINIF ÖĞRETMENİ-VELİLER RAPORLAŞMASI

Hangi öğretmen bu işi göze alabilir bilemeyiz ama deneyenler nasıl etkili olduğunu göreceklerdir. Velilere cep numaranızı veriyorsunuz; söz gelimi cuma ve cumartesi günü akşamları diyelim 20.00-23.00 arası arayabilirsiniz diyorsunuz ya da siz çaldırıyorsunuz onlar arıyorlar.

Mail adresinizi vererek de bu işlevi sürdürebilir misiniz bilemiyoruz. Ne var ki yakın gelecekte MEB, öğretmen-veli görüşmesinin MSN yoluyla gerçekleştirilmesi yolunda da bir genelge yayımlarsa şaşmayınız…

Ne görüşüyorsunuz peki? Yukarıda öğretmenler arası haftalık öğrenci raporunun düzenlenmesinden paylaşılmasından söz etmiştik burada da velilerle periyodik olarak haftalık karşılıklı öğrenci raporlaması yapmış olacaksınız.

Yani öğretmen bir haftanın okuldaki öğrencisini velisine, veli de bir haftalık evdeki çocuğunu öğretmene genel hatlarıyla raporlamış ve varsa karşılıklı olağan dışı bir gelişmenin farkına varmış olmaktadırlar. Bu arada velileri çocuklarına nasıl davranmaları gerektiği konusunda uyarmanız da yerinde olacaktır.

Siz bir ray veli bir ray çık oğlum-kızım sırtıma lokomotif ol vagonlar bul yürü diyeceksiniz şimdi !…

Bu periyodik olmaz da gerekli durumlarda olur yine faydalı olur.

Zira öğrenci genel itibariyle ailesinin ve öğretmeninin farkında olmadığı bir davranışı sürdürebilmekte aile ve eğitimci ilgisizliği sürdüğü sürece de bu tutum öğrencide alışkanlık haline gelebilmektedir.

Bu, en azından öğrenciye “Öğretmenim ve anne babam benimle ilgileniyor!” mesajını doğrudan vermiş olacaktır.

Hiç bir sorun söz konusu olmasa bile sadece “Öğretmenin aradı selamı var!” denmesini ve öğrencinizin sınıfta size bakışının farklılaşmasını görmek istemez misiniz?

Sınıf öğretmenleri derste problem çıkardığını belirlediği öğrenciler hakkında idarecilere sınıf öğretmenlerine velilere yapacakları şikayetler, veliyi çağırıp şikayet etmeler, tutanak hazırlamalar, Rehber öğretmene havale etmeler noktasında harcayacakları enerjiyi bu gibi iletişimlere yönlendirseler inanın hem daha baştan çok şeyi önlemiş önlemini almış hem de daha çok verim almış olurlar mutlu ederler mutlu olurlar.

3-SINIF ÖĞRETMENİ-ÖĞRENCİLER RAPORLAŞMASI

Şu öneriye bar kaç öğretmen itiraz etti. “ÜÇ R” yöntemi uygulansa! Yukarıda ikisi geçmişti; birisi öğretmenler arası öğrenci raporlaşması ikincisi velilerle öğretmenin raporlaşması… Üçüncüsü -ki itiraz edilen budur- Öğrencilerin raporlaşması…

Otokontrol mekanizmasına benzer bir uygulama. Öğrenciler sınıflarını kendileri denetleme becerisi nasıl kazanır? Gerek davranış bozuklukları konusunda gerekse akademik başarı açısından söz gelimi 30 kişi son derece iyi niyetle ve hoş uslup ve yaklaşımla sınıf huzurunu bozabilen (öğrencilere kişilere-kişiliklere karşı değil) davranışlara karşı duyarlı olsalar, yerinde tepki verseler. Derslerine yeterli hassasiyeti göstermeyen arkadaşlarını ikaz etse motive edici tutum sergileseler. Birinci kademedeki küme çalışmalarınde olduğu gibi mi olur, bire bir aralarında kardeşlik dostluk hani kankalık kurar gibi eşleştirme şeklinde mi olur…

Haftalık sınıf raporu tutsa başkan başkan yardımcısı ya da demokratik bir seçimle görevlendirilecek ya da öğretmenin belirlediği öğrenciler tarafından sınıfın nabzı haftalık olarak tutulsa, sınıf öğretmenine rapor edilse…

İtiraz noktası burası… Öğrenci öğrenci arkadaşını jurnallemiş ihbar etmiş mi olur? Aralarında bir husumet mi çimlenir? Rehber öğretmen Psikolojik danışmanlarla görüşülmesi gereken bir teklif bu…

Bu yaklaşımın olumlu yanları var mı? Akla ilk gelen nedir? Erken yaşta çocuklarımızın çevrelerine karşı duyarlı olma, egosunu aşma-ben ama o da olmalı deme, olumsuzluklardan başarısızlıklardan rahatsız olma vicdani duyarlılık içinde arkadaşının derdiyle dertlenme, empati kurup olumsuz durumdaki arkadaşı için endişelenme nasıl yardım edebilirim sorgulamasını kazanma!… gibi mesela…

Öğretmenler arası bu tartışmadan şöyle bir öneri de kabul gördü ama en azından!… Sadece idarecilere değil, sadece öğretmenlere değil ve tabi ki sadece velilere de değil… Öğrencilere de iş düşmeli, sorumluluk paylaşlmalılar, paylaşmasını öğrenmeliler; eğitime yönelik bunca çabanın merkezindeki odak noktası esas obje onlar olduğuna göre, onlar da harekete geçirilmeli yöntemince…

Büyük ihtimalle ilk aşamada her hafta söz gelimi rehberlik dersinde veya uygun bir zamanda genel olarak sınıfça,

uygun durumlarda başkana da ve ilgi düzeyi yüksek çokça öğrenciye de sorularak sınıftaki başarılı tutum ve davranışların irdelenmesi sağlanmalı, paylaşılmalı tebrik ve teşvikte bulunmalı…

Söz gelimi Fen öğretmeniniz ilginizden memnun kaldı mı? Nasıl karşıladı katılımınızı?

Nasıl türkçeden dersi iyi dinleyebildiniz mi? Beğendiğiniz aklınızda kalan bir kısmını paylaşmak ister misiniz?

Matematikte anlamadığınız konu oldu mu, hanginiz bunu öğretmeninize sordunuz gibi hatırlatmalar etkili olabilir.

Herhalde daha bir kaç hafta geçmeden, bu ilgilenmeler, aferinler, takdir etmeler karşısında öğrenciler, daha sormadan kendileri sınıftaki davranış ve ders konularındaki başarılarından söz etmeye başlayacaklardır.

Ve sınıftan aldığınız bu haberleri gidip hemen anne babalarına yetiştirseniz :) hani o öğretmen veli haftalık telefon raporlaşmasında sıcağı sıcağına ya da normal bir görüşmede…. kimbilir neler olur neler!..

Bu tutum bütün öğretmenler tarafından benimsenir koordinasyon içinde tatbik edilebilirse zaten olumsuzluklar, olumlu bunca yaklaşımlar arasında kendiliğinden yok olacak daha doğrusu belki de yeşerme hatta oluşma fırsatı bulamayacaktır.

-Ohoooo!… Bunca sorunum, bunca iş güçüm arasında bütün bunlarla nasıl uğraşırım ben!..

-Demek her şeyi elinizin tersiyle itiyorsunuz öyle mi?

-Nasıl yani?

-E siz öğretmen değil miydiniz ve her şey eğitime bağlıydı hani :)

-Tamam peki bunca şeyi nasıl takip edebilirim aklımda nasıl tutarım?

-Cebinizdeki çantanızdaki o akıl defterinizi unuttunuz!…

…. Öğretmenler haydi!.. Tam zamanı… Öğretmenlik yapma zamanı!…

Uygulama zamanı gelince durum paylaşılacaktır

09.09.2009

>> DEVAMINI MUTLAKA OKUYUNUZ!..

Uncategorized kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ

Ezberci değil yapılandırıcı eğitim

CAHİT SITKI TARANCI ŞİİRİYLE BİR DİN KÜLTÜRÜ DERSİ >>>

Allahı ararken Cahit Sıdkı Tarancı 8-B Damla-Mert

Talealbedru hem okul hem mescid

——————————————————————————————————————

DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ

İlk kavram insanın aklına, zihnine, düşünce ve bilgi dünyasına işaret ettiği gibi, tarihine harsına milli değerlerine ve toplumsal yapısına da farklı pencereler açıyor.

İkinci kavram ise daha çok içe yönelik olarak kalp hayatına, duygu ve düşünce gelişimine, davranış yönetimine, karaktere ve ahlaki yapıya hitap ediyor.

Anlaşılıyor ki içi ve dışıyla kalbi ve aklıyla, dürüstlüğü, becerileri ve sistemli çalışmalarıyla başarıya koşabilecek, milli değerlerine sahip çıkacak, yaşatacak aynı zamanda iki boyutlu mutluluğu elde edip insanlığa da bunu takdim edebilecek nesillerimizin yetişmesi adına Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersleri önemli bir misyon üstlenmektedir.

Konunun önemli bir boyutu da şudur: Özellikle bütün öğretmenlerimiz ve bir gruba topluluğa bir şeyler anlatanlar bilirler ki, dinleyenlerin zaman zaman değerlendirme yapmaları ya da sorular sormaları, genel olarak konuların farklı şekilde yorumlanmasına yeni düşüncelerin fikirlerin ortaya çıkmasına sebep olabiliyor. O kadar ki bir nüveden koca bir ağacın çıkması gibi bazen minnacık bir yavrunun masumane bir kaç sözü sizin deryalara açılmanız için maya damlalar haline dönüşüveriyor. Bu anlamda derslerde ortaya çıkan yeni ve orjinal değerlendirmelerin paylaşımı adına bu paltformun faydalı olmasını dileriz.

İlgilenenlerin yazı yorum ve soru göndermeleri ve bunların da buraya eklenmesi mümkündür.

Yeni dönemde 4-8 sınıf derslerinin, Yapılandırıcı eğiüim Aktif öğrenme Çoklu zeka yöntemleri ışığında,  haftalık performans dökümanları çalışmasıyla, öğrenci-aile-öğretmen işbirliği ve farklı yorumlarıyla işlenmesini, orjinal spontone uygulamaları  buradan takip edebilir katkılarda bulunabilirsiniz.

(Önceki yıllarda  9.,10.,11. sınıf derslerinde uygulanan veya ortaya çıkan farklı değerlendirmeleri düşünce prizması başlığında, öğrencilerin ders notlarına bakışlarını ifade eden anketleri de öğrenci başlığında bulabilirsiniz).

NOT: ZİYARET SAYISI

Doğrusunu söylemek gerekirse 4 bini aşan ziyaret beklemiyorduk. Geçmişe yönelik Mütevazı çalışma örnekleri sunmakla yetinmek istemiştik. Bu ilgi eski uygulama örneklerini çoğaltmaya yeni günlük uygulamaları da eklemeye yöneltti. Umarız yararlı olmaktadır. Göndereceğiniz belge ve bilgiler burada değerlendirilebilir. Teşekkür ederiz

Uncategorized kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;